Sosyal Bilimler Enstitüsü Tez Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Yenilenebilir enerji yatırımlarının makroekonomik faktörler ile ilişkisi: İşletme yatırımlarına yönelik sürdürülebilir strateji önerileri(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Serezli, Esra; Yüksel, SerhatEnerji; üretim, iletişim, ulaşım, savunma gibi toplumsal ve modern yaşamın her alanında önemli bir yere sahiptir. İnsanoğlunun bir milyon yıl önce ateşi bulması ile medeniyetler ortaya çıkmış, enerjinin hayatımıza zamanla farklı çeşitler ve yollarla girmesi ile günümüze kadar birçok devrim yaşanmıştır. Hayat standartları gün geçtikçe artarken, teknolojik yenilikler beraberinde küreselleşmeyi getirmiştir. Günümüzde ise enerji olmadan hayat sürdürülemez hale gelmiştir. Bu nedenle, hayati öneme ve değere sahip olan enerji, devletlerin politik ve ekonomik anlamda güçlü olması adına değer yaratmaktadır. Enerji, mikro anlamda bireylerin yeme, içme, ısınma, temizlik, sağlık, eğitim, ulaşım, sosyalleşme gibi ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlarken; işletmeler ve ülkeler için de sanayileşme, üretim, lojistik, ulaştırma, savunma, iletişim, istihbarat gibi gereksinimleri temin etmeyi sağlamaktadır. Enerji, bu derece zorunlu bir ihtiyaç olması sebebi ile fiyattan bağımsız olarak talep görmektedir. Bu çalışmada yenilenebilir enerji yatırımlarının makroekonomik faktörler ile ilişkisi incelenmektedir. Bu çerçevede, işletme yatırımlarına yönelik sürdürülebilir strateji önerilerinin sunulması hedeflenmektedir. Bu amaca yönelik olarak, Türkiye için VAR modeli yardımıyla bir analiz gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda, çalışmanın analiz süreci için altı farklı hipotez belirlenmiştir. Etki tepki analizi sonucunda yenilenebilir enerji yatırımlarının araştırma ve geliştirme harcamaları ve finansal gelişme sonucunda arttığı görülmektedir. Bu durumun da ekonomik büyümeyi arttırdığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, karbon emisyonu ve cari işlemler açığı gibi problemlerin de yenilenebilir enerji projelerinin artmasıyla azaldığı görülmektedir. Belirtilen hususlara ek olarak, varyans ayrıştırma analizi sonucunda yenilenebilir enerji yatırımlarının önemli bir yüzdesinin araştırma ve geliştirme harcamaları ve finansal sistemin etkinliği olduğu görülmektedir. Belirtilen sonuçlar dikkate alındığında, yenilenebilir enerji projeleri ile Türkiye'deki önemli makroekonomik sorunların çözülebildiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, yenilenebilir enerji projelerinin arttırılabilmesi için teknoloji yatırımlarına öncelik verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Devlet tarafından verilecek teşvikler ile yeşil enerji teknolojilerine yönelik araştırmalara hız kazandırılması gerekmektedir. Vergi indirimi ve düşük faizli kredi kullandırımı burada hayati öneme sahiptir. Ek olarak, ülkedeki finansal sistemin geliştirilmesi de temiz enerji projelerinin arttırılabilmesi için çok önemli role sahiptir. Bu çerçevede, hem para piyasalarına hem de sermaye piyasalarına yönelik etkin düzenlemelerin yapılması önem arz etmektedir. Böylece finans sistemine olan güven artacak ve bu durum da yenilenebilir enerji projelerinin geliştirilebilmesine ışık tutacaktır.