Sosyal Bilimler Enstitüsü Diğer Yayınlar Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 19 / 19
  • Öğe
    Offending and clinical characteristics of adults with autism spectrum disorder: Experience at forensic psychiatry center in Türkiye between 2012 and 2022
    (2025) Boylu, Muhammed Emin; Görmez, Aynur; Turan, Şenol; Yeşilkaya, Ümit Haluk; Boylu, Fatma Betül; Duran, Alaattin
    The forensic and clinical need for better understanding of criminal offending in adults with ASD is increasingly recognized. To date, few studies have examined the differences and similarities between criminal offenders with and without ASD with respect to demographics, offending profiles, and clinical characteristics. This study, conducted in Turkey, is the first to conduct such as comparison using a national database of forensic files. Computerized search of the forensic records of 11,853 adults assessed between January 1, 2012, and January 1, 2022, for criminal responsibility by the Turkish Council of Forensic Medicine found 74 adults diagnosed with ASD; they ranged in age from 18 to 40. [Correction added after first online publication on 04 December 2024. The value 11,583 has been revised to 11,853.] The demographic, clinical, and offending characteristics of these adults were compared to 100 adults without ASD selected from the remaining 11,779 records based on age (18–40 years) and year of assessment (10 from each year). The ASD group was younger, more likely to be unemployed and not living on their own. The ASD group was more likely to have co-morbid intellectual disability, ADHD, and OCD, while the non-ASD group was more likely to have co-morbid personality disorders, The ASD group was more likely to commit unplanned simple (non-penetrative) sexual and violent offenses against strangers; the non-ASD group was more likely to commit planned, qualified (penetrative) crimes against known persons. Impulsivity and manipulability were more often contributory in persons with ASD; revenge was more often contributory in persons without ASD. Adults with ASD were more likely to commit crimes on social media. In conclusion, this study found that adult offenders with and without ASD differed in demographics, psychiatric co-morbidities, and types of offending behaviors. These differences may have implications for the prevention of criminal offending in persons with ASD and addressing their needs once they are in the criminal justice system.
  • Öğe
    Diagnosis of internal frauds using extreme gradient boosting model optimized with genetic algorithm in retailing
    (2024) Demirdelen, Aytek; Vardarlıer, Pelin; Meral, Yurdagül; Özcan, Tuncay
    Fraud is one of the most vital problems that can lead to a loss of organizational reputation, assets and culture. It is beneficial for companies to anticipate possible fraud in order to protect both culture and company assets. The aim of this study is to provide a fraud detection model using classification and optimization algorithms. For this purpose, this study proposes a novel hybrid model called XGBoost-GA to enhance the prediction quality for cashier fraud detection in retailing. In the proposed model, the genetic algorithm (GA) is used to optimize the parameters of extreme gradient boosting (XGBoost) model. The proposed XGBoost-GA model is compared with XGBoost, logistic regression (LR), naive bayes (NB) and k-nearest neighbor (kNN)algorithms. The performance comparison is presented with a case study with the actual data taken from a grocery retailer in Turkey. Numerical results showed that the proposed hybrid XGBoost-GA model produces higher accuracy, recall, precision and F-measure than other classification algorithms. In this context, the use of proposed model in fraud detection will be beneficial for companies to use their resources effectively. Classification algorithms will also accelerate organizations in terms of detecting the possible damage of fraud to company assets before it grows.
  • Öğe
    A novel fuzzy decision-making methodology for ranking energy storage investments in emerging economies
    (Elsevier Inc., 2023) Oflaz, Fikret; Yüksel, Serhat; Dinçer, Hasan; Eti, Serkan
    This study aims to evaluate essential performance indicators of energy storage investments with a novel decision-making model. The first stage includes weighting the selected criteria with Spherical fuzzy TOPSIS-based DEMATEL, called TOP-DEMATEL. In the second stage, seven emerging countries are ranked based on the effectiveness of energy storage investments using ranking technique by geometric mean of similarity ratio to optimal solution (RATGOS). RATGOS is a new ranking method proposed in this study to address the shortcomings of the existing methods by using geometric mean. The findings indicate that energy storage capacity is the most significant factor in improving energy storage investments in developing economies. Technological improvements are also important in this regard. It is strongly recommended that energy storage technologies need to be developed by conducting new research and development activities. Owing to new technological developments, more efficient batteries can be produced. These new products allow energy to be stored at higher capacity.
