Makale Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Deprem bölgesindeki psiko-sosyal hizmetlerin değerlendirilmesi(2024) Arslankoç, Sinem; Salduz Doruk, Çağla; Koçak, OrhanAfetlerin bireyler ve toplumlar üzerinde yıkıcı etkileri bulunmaktadır. Bu etkiler göz önüne alındığında, afetten etkilenen bireylerin ihtiyaçlarına uygun psikososyal müdahale modelleri geliştirme ve uygulama, nitelikli afet yönetiminin bir parçası olmaktadır. Bu bağlamda çalışma, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen ve 11 ili etkileyen Kahramanmaraş depremi sonrasında, depremden etkilenen bölgelerdeki bireylere yönelik gerçekleştirilen psikososyal destek hizmetlerinin, bölgede görev almış psikososyal destek görevlilerinin gözünden değerlendirmesini amaçlamaktadır. Nitel araştırma yöntemiyle hazırlanan bu çalışmada çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında ya da sivil toplum örgütlerinde görev yapan 10 psikososyal destek görevlisiyle derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında afet bölgesinde görev almış psikososyal destek görevlilerinin gerçekleştirdikleri psikososyal hizmetlere yönelik öz değerlendirmelerine ve genel olarak gerçekleştirilen psikososyal destek hizmetlerine yönelik değerlendirmelerine yer verilmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler incelendiğinde deprem sonrası gerçekleştirilen psikososyal destek hizmetlerinin yeterli, nitelikli ve ihtiyaca yönelik olmadığı, kurumlar arası koordinasyonun sağlanamadığı yönündedir. Etkili psikososyal müdahale için ihtiyaca yönelik nitelikli uygulama ve kurumlar arası koordinasyonun sağlanması gereklidir.Öğe Kronik hastalığa sahip bireylerin covid-19 salgını sürecine ilişkin algıları ve deneyimleri: Nitel bir araştırma(Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, 2021) Lotfi, Sayra; Özkan, Aydın Olcay; Akar, CerenBu araştırmada; kronik hastalığa sahip bireylerin COVID-19 salgını sürecine ilişkin algılarının ve deneyimlerinin keşfedilmesi amaçlanmaktadır. Fenomenolojik yaklaşımın tercih edildiği çalışmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme ve kartopu örnekleme kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu kronik hastalığa sahip olan ve pandemi sürecini deneyimleyen 13 birey oluşturmaktadır. Çalışma grubu ile yarı yapılandırılmış görüşme tekniğine bağlı kalınarak çevrimiçi platformda görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde NVivo 12 programı kullanılmıştır. Gerçekleştirilen analizler sonucunda kronik hastalığa sahip bireylerin pandemi algıları, pandeminin getirdiği değişimler ve öneriler temaları ortaya konmuştur. Araştırma sonuçları kronik hastalığa sahip bireylerin Covid19 pandemisine ilişkin algılarının genel itibariyle olumsuz olduğunu ve pandemi sürecinde karamsarlığa kapıldıklarını ortaya koymaktadır. Sağlık hizmetlerine erişim problemleri, ilaç temini noktasında yaşanan zorluklar, rutin sağlık kontrollerinde meydana gelen aksaklıklar kronik hastalığa sahip bireyler açısından önemli sağlık problemlerinin başında gelmektedir. Kronik hastalığa sahip bireylerin sosyal yaşamlarında ve çalışma hayatlarında da olumsuz seyir gösteren bir sürecin yaşandığı görülmekte ve bu noktada kronik hastalığa sahip bireyler yaşamış oldukları tüm bu sorunlar ile ilgili olarak devlet eliyle sağlanacak sosyal yardımların ve gerçekleştirilecek düzenlemelerin önemine vurgu yapmaktadırlar. Bu sonuçlar bağlamında sosyal hizmet uzmanlarının kronik hastalığa sahip bireylere yönelik olarak güçlendirme ve psikososyal destek çalışmalarını gerçekleştirmeleri, toplumsal düzeyde ise konuya ilişkin farkındalığı artıracak çalışmalar yürütmeleri beklenmektedir.Öğe Sosyal hizmet öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algılarının ve flört şiddeti tutumlarının çeşitli değişkenler bağlamında incelenmesi(Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, 2022) Lotfi, Sayra; Özkan, Aydın Olcay; Babacan, Mervenur; Akduman, ÖzgeBu araştırma; sosyal hizmet bölümünde lisans düzeyinde eğitimine devam etmekte olan öğrencilerin toplumsal cinsiyet algılarının ve flört şiddeti tutumlarının farklı değişkenler bağlamında incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini 356’sı kadın (%92) ve 31’i erkek (%8) olmak üzere 387 sosyal hizmet lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Sosyo-Demografik Soru Formu, Terzioğlu ve ark. tarafından (2016) geliştirilen Flört Şiddeti Tutum Ölçeği (FŞTÖ) ve Altınova ve Duyan (2013) tarafından geliştirilen Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği (TCAÖ) kullanılmıştır. Araştırma bulguları toplumsal cinsiyet rollerini kabullenici bir algının, flört şiddetini pekiştiren bir niteliğe sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Aynı zamanda kadın katılımcıların toplumsal cinsiyete ilişkin puanlarının sıra ortalamalarının (200,27) erkek katılımcıların ölçekten almış oldukları puanların sıra ortalamalarından daha yüksek olduğu (121,98) ve aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p=0,00). Benzer şekilde araştırmada kadın katılımcıların flört şiddetine ilişkin puanlarının sıra ortalamalarının (200,92) erkek katılımcıların ölçekten almış oldukları puanların sıra ortalamalarından daha yüksek olduğu (114,48) ve aradaki farkın istatistiksel açıdan anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır (p=0,00). Araştırmada sınıf düzeyi değişkenine bağlı olarak algı ve tutumlarda herhangi bir anlamlı farklılığın ortaya çıkmadığı görülmüş, çekirdek aileye ve tek ebeveynli aileye sahip öğrencilerin puanlarının sıra ortalamalarının geniş ailelere mensup öğrencilere göre daha yüksek olduğu, aralarındaki farkın da istatistiksel açıdan anlamlı olduğu ortaya konmuştur (p=0,00). Bulgular bağlamında; sosyal hizmet öğrencileriyle toplumsal cinsiyete ve flört şiddetine yönelik olarak gerçekleştirilecek grup çalışmalarının ve eğitsel etkinliklerin mesleki bilincin oluşması adına önemli olduğu ifade edilebilmektedir.Öğe Karmaşıklık kuramının uygulamalı bir sosyal bilim olan sosyal hizmete yansımaları(Mustafa Yiğitoğlu, 2018) Çelik Gümüş, Gizem; Polat, GoncaBu makalede, önce doğa bilimlerinde daha sonra sosyal bilimlerde bir paradigma değişimine işaret eden Karmaşıklık kuramı, sosyal hizmet meslek ve disiplininin bilgi temeli ve uygulama süreci açısından ele alınmaktadır. Karmaşıklık kuramı, sosyal sistemlerin öngörülmezliğini, doğrusal değil döngüsel neden-sonuç ilişkisini, düzensizlik ve düzenin iç içeliğini, çevreye uyarlanan ve adapte olan, kendini organize eden yapıları içermekte ve küçük değişimlerin beklenmedik sonuçlara yol açabileceğini iletmektedir. Birey, aile, grup, topluluk ve toplum düzeylerinde insan ihtiyaç ve sorunlarının çözümlenmesinde müdahalelerde bulunan, politika ve hizmet üreten, kaynaklarla müracaatçı sistemlerini bir araya getiren sosyal hizmet bilim ve mesleğinin karmaşıklık kuramının sunduğu bu boyutları uygulamalarında daha fazla kullanmaya ihtiyacı vardır. Çünkü insan ihtiyaç ve sorunları gün geçtikçe karmaşıklaşmakta ve çözüm üretmede tek boyutlu neden-sonuç ilişkisi yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle çalışmada karmaşıklaşan müracaatçı sorunlarını anlamak ve çözüm üretmek için karmaşıklık kuramının, sosyal bilimler alanındaki sosyal hizmet bilim ve meslek alanına uyarlanması ve ilişkisel açıklamaların yapılması amaçlanmaktadır.Öğe “Erkekler (de) ağlar!”: Toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında erkeklik inşası ve şiddet döngüsü(Ankara Üniversitesi KASAUM, 2016) Çelik Gümüş, GizemBu çalışma, toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında erkekliğin nasıl inşa edildiğine ve şiddet sorunsalına nasıl dönüştüğüne odaklanmaktadır. Bu odak çerçevesinde erkek şiddetini, bireysel ya da fizyolojik kimi özelliklere bağlayan sığ ve yetersiz tartışmalardan arındırarak feminist perspektifte ele almak amaçlanmaktadır. Çünkü erkeklik inşası ve erkek şiddeti, eril toplumsal yapının bir amacı ve ürünü olarak ataerkil sistem tarafından yapılandırılmakta, geliştirilmekte ve sürdürülmektedir. Erkek şiddetini genelleştirip rasyonelleştirmeden, süregiden toplumsal yapı içindeki sorunlu noktalara vurgu yapılarak çözüm yönünde çeşitli öneriler getirilmektedir. Erkekliğin sosyalizasyon sürecindeki dönüm noktaları dikkate alınarak sunulan çözüm önerileri, en temelde toplumsal yapıdaki değişim ve dönüşümleri hedeflemektedir. Çünkü içinde bulunduğumuz yapı, tüm boyutlarıyla sorunludur ve şiddetin her türünü destekleyen unsurları içinde barındırmaktadır. Ancak makro düzeydeki çok boyutlu bir değişim ve dönüşümün, kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere toplumda baskı altında olan diğer gruplar (engelliler, yaşlılar, lgbtqiler, sığınmacılar ve tabi ki hegemonik erkeklik dışında kalan ya da kalma ihtimali sürekli olan erkekler) için gerçekleştirilmesi gerekmektedir.











