Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin gäfgen kararı bağlamında ceza muhakemesinde işkence tehdidi ile elde edilen delillerin kullanımı sorunu

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

2014

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Türkiye Barolar Birliği

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2010 yılında vermiş olduğu Gäfgen v. Almanya kararı ile ceza muhakemesi alanında bitmek bilmeyen bir tartışmayı, daha da içinden çıkılmaz hale getirmiştir. On bir yaşındaki bir çocuğun hayatını kurtarmak saikiyle, şüpheli Magnus Gäfgen'den işkence tehdidi ile alınan ikrardan yola çıkılarak elde edilen delillerin, şüphelinin ikrarının doğrulanması için kullanılmasının, yargılamanın adilliğini etkileyip etkilemediği hem Alman Mahkemeleri hem de AİHM tarafından tartışılmıştır. Sonuçta hem ulusal mahkemeler hem de AİHM, şüpheliden işkence tehdidi ile alınan ikrarın hukuka aykırı olduğunun ve bunun yargılamada kullanılmayacağının, şüpheliye yargılama başlamadan önce bildirildiğini; buna rağmen şüphelinin kendi isteğiyle ikrarda bulunduğunu, hukuka aykırı olarak alınan ikrardan yola çıkılarak elde edilen maddi delillerin yalnızca şüphelinin hukuka uygun olarak verdiği ikrarlarının doğruluğunun denetlenmesinde kullanıldığını ve bunun yargılamayı adil olmayan bir hale getirmediğini belirtmişlerdir. Bu kararın hukuka uygun olduğu yönünde görüşler olmakla birlikte; bunun karşısında her durumda hukuka aykırı delil kullanılmasının yargılamayı adil olmayan hale getirdiğini savunan görüşler de bulunmaktadır. Makalemizde kararın detaylı bir analizi yapılmak suretiyle, esas olarak bu iki karşıt görüş inceleme konusu yapılmakta ve sonuç olarak kendi görüşümüz belirtilmektedir.

The Gäfgen v. Germany judgment that was delivered by European Court of Human Rights (ECHR) on 2010, so that a storm was brewing in the criminal procedure law. There was a serious discussion in the courts of Germany and ECHR, if the issue on receiving evidence from suspect Magnus Gäfgen's acknowledge by threatening with torture and using them for correction of the suspect's acknowledge with the inducement of rescueing an eleven year old kid's life, was effected fair trial or not. In conclusion both national courts and ECHR, indicated that the suspect was informed before the proceeding get started, receiving the acknowledge by threatening with torture is contrary to law and can not be used in the proceeding, however the suspect acknowledged by his own will, the evidence received by the illegal acknowledge can be used only for checking the truth on the legal acknowledges, also this doesn't make a proceeding unfair. There are some remarks in the doctrine in accordance with this judgment, however some further remarks as using any illegal evidence makes the proceeding unfair in any case. In this article these two contrary point of views are being examined basically by analysing the judgment in detail and our own opinion is being determined at the end.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Hukuka Aykırı Delil, Hukuka Aykırı Delilin Uzak Etkisi, Zehirli Ağacın Meyvesi, Dışlama Kuralı, İşkence Tehdidi, İnsanlık Dışı ve Kötü Muamele, Unlawfull Obtained Evidence, Distant Action of Unlawfull Obtained Evidence, Fruits of Poisonious Tree, Exclusionary Rule, Thread of Tortue, Inhuman or Degrading Treatment

Kaynak

Türkiye Barolar Birliği Dergisi

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

111

Künye

Dülger, M. V. (2014). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin gäfgen kararı bağlamında ceza muhakemesinde işkence tehdidi ile elde edilen delillerin kullanımı sorunu. Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 111, 325-410.