  • Öğe
    Ötanazi
    (TBB Dergisi, 2022) Onar, Ali Osman
    Ötanazi ceza hukukunun önemli tartışma konuları arasında yer almaktadır. Son yıllarda yaşamının ötanazi uygulanarak sona erdirilmesini isteyen kişilerin sayısının arttığı gözlemlenmektedir. Ancak Türkiye’nin de içinde bulunduğu birçok ülkede ötanazi yasal değildir. Bu yola başvurmak isteyen kişiler ötanazi yapılan ülkelere seyahatler yapmaya başlamışlardır. Örneğin İsviçre’de bulunan Dignitas ya da Exit isimli kuruluşlar yaşamını ötanazi uygulanarak sona erdirmek isteyen kişilere hizmet vermektedir. Bu çalışmada ötanazi kavramının yakın kavramlar olan intihar, intihara yönlendirme ile talep üzerine öldürmeden farkına değinildikten sonra ötanazi türleri açıklanmıştır. Daha sonra çeşitli ülkelerin ötanazi konusundaki düzenlemeleri ve uygulama örnekleri incelenmiştir. Ötanazinin engellenmesine yönelik ulusal ve uluslararası hukuktaki düzenlemelerin ortaya konulması ile çalışma sonlandırılmıştır.
  • Öğe
    Küçük ve kısıtlılara yönelik klinik araştırmalarda velayet ve vesayet: Geleneksel derleme
    (Türkiye Klinikleri Yayınevi, 2022) Özkaş Açıkgöz, Perihan
    Kişilerin kendileri hakkında karar verebilmeleri, tıp etiği ilke lerinden özerklik ilkesi ile açıklanmakta, özerkliğini kullanabilmesi için de kişilerin, fiil ehliyetine sahip olması gerekmektedir. Fiil ehliyeti, ergin olmak, ayırt etme gücüne haiz olmak ve kısıtlı olmamak unsur larının birlikte varlığı ile tam olabilmektedir. Bu unsurlardan bir kıs mının eksikliği, fiil ehliyetinin de sınırlandırılması sonucunu doğurmaktadır. Fiil ehliyeti kısıtlı kişilerin tasarruf iradesi ancak veli veya vasinin kişi adına verdiği kararlar ile anlam kazanabilmektedir. Velayet ve vesayet kurum ve makamlarının küçük veya kısıtlı adına karar verebilme sürecine katılımını gerektiren durumlar uluslararası sözleşmeler ve yasal düzenlemelerle belirlenmiş olmakla birlikte, uy gulamada, küçük ve kısıtlıların tıbbi müdahaleler için aydınlatılması, onamlarının alınması, onam kapasitelerinin ve iradelerinin anlaşılabil mesi konularında yetkili mercilerin sürece katılımı ile ilgili birtakım aksaklıklar görülebilmektedir. Tıbbi müdahaleleri koruyucu, tedavi edici, rehabilite edici, palyatif veya araştırmalar gibi sınıflamalara tabi tutmak mümkündür. Tıbbi müdahalenin hukuka uygun olması için ki şinin bilgilendirilmiş onamı, müdahalenin gerekliliği ve tıbbi standart lara uygunluğu, tıbbi müdahalenin yetkili kişi ve kurumlarca yapılabilmesi gibi birtakım şartların sağlanmış olması gerekmektedir. Pandemi sürecinde küçük ve kısıtlıların klinik araştırmalara alınması ile ilgili olarak gündeme sıklıkla gelmiş olan çekinceleri gidermek adına, vesayet ve denetim makamlarının klinik araştırmalara katılıma dair karar verebilme yetkisinin tartışılması, makalenin amacını oluş turmaktadır.