Öğe Türkiye'de sağlık hizmet kalitesi için kullanılan ölçeklerin karşılaştırmalı analizi yapılarak post-modern işletme yönetimi yaklaşımlarına uygun ve özgün bir sağlıkta kalite ölçüm modelinin geliştirilmesi(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Cece, Sinem; Köse, İlkerKalite standartları; sağlık hizmetlerinin dinamik yapısının yönetilmesini, belirsizliklerin azaltılmasını ve hataların önlenmesini sağlayan bir unsurdur. Çünkü kalite; ölçme, değerlendirme ve sürekli iyileştirme esaslarına bağlıdır. Kalite kavramı, kalite yönetim modelleri, kalite ölçüm modelleri ve kalite iyileştirme araçlarını içermektedir. Bu kapsamda hastayı merkeze alan, hasta güvenliğini amaçlayan ve hizmetlerin kalitesini sürekli iyileştirerek yaşam kalitesini ve sunulan hizmet kalitesini iyileştirmeyi hedefleyen bir hizmet anlayışı ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Türkiye'de sağlık hizmet kalitesinin ölçümünde kullanılan ulusal ve uluslararası modeller bulunmaktadır. Bu modeller, vaka bazlı ve gösterge bazlı olarak iki gruba ayrılmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de yaygın olarak kullanılmakta olan gösterge bazlı (SKS-Hastane Versiyon 6, HIMSS-EMRAM Preparatory Guide 2020, JCI Accreditation Standards for Hospitals, 6th Edition) kalite ölçüm modelleri ele alınmıştır. Bu tezin amacı, gösterge bazlı olan sağlıkta kalite ölçüm modelleri arasında yer alan Joint Comission International (JCI), Sağlıkta Kalite Standartları (SKS) ve Health Information Management System Society-Electronic Medical Record Adaptation Model (HIMSS-EMRAM) modellerinin kavram, süreç ve kriterlerinin karşılaştırmalı olarak analiz edilmesi ve bu modellerin post-modern işletme yönetimi yaklaşımını kapsamalarını sağlayacak şekilde özgün ve yeni standartlarla genişletilmesidir. Standartlar geliştirilirken Delphi Tekniği, Metin Madenciliği, Doküman İncelemesi ve İstatiksel Yöntem (SPSS) yöntemleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar ile, SKS-Hastane Versiyon 6, HIMSS-EMRAM Preparatory Guide 2020, JCI Accreditation Standards for Hospitals, 6th Edition dokümanları ele alınarak post-modern işletme yönetimi yaklaşımlarını kapsayacak şekilde özgün bir standart seti öneri olarak literatüre sunulmuştur. Ayrıca literatürde bu üç modeli kapsayan ve bu modelleri post-modern yönetim yaklaşımlarını da kapsayacak şekilde ele alan ve standart seti öneresinde bulunan bir çalışmaya rastlanılmaması literatüre olan katkısını da ortaya koymaktadır.Öğe Sağlık hukukunda diş hekimliği(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Eyüboğlu, Tan Fırat; Gönenç, Fulya İlçinTürkiye'de sağlık hukuku alanında özellikle son dönemde birçok yeni eser çıkmakta ve gündem oluşturan haberler çerçevesinde sağlık çalışanlarının hakları ve yükümlülükleri sıkça tartışılmaktadır. Diş hekimliği alanında da farklı eserler olmakla birlikte bu eserlerin hukuki sorumluluk kapsamında genel olarak tüm sağlık çalışanlarını ilgilendiren genel örnekler ve konular üzerinden hareket ettiği, diş hekimliğine özel birtakım konuları ele almakta yetersiz kalabildiği görülmektedir. Kaldı ki diş hekimlerinin günlük uygulamada yaşadıkları sorunlar üzerinden özel örneklerle hukuki sorumluluk konusunda mesleki farkındalığın arttırılmasına da ihtiyaç vardır. Tıbbi cihaz ve ürünlerde, sağlık turizmi ile sağlıkta reklam, bilgilendirme ve tanıtım faaliyetlerinde