  • Öğe
    Comparative analysis of joint commission international and healthcare information and management systems - electronic medical record adoption model measurement models using text mining
    (Association of Nurse Managers, 2022) Cece, Sinem; Köse, İlker
    Introduction: Health service quality refers to all efforts to prevent a negative outcome in the health status of individuals. For this reason, measuring and evaluating the quality of health services is important to increase the quality of services provided. Aim: In this study, Joint Commission International’s (JCI) accepted indicator-based health service quality measurement model and the Healthcare Information and Management Systems Society’s (HIMSS)-Electronic Medical Record Adoption Model (EMRAM) are discussed. Method: This research used the bag-of-words model (BoW), a text mining method. Result: As a result of the analysis, the similarity of keywords (as unigrams) used in all of the guides was found to be approximately 33%, the bigram similarity was 6% and the trigram similarity was 3%. Conclusion: The fact that the similarity between the two models is not higher can be explained by the fact that, unlike JCI, the HIMSS EMRAM model handles the quality of health services with a digitalization axis. Text mining opens up new research areas as a method for comparing quality standards with new and interesting results.
  • Öğe
    Adil yargılanma hakkı ve idari yargıda içtihat farklılığı
    (Legal Yayıncılık San. ve Tic. Ltd. Şti., 2022) Benakay, Eren Can
    Hukuk sistemimize istinaf aşaması dahil olmakla birlikte yargıla-ma sistemimiz üç aşamalı bir hal almıştır. İdari yargıya ilişkin çoğu uyuşmazlık Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen karar ile kesinle-şir hale gelmiştir. Bölge İdare Mahkemelerinin sayıları göz önüne alın-dığında aynı uyuşmazlığa ilişkin yapılan farklı yorumlar ortaya çıkabil-mektedir. İstinaf sisteminin devreye girmesiyle birlikte Danıştay içtihat ko-nusunda daha da belirleyici hale gelmiştir. Danıştayın içtihat farklılığı konusunda vereceği karar hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkeleri bakımından daha da önem kazanmıştır. Derinleşmiş ve süregelen içtihat farklılığının giderecek mekanizmanın bulunmaması ya da var olan me-kanizmanın etkili bir şekilde kullanılmaması hukuki güvenliği derinden sarsarak toplum nezdinde adalete olan güveni azaltmaktadır. Buna bağlı olarak içtihat farklılığı hususu bireysel başvuru kapsamında Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önüne taşınmaktadır. Bu nedenle idari yargı kapsamında içtihat farklılığının adil yargılanma hakkı açısından değerlendirilmesi çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır.
  • Öğe
    Kadının sağlık hakkı perspektifinden Türkiye’de üreme ve cinsel sağlık hakkı
    (Legal Yayıncılık San. ve Tic. Ltd. Şti., 2023) Kırım, Serpil; Duymaz, Selcen; Karaca Dedeoğlu, Ayşegül
    Bu çalışmada Türkiye’de kadının üreme ve cinsel sağlığına ilişkin uygulanan politik ve hukuki düzenlemeler ele alınarak cinsiyete ve medeni duruma dayanan ayrımcılık tespit edilmeye çalışılmıştır. Sağlık hakkı hiçbir statü temeline dayanmadan herkesin doğuştan sahip olduğu temel bir insan hakkıdır. Kadınlar gebelik, doğum, lohusalık, menopoz ve adet döngüsü gibi fizyolojik süreçler yaşadıkları için hastalık ve ölüm riskleri daha fazladır. Üremeye yardımcı tedavi yöntemlerinin sadece evli çiftlere uygulanmasının ve bekar kadınların bu haktan faydalanmasının bir Yönetmelik ile yasaklanmasının uluslararası insan hakları sözleşmelerine ve Anayasa’ya aykırılık teşkil ettiği tespit edilmiştir.
  • Öğe
    An assessment of alternative social banking systems using T-Spherical fuzzy TOP-DEMATEL approach
    (Elsevier Inc., 2023) Özdemirci, Fahrettin; Yüksel, Serhat; Dinçer, Hasan; Eti, Serkan
    Assessment of alternative banking systems is a difficult problem with multiple and conflicting criteria. This study proposes a multi-criteria decision-making (MCDM) model for evaluating alternative social banking systems (with no interest charges) using a T-Spherical fuzzy Decision-Making Trial and Evaluation Laboratory (DEMATEL) called TOP-DEMATEL. First, a comprehensive literature review determines the factors affecting the performance of alternative systems. An analysis is carried out with the help of the T-Spherical fuzzy TOP-DEMATEL approach to determine the importance weights of the factors under consideration. The alternative social banking systems with no interest charges are designed to minimize the negative effects of interest on the economy. The causality analysis shows that the effective risk analysis and employment of qualified personnel were the most effective criteria on all other factors. In addition, the improvement of the technological infrastructure is also affected by all other factors. Effective risk analysis is determined as the most important criterion for the performance of the alternative banking system. In this context, a comprehensive risk analysis is required for the success of the new alternative banking system.
  • Öğe
    Görevi kötüye kullanma suçu (TCK m. 257)
    (Türkiye Cumhuriyeti Yargıtay Başkanlığı, 2021) Onar, Ali Osman
    Görevi kötüye kullanma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesinde düzenlenmiştir. Görevinin gereklerine aykırı hareket ederek ve görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi cezalandırılmaktadır. Suç tipinde yer alan “kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olma ya da kişilere haksız bir menfaat sağlama” nın suçun unsurları arasında mı olduğu yoksa objektif cezalandırılabilme şartı mı olduğu konusu doktrinde tartışmalıdır. Çalışmamızda görevi kötüye kullanma suçu Yargıtay içtihatları dikkate alınarak incelenecektir.
  • Öğe
    Protecting privacy in mandatory reporting of infectious diseases during the COVID-19 pandemic: Perspectives from a developing country
    (BMJ Publishing Group, 2022) Sert, Gürkan; Mega, Ertunç; Karaca Dedeoğlu, Ayşegül
    Mandatory reporting of infectious diseases (MRID) is an essential practice to prevent disease outbreaks. Disease notification is a mandatory procedure for most infectious diseases, even during non-pandemic periods in healthcare. The main rationale behind MRID is the protection of public health. The information and data provided by infectious disease reports are used for many purposes, such as preventing the spread and potential negative impact of infectious diseases, assessing the national and global situation regarding reported diseases, conducting scientific research and planning health policy. In this context, the relevant information benefits public health, health systems and scientific work. Additionally, the follow up and treatment of individuals with infectious diseases is a necessity in certain cases to protect those who cohabit with them. However, these benefits cannot be accepted as unrestricted justifications for MRID, since it is evident that reporting should be conducted within ethical and legal boundaries. MRID should only be devised and implemented with due regard to balancing potential benefits between all individuals, as well as between the individual and the rest of society. Disease notification systems that are not designed with a balancing and harm-reductionist approach may lead to stigmatisation and discrimination. This study aims to investigate the legal framework and ethical issues regarding the reporting of individuals diagnosed with COVID-19 in Turkey-which is a primary example of a developing country.
  • Öğe
    Lex commissoria yasağının inançlı işlemler ve icra sözleşmeleri bağlamında değerlendirilmesi
    (İstanbul Medipol Üniversitesi, 2017) Boztaş, Nevzat
    TMK 873 ve 949. maddeleri uyarınca, borcun ödenmemesi halinde rehin konusu malın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin sözleşme hükümleri (lex commissoria anlaşmaları) geçersizdir. Öğretide bu ilkeye lex commissoria yasağı denilmektedir. Tarihsel olgular dikkate alındığında, lex commissoria yasağının, güçlü durumdaki alacaklıya karşı, kredi ihtiyacı içindeki borçlunun korunması amacıyla getirildiği; bu yasak sayesinde, borçlunun korunması yanında, rehin kurumunun sürdürülebilir bir teminat aracı haline gelmesinin de sağlanmış olduğu anlaşılmaktadır. Bu yasak olmadan rehin kurumunun varlığını sürdürmesi mümkün olmayacağı gibi, sağlıklı işleyen bir ekonominin varlığından da söz edilemeyecektir. Bu nedenle, yasağın dolaylı olarak işlevsiz bırakılma ihtimalinin bulunduğu anlaşma türlerinin de irdelenmesi suretiyle, yasağın tanımının ve unsurlarının açıkça ortaya konulması oldukça önem arz etmektedir. Yasağın maddi hukuk yanında icra ve iflas hukukuyla da ilgili olduğu dikkate alınarak, rehnin paraya çevrilmesiyle ilgili taraf anlaşmalarının bu yasak karşısındaki durumunun da ortaya konulması gerekmektedir.