yapılan düzenlemelerde sağlık hakkı ve sağlık hizmetlerine erişim hakkı çerçevesinde insan onurunu merkeze alan uygulamalardan giderek uzaklaşıldığı gözlemlenmektedir. Bu durumun, mezuniyet öncesi dönemde, çekilmiş dişlerde yapılan tedaviler ve gereksinimden doğan tedaviler gibi diş hekimi adaylarının karşılaştığı ciddi hukuki sorunları da kapsamaktadır. Yukarıda belirtilen sorunlar kapsamında çalışmada öncelikle sağlık hakkı ve sağlık hizmetlerine erişim hakkı üzerinde insanlık onurunu merkeze almayan anlayış üzerinde durularak bu hakların farklı beklentiler doğrultusunda nasıl suistimal edildiğine değinilmiştir. Daha sonra hukuki sorumluluk kapsamında konunun diş hekimleri açısından daha anlaşılabilir olması için diş hekimliğine özel örnekler verilmiş ve sağlık ve sağlık hizmetlerine erişim hakkı üzerinde yaşanan sorunların hukuki sorumluluk üzerindeki yansımalarına kısaca değinilmiştir. Son bölümde ise mezuniyet öncesi ve sonrası dönemde diş hekimliği uygulamalarında karşılaşılan sorunlar özellikle sağlık hakkı ve sağlık hizmetlerine erişim hakkı kapsamında yaşanan suistimaller üzerinden eleştirilerek işlenmiştir.Öğe Türkiye ve eski Sovyet ülkelerinde organ aktarımına dair hukuki düzenlemeler(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Yaşar, Sevinç; Sert, GürkanOrgan ve doku nakli, tıp tarihi açısından oldukça eski bir geçmişe sahiptir. Bununla beraber, bu alandaki hukuki gelişmelerin, hukuki düzenlemelerin ortaya çıkması daha yakın geçmişte rastlamaktadır. 20. yüzyılın özellikle ikinci yarısından itibaren teknolojinin de gelişmesiyle organ ve doku nakli alanında oldukça önemli buluşlar ve gelişmeler söz konusu olmuştur. Sovyetler Birliği bu anlamda dünya tıp bilimine değerli katkılar sunmuştur. Fakat hukuki düzenlemeler açısından Sovyetler Birliğinin sona erdiği tarihlere bakıldığında, ülkede organ nakli alanını düzenleyecek sistematik kuralların, kanun ve yönetmeliklerinin olmadığını görüyoruz. Sovyetler Birliği sona erdikten sonra bağımsızlığını ilan eden Rusya Federasyonu ve diğer 14 cumhuriyette birçok alanı ilgilendiren hukuk reformları yanı sıra, organ ve doku nakline ilişkin önemli mevzuat oluşturulmuş ve halen de geliştirilmeye devam edilmektedir. Ülkemizin organ ve doku nakli alanındaki mevzuatı ile Sovyet sonrası ülkelerin mevzuatları temel olarak benzerlik göstermektedir.Öğe Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerinde genetik müdahalelerin yasal çerçevesi(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Akgün, Zeynep; Sert, GürkanKalıtımın ilkelerine dair ilk bilimsel bulguların açığa çıkarılmasından bu yana genetik biliminde yaşanan gelişmeler, doğurduğu olumlu sonuçların yanı sıra meydana getirdiği endişeler nedeniyle hukuk ve etik çevrelerinin gündeminde yer almıştır. Yaşamın kodu olarak ifade edilen gene dair artan bilgi birikimi doğrultusunda gen üzerinde yapılabilen müdahaleler, konuya ilişkin etik ilkelerin belirlenmesini ve bu uygulamaların yasal sınırının çizilmesini zorunlu kılmıştır. Genetik bilimindeki gelişmeler doğrultusunda ortaya çıkan sorunların giderilmesi için gerek uluslararası alanda gerekse ulusal alanda çeşitli hukuki belgeler hazırlanmıştır. Bu kapsamda tezde, söz konusu uluslararası belgelerin ve Türkiye ile Avrupa Birliği ülkelerindeki konuya ilişkin iç hukuk düzenlemelerinin