  • Öğe
    İlk derece mahkemesi kararlarının eksik tahkikat veya gerekçesizlik nedeniyle istinaf mahkemesince kaldırılması meselesi
    (Legal Yayıncılık, 2017) Boztaş, Nevzat
    Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.a.6. maddesindeki düzenlemeye göre, ilk derece mahkemesince, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması halinde, istinaf mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilir. Bu yasal düzenleme, HMK ile getirilen dar (sınırlı) istinaf sisteminin doğal bir sonucudur. Kanun koyucu, bu düzenleme ile ilk derece yargılamasının formalite haline gelmesini önlemeyi amaçlamıştır. Bu madde, iki dereceli yargılama sisteminin güvencesidir. Bu nedenle kanun maddesinin, amacı doğrultusunda yorumlanması gerekir. İlk derece mahkemesinin şeklen bazı delilleri topladığı, ancak esasa dair önemli taraf delillerini toplamadan ve maddi vakıaları tam olarak aydınlatmadan karar verdiği durumlarda bu maddenin uygulanması gerekir. Ancak, istinaf mahkemesi bu yetkisini kullanırken, davanın esasına dair değerlendirme yapmaktan özenle kaçınmalıdır.
  • Öğe
    Türkiye'de akıl hastalığı olan hastalarda zorla yatırma ve zorla tedavi/ hukuki ve etik sorunlar
    (2019) Sert, Gürkan; Özçelik, Hatice; Yıldırım, Gülay
    Tıbbi girişimlerden önce kişilerin onamlarının alınması beden bütünlüklerine ve gelecekleri ile ilgili karar alma haklarına saygının gereğidir. Ancak bazı istisnai hallerde kişilerin onamı olmadan beden bütünlüklerine girişimlerde bulunulması hem etik açıdan hem de yasal açıdan kabul görebilmektedir. Hastalığı nedeniyle kendisine ya da başkasına zarar verme olasılığı olan akıl hastalarının zorla hastanelere, bakımevlerine, gündüz, gece, rehabilitasyon kliniklerine yerleştirilmesi ve tedavi edilmesi yasalarda düzenlenmektedir. Bu uygulamaların sınırları, gerekliliği, uygulanma şekli, ihlal ettiği haklar, sağladığı yararlar açısından hem tıp etiği hem de tıp hukukunda tartışmalıdır. Türkiye’deki güncel uygulamada, kendine veya başkalarına zarar verme olasılığı bulunan akıl hastaları, genel ifadeler içeren, farklı kanun ve uluslararası sözleşmelerde yer alan maddelere göre kurumlara zorla yerleştirilmekte ve tedavi edilmektedir. Bu genel maddelerde, zorla yerleştirme kararının ne kadar süreceği, tedavinin uygulanmasının gerekip gerekmediği, zorla yerleştirilen kişinin hakları gibi konularda bilgiler bulunmamaktadır. Bu gibi belirsizliklerin neden olacağı olumsuzlukların giderilmesi için uygulama ile ilgili ek yasal düzenlemelere ihtiyaç vardır. Makalemizde Türkiye'de akıl hastalığı nedeniyle bireylerin zorla yatırılması ve tedavi edilmesi ile ilgili hükümler, özerklik ve zarar vermeme ilkeleri ile tıp hukuku açısından incelenmiş ve Ruh Sağlığı Yasa Tasarısı ile karşılaştırılmıştır.
  • Öğe
    Nişancılık müessesesinin tarihi ve Osmanlı idare sisteminde nişancının rolü
    (2021) Dilaveroğlu, Ergün
    Nişancılık, Osmanlı bürokratik sisteminde Kalemiye sınıfı içerisinde önemli fonksiyonlar icra etmektedir. Tarihsel süreç içerisinde Hz Peygamber, Emeviler, Abbasiler, Büyük Selçuklular, Anadolu Selçukluları, İlhanlılar ve Memlükler dönemlerinde de Nişancılık müessesesine benzer görevler üstlenen birimler bulunmaktaydı. Bu çalışma Nişancılık müessesesinin uygulandığı dönemler, Nişancının seçilmesi ve görevlerinin araştırmayı amaçlanmaktadır. Bu bağlamda Nişancılığın tarihsel süreç içerisinde en parlak dönemlerinden 19. yy’da lağvedilmesine kadar olan süreç betimleyici yöntemle incelenecektir.