değerlendirmesine yer verilmiştir. Yeni gelişmelere bağlı olarak, mevcut hukuki belgelerin gözden geçirilmesi veya yeni düzenlemeler hazırlanması gerektiği konusunda ileri sürülen görüşler ve bu görüşlerin doğurduğu etkilere de tezde yer verilmiştir. Son olarak, somatik hücre üzerinde gerçekleştirilen gen tedavileri ile altsoyun genetiğini değiştirmeye yönelik germline gen tedavileri kapsamında gündeme gelen etik sorunlar, tedavi etme amacı taşımayan genetik geliştirme uygulamalarına yönelik etik sorunlar ile genetik testlere ve cinsiyet seçimi uygulamalarına bağlı olarak ortaya çıkabilen etik sorunlara dair görüşler incelenmiştir.Öğe Doğal ibareli gıda ürün ambalajlarının tüketici satın alma karar sürecine etkisi(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Özgün, Rabia; Eken, İhsanAmbalaj, insanoğlunun ürettiği ürünleri korumak, muhafaza etmek, saklamak ve başka bölgelere ulaşmasını sağlamak için oluşturdukları bir objeyi ifade etmektedir. Ambalajın gelişim süreci, kişilerin yeni materyalleri kullanmasıyla farklı bir boyuta taşınmış ve teknolojik gelişmeler ışığında, önemini giderek arttırmıştır. Ambalaj ürünün tanıtılması aşamasında önemli bir etkiye sahiptir. Ürünle ilgili yapılan pazarlama araştırmaları açısından da ambalaj, günümüzde tüketiciler ve markalar için önem arz etmektedir. Günümüzde tüketiciler tarafından doğal ibareli gıda ürünlerine istek ve gereksinimin arttığı görülmektedir. Doğal ibareli gıda ürünlerinin insan sağlığı ve doğanın korunmasını sağlamasını desteklemesiyle beraber, üretimi esnasında kimyasal maddeye maruz kalmaması da tüketicilerin konvansiyonel ürünler yerine, doğal ibareli gıda ürünlerine yönelmelerine neden olmaktadır. Doğal ibareli gıda ürünlerini tüketicilerini satın alma istekleri bulunmasına rağmen fiyatlarının yüksek olması satın alma karar süreçlerini etkilemektedir. Bu tez çalışmasında ambalaj, tüketiciler ve markalar arasında bir pazarlama aracı olarak kilit rol oynamaktadır. Tüketicilerin doğal ibareli gıda ürünlerini satın alma karar sürecinde ambalajın etkisi araştırılmıştır. Bu çalışma nicel araştırma yöntemlerinden yararlanmıştır. Çalışma ile ilgili kaynak literatür taraması yapılmıştır. Çalışmada araştırılan bilgiler doğrultusunda, tablolara ve anketlere yer verilerek; doğal ibareli gıda ürünlerinin, tüketicilerin satın alma karar sürecine etkisi incelenmek istenmiştir.Öğe Sağlık hukuku açısından palyatif bakım(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Alp, Cihan; Karakul, SelmanTıp bilimi eskiden vahim sayılan pek çok hastalıkla bugün uzun yıllar yaşamayı mümkün kılmaktadır. Diğer yandan gelişen dünya insan sağlığının her geçen gün daha fazla kirleticiden etkilenmesine sebep olmaktadır. Kronik hastalıklarla uzun bir yaşam sürmeye aday olan modern insanın yaşam kalitesine, kimi zaman, yaşam süresine gösterilen önem gösterilmemektedir. Hastalığın etkisi ağırlaştıkça hasta, yakınındakilerin bakım ve desteğine ihtiyaç duymaktadır. Aile yapılarının küçülmesi ve hane içindeki çalışan nüfusun artması bu desteğe erişimi zorlaştırmaktadır. Bakım verenin üzerinde biriken bakım yükü bakım verenin de desteğe ihtiyaç duymasına yol açmaktadır. Bu destek yalnızca tıbbi değil aynı zamanda psikolojik, sosyal, manevi ve maddi açıdan da olabilir. Tüm bu özellik ve bileşenler palyatif bakım denilen bütüncül bir yaklaşımın içerisinde yer almaktadır. Çalışmamızda öncelikle bütüncül bir yaklaşımla palyatif bakımın çerçevesi çizilmiştir. Daha sonra palyatif bakımın sağlık hakkıyla ve dolayısıyla insan haklarının bütüncül yapısıyla ilişkisi; palyatif bakımın olmadığı bir sağlık sisteminin insan onuruyla bağdaşmayacak sonuçlar doğuracağı ortaya konmuştur. Son olarak palyatif bakımda özellikle yaşamın son döneminde hukuken tartışmalı gördüğümüz veya hukuki yaklaşımın geliştirilmesi gerektiğini düşündüğümüz bazı konu başlıkları özel olarak incelenmiş ve yaşam sonuna dair hukuki ve etik açıdan tartışmalı bu konular bir arada incelenmiştir. Çalışmamızın en temel amacı palyatif bakımın insan haklarıyla sıkı ilişkisini ortaya koymak ve bağlam içerisindeki bazı konulardaki hukuki belirsizlik perdesini biraz olsun aralamaktır.Öğe Tıbbi müdahalede hekimin hukuki sorumluluğu(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Bülbül, Ahmet Murat; Gönenç, Fulya İlçinSağlık hizmeti sunan hekimler için var olan imkânları hastanın somut ihtiyacını gözeterek kullanırken, tıbbi, etik, hukuki çerçeveye azamı düzeyde ulusal ve uluslararası, hukuka uyma yükümlülüğünü araştırmak çalışmamızın temel amacıdır. Tıp bilimi kurallarına göre hareket etmek hekim açısından zorunlu olmakla birlikte, hasta hakkıdır. Sağlık hakkı yaşam hakkının bir parçasıdır ve kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır. Hastaya yapılacak müdahalenin hukuki geçerliğinin olmaması durumunda, müdahalede bulunan kişinin sorumluluğuna gidileceği ve gerekli hukuki yaptırımda bulunulacağı belirtilmelidir. Sağlık hizmeti verilirken standart müdahalenin, tıbbi kurallara uygunluğunun yanında hukuken geçerli olması gerekir. Hekim ve sağlık hizmeti veren profesyonellerin sorumluluk ve yükümlülükleri, insan bedeni ve ruhu üzerinde hizmet veriyor olmalarından dolayı diğer meslek profesyonellerine göre daha fazladır.Öğe Klinik araştırmalarda aydınlatılmış onam(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Özkaş Açıkgöz, Perihan; Gönenç, Fulya İlçinİnsan sağlığı ve onurunun, insan haklarına saygı çerçevesinde ele alınması, hukuk devletinin olmazsa olmaz koşuludur. İnsan hakkının önceliği olan bireyin beden bütünlüğünün korunması ve kişilik hakları, özellikle klinik araştırmalarda önem kazanmakta, bu haklar her koşulda bilimsel amaçların ve kamu geneli çıkarlarının üzerinde tutulmalıdır. Klinik araştırma sürecinde gönüllünün yaşam hakkı ve beden bütünlüğü hem uluslararası hem de ulusal düzenlemelerle koruma altına alınmıştır. Ülkemizde bu süreci Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu yürütmektedir. Klinik araştırma danışma kurulları ve etik kurulların, gönüllülerin haklarının korunmasındaki rolü düzenlemelerle belirlenmiş durumdadır. Klinik araştırmaların, doğrudan gönüllünün bedeni üzerinde gerçekleştirilen tıbbi müdahalelere ilişkin olması nedeniyle, maruz kalacağı riskler bakımından gönüllünün korunma ihtiyacı özel bir önemi hak etmektedir. Bu çalışmada öncelikle klinik araştırmalara ilişkin kavramlar ve araştırma içerisinde yer alan aktörlerin görev ve sorumlulukları, tıp etiğinin temel ilkeleri bağlamında, ulusal ve uluslararası düzenlemeler çerçevesinde tanımlanmış ve incelenmiştir. Çalışmanın temel amacı, araştırmalara katılan gönüllülerin temel hak ve hürriyetleri ile araştırmanın yürütülmesinde rol oynayan araştırmacı, destekleyici, etik kurulu ve yetkili kurumun sorumlulukları arasındaki hukuki ilişkileri tespit etmek, kişilik hakları, kişinin özerkliği ve güvenliğinin korunmasına ilişkin aydınlatma süreci ve onamın, taraflarca iyi anlaşılmasına aracılık etmek ve uygulamaya dönük bir farkındalık oluşturabilmektir.