  • Öğe
    Tahkimde geçici hukuki korumalar ve mahkemelerin yardımı ve denetimi
    (Legal Yayıncılık, 2020) Boztaş, Nevzat
    Uluslararası ticaretin gelişmesine ve onun ihtiyaçlarına paralel olarak son yüzyılda tahkim kurumu gelişmiş, devlet mahkemelerinin tahkim yargılamasına yardımı ve tahkim yargılamasını denetimi oldukça sınırlandırılmıştır. Böylece, tahkimin bağımsız ve özerk bir yargılama yöntemi olarak kabulüne imkan sağlanmıştır. Türkiye, tahkim konusundaki önemli tüm uluslararası anlaşmalara taraf olmuştur. Tahkim konusunda iki temel kanun olan MTK ve HMK, UNCITRAL Model Kanunu esas alınarak düzenlenmiş ve tahkim konusundaki çağdaş eğilim, pozitif hukukumuzda yerini almıştır. Tahkim yargılamasında devlet mahkemelerinin yardımı ve denetimi konusunda ve özellikle de ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz konusunda HMK ve MTK arasında bazı farklar bulunmakla birlikte, anılan kanunlardaki düzenlemeler uluslararası düzenlemelerle ve tahkim konusundaki çağdaş anlayışıyla uyumludur. TTK'da geminin ihtiyati haczi konusunda, tahkime tabi uyuşmazlıklarla ilgili olarak mahkemeye verilen yetkiler de HMK ve MTK düzenlemeleriyle çelişmemektedir.
  • Öğe
    Kamu hastanelerinin sağlık turizmindeki etik konumu
    (Türkiye Klinikleri, 2020) Dürüstkan, Seden
    Sağlık turizmi eski çağlardan beri var olan bir kavram olmasına rağmen kendisine tanım olarak son yüzyılda bir karşılık bulmuş, ancak sektör açısından son 10 yılda gündeme gelmeye başlamıştır. Genel olarak turizm hizmetleri içinde sağlık gereksinimlerinin giderilmesi olarak karşımıza çıkan bu kavramda piyasada ilk olarak özel kuruluşlar hizmet verse de zamanla devletler de bu hizmet sunucuları arasına dâhil olmuş fakat azınlıkta kalmışlardır. Devletin hizmet sunucuları arasında sayılmasının en büyük nedenlerinden biri sağlığın bir temel hak olması sebebi ile kamu hizmeti sınıfına girmesi ve bunun doğal sonucu olarak sağlık faaliyetlerinin hâlihazırda devlet tarafından sunuluyor olmasıdır. Ancak kamu hizmeti olarak faaliyet sunulan bir alanın turizm gibi özel kuruluşların bulunduğu alan ile birleştirilmesi beraberinde birçok soru işareti de getirmektedir. Bu soru işaretleri ise etiksel alanda yoğunlaşmaktadır. Sağlık turizminin etik boyutunu inceleyecek olan çalışmada, sınırlı kaynaklar ile mevcut taleplerin karşılanması perspektifinden kamu hastanelerinin sağlık turizmi pastasındaki yeri değerlendirilecektir. Çalışmada öncelikle sağlık turizmi kavramından, kamu hizmeti ve temel hak kavramı ile başlığı genişletmeden sağlık turizminde devletin rolünden ve daha sonra sağlık turizminin etik boyutundan bahsedilecektir. Ancak sağlık turizmi başlığının genişliği sebebi ile etik tartışmalar, kamu hastaneleri penceresinden kişisel sağlık verilerinde, fiyatlandırma ve tedavide etik olarak üç sorun ile sınırlı olarak incelenecektir. Etik sorunların değerlendirilmesi birincil ve ikincil etik ilkeler üzerinden yapılacaktır.
  • Öğe
    Teletıp, sağlık turizmi ve uzaktan sağlık hizmetleri: Mesafeli sözleşmeler
    (İstanbul Üniversitesi, 2020) Doğramacı, Yakup Gökhan
    COVID-19 salgını, dünyada ve ülkemizdeki sağlık hizmetlerinde dönüm noktası yaratmaktadır. Yakın zamana kadarülkemizde suç olarak kabul edilen uzaktan tıbbi uygulamalar, günümüz tıbbı uygulamalarının bir gerçeği haline gelmiştir.Bu haliyle teletıp, sağlık hizmetleri ve sağlık turizminin vazgeçilmez bir parçasıdır. Salgın ile birlikte ortaya çıkan bu yenigerçekliğin hukuki açıdan değerlendirilmesi gerekliliği ortadadır.Çalışmamızda ilk olarak teletıp kavramı açıklanmış ve sonra ülkemizdeki son durum özetlenmiştir. İkinci bölümde iseteletıp hizmetlerinin hukuki niteliği ele alınmıştır. Bu bölümde, “bizzat” muayene yükümlülüğü konusundaki hukuki yorumfarkı ve teletıp uygulamalarının tıbbi standartları değerlendirilmiştir. Ayrıca teletıp uygulamalarının sözleşme niteliğiile hastanın tüketici olarak kabulü incelenmiştir. Ülkemizde hastanın tüketici olarak kabul edilmesi nedeniyle, teletıphizmetlerinin tüketici hukukuna özgü mesafeli sözleşmeler ile ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Bu sebeple mesafelisözleşmeler, teletıp çerçevesinde özel olarak değerlendirilmiştir.Sonuç olarak, teletıp hizmetleri konusunda gerekli yasal düzenlemelerin yapılması zorunludur. Ancak evveliyetle, sağlıkhizmetlerinin Avrupa Birliği hukukunda olduğu gibi tüketici hukuku kapsamından çıkarılması gerekmektedir
  • Öğe
    Çalışma hayatında mobbing: Nedenleri, bileşenleri ve ülkemizdeki hukuki durumu
    (Yerküre Tanıtım & Yayıncılık hizmetleri Aş., 2017) Kehribar, Ahmed; Karabela, Şemsi Nur; Kart Yaşar, Kadriye; Okur, Ayşegül; Derya, Melis; Özgür, Ceyda; Çankaya, Fulya
    İş yaşamı koşulları sürekli ve hızlı bir biçimde değişmekte; ekonomik, demografik ve sosyal değişikliklerle işyerlerinde rekabet artmaktadır. Bireyin, iş ortamında içinde bulunduğu ilişkiler zorlaşarak yeni güvenlik ve sağlık riskleri doğmaktadır. Mobbing (psikolojik yıldırma), iş yaşamında çok sık karşılaşılan ancak, çeşitli nedenlerle gündeme getirilemeyen bir sorundur. Tanım olarak mobbing; bir işyerinde çalışanların veya işverenin başka kişi veya kişileri rahatsız edici, ahlak dışı ve sistematik söz ve davranışlarla taciz ettikleri; kısaca başkalarına karşı psikolojik şiddet uyguladıkları bir süreçtir. Haksız suçlamalar, ima, kinaye, dedikodularla itibarı sarsma, küçük düşürme, taciz, duygusal istismar ve taciz uygulayarak işinden uzaklaştırmaya bezdirmeye iten kötü niyetli davranış modelidir. Literatürde yeni bir kavram olmasına rağmen, ilk çalışma yaşamının varlığından beri süregelen bir işyeri hastalığıdır. Psikolojik yıldırmanın yoğun ve yıkıcı etkileri, mobbing mağdurlarında duygusal, fiziksel ve ekonomik düzeyde zararlara yol açar. Gelişmiş ülkelerin aksine ülkemizde, mobbing olaylarına, gerek bu konuyla ilgilenmesi gereken akademik çevreler, gerekse işçi ve meslek örgütleri konuya yeterli düzeyde ilgi göstermemektedir. Bu derlemede mobbing; tarihçesi, nedenleri, bileşenleri, hukuki niteliği ve önleme yollarıyla birlikte ele alınacaktır.