Öğe Türkiye'de ve dünyada ötanaziye yasal yaklaşım(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Aktaş Belek, Hakife; Gönenç, Fulya İlçinUlusal ve uluslararası hukuki düzenlemeler kişinin vücut bütünlüğüne dokunulmayı istisnai haller dışında, hukuka aykırı kabul etmiştir. Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi ,İnsan Hakları Evrensel Beyyannamesi, İnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözleşmesi, Anayasanın 17 maddesi bunlardan bazılarıdır. Çalışmamızda ötanazi lehine ve aleyhine olan görüş ve tartışmalara yer verilmiştir.Ötanazi sorunu farklı hukuki düzenlemeler ve farklı inanç sistemleri açısından değerlendirilmiştir. Ötanazinin uygulandığı ülkelerde yasal ve etik düzlemdeki sorunlar tespit edilmiş ve uygulamanın hangi şartlarda ve kimler tarafından yapıldığı bilgisine yer verilmiştir.Öğe Türkiye temel hastane hizmetlerine erişimin evrensel sağlık kapsayıcılığı çerçevesinde stratejik açıdan incelenmesi(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Özgül, Ercan; Dinçer, HasanBeslenme, barınma ve giyinme tüm insanların temel yaşam ihtiyaçlarıdır. Sağlıklı bir yaşam sürdürmek ise her bireyin en temel insan hakkıdır. Ancak, dünya üzerindeki milyonlarca kişi halen temel ihtiyaçları ile en temel hakkı arasında seçim yapmak zorunda kalmaktadır. Dünya nüfusunun yarısının ihtiyaç duydukları sağlık hizmetine erişimi yoktur. Evrensel sağlık kapsamı (ESK), tüm bireylerin maddi bir külfete girmeden kaliteli sağlık hizmetlerini ihtiyaç duyduğu anda almasını ve sağlığını tehdit eden risk faktörlerinden korunmasını amaçlar. ESK, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)'nün en önemli hedeflerinden birisidir ve bu nedenle DSÖ, 2018 yılı Dünya Sağlık Günü'nde "herkes için, her yerde sağlık" teması ile ESK'ye odaklanmıştır. Ülkelerin ESK' de başarılı olmalarının yolu, toplumun tüm fertlerinin "sosyal sağlık güvencesi kapsamına alınmasına" ve "sağlık hizmet sunumuna ayrılan kaynakların adil, eşit ve dengeli tahsisine" bağlıdır. Bu tezin amacı; ESK çerçevesinde temel hastane hizmetlerine erişimi ve hastane hizmet yeterliliklerini kalite evi temelinde bölgesel düzeyde tespit etmek ve tüm bireylerin kaliteli temel hastane hizmetlerine erişimlerine katkı sunmaktır. Çalışmada; Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) İstatistik Bölge Birimleri Sınıflaması-1 (İBBS-1) kullanılmıştır. 2009-2018 dönemine ait veriler Bulanık TOPSIS yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda sosyal sağlık güvencesi kapsamının ülke genelinde oldukça eşit ve kapsayıcı olduğu, ancak sağlık hizmet sunumu ile ilgili kaynakların dağılımının bölge bazında adil ve dengeli olmadığı, bölgeler arasında temel hastane hizmetleri açısından önemli farklılıklar ve eşitsizlikler bulunduğu tespit edilmiştir.Öğe Türkiye doğal gaz tüketiminin modellenmesi ve tahmini: Enerji tedarik verimliliğine yönelik strateji önerileri(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Aydın, Rıdvan; Yüksel, SerhatBu çalışmada Türkiye'deki doğal gaz talebinin tahmin edilmesine yönelik model ortaya konması amaçlanmaktadır. Doğal gaz tüketimi bağımlı değişken olarak ele alınmış, buna bağlı olarak makroekonomik veriler, iklim koşulları, enerji ve fiyat verileri ile toplumsal ve kültürel veriler başlıklarında gruplandırılan 27 bağımsız değişken kullanılmaktadır. Aylık verilerin değerlendirildiği bu çalışmada değişkenlere ait 2015 yılı ocak ayı ile 2021 yılı haziran arasındaki 78 aylık gözlem kapsama dâhil edilmiştir. Doğal gaz tüketim tahminine yönelik modelin analiz sürecinde MARS ve regresyon yöntemlerinden faydalanılmıştır. Daha başarılı sonuçlar veren MARS modelinde 3 temel fonksiyon ile sıcaklık oranı ve yenilenebilir enerji oranı olarak 2 değişken yer almaktadır. Sıcaklık azalışları makul seviyelerde olduğu sürece yenilenebilir enerjideki artış oranının doğal gaz tüketiminin düşmesinde çok önemli etkiye sahip olduğu görülmektedir. %99 oranında ithalata bağımlı olunan doğal gazın makroekonomik dengeler içerisindeki payını azaltmak için, sıcaklık değişimleri kontrol edilemeyen bir durum olduğundan, yenilenebilir enerji yatırımlarına hız kesmeden devam edilmesi gerektiği görülmektedir. Bununla birlikte yenilikçi ve farklılaştırma stratejisi kapsamında kamu nezdinde tüketim talep modellemelerinin geliştirilebilmesi için yeni bir birim tahsis edilmesi çalışma sonucunda önerilmektedir.Öğe Türk tekstil ve konfeksiyon ihracatçısı küçük ve orta ölçekli işletmelerde uluslararasılaşma sürecinde dijitalleşmenin etkileri ve örgütsel öğrenme odaklı bir model önerisi(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Divrik, Bahar; Baykal, ElifDördüncü sanayi devriminin (Endüstri 4.0) ana aktörü olan dijital teknolojilerdeki hızlı büyüme, yirmi birinci yüzyılda önem kazanan uluslararası ticaretin gelişimini hızlandırmıştır. Dijital teknolojiler alanında yer alan gelişmeler, iş dünyasındaki rekabet ortamını değiştirerek, uluslararasılaşma sürecinde çok uluslu firmalarla rekabet şansı bulamayan küçük ve orta ölçekli işletme (KOBİ)'lerin büyümelerinin önündeki engellerin kalkması için fırsatlar doğurmuştur. Dijitalleşme sayesinde, KOBİ'lerin uluslararası pazarlara ulaşımları kolaylaşmış ve uluslararasılaşmaları hızlanmıştır. Genel görüş olarak, KOBİ'lerin dijitalleşmesi, örgütsel öğrenmenin bilginin kaynağı olarak ana aktör olduğu sosyo-teknik bir süreç olarak kabul edilmektedir. Bu sürecin arkasındaki en değerli itici güç örgütsel öğrenme sonucunda toplanan bilgidir. KOBİ'ler üzerinde örgütsel öğrenme, dijitalleşme ve uluslararasılaşma kavramları arasındaki ilişkilerin derinlemesine ve detaylı incelendiği araştırma bulunmaması literatürde bilgi boşluğunun varlığını göstermektedir. Bu anlamda çalışmamızın temel amacı, KOBİ'lerde örgütsel öğrenme, dijitalleşme ve uluslararasılaşma süreçlerinin arasındaki ilişkileri analiz etmektir. Araştırma yöntemi olarak karma araştırma yönteminden, yakınsayan paralel desen kullanılmış; nicel ve nitel araştırma yöntemleri aynı anda uygulanmış, elde edilen sonuçlar bir arada yorumlanmıştır. Nicel analiz kısmında Türkiye'de tekstil ve konfeksiyon sektöründe faaliyet gösteren KOBİ'lerden elde edilen 347 anket AMOS programında yapısal eşitlik yöntemi ile analiz edilmiştir. Nitel analiz kısmında ise KOBİ statüsünde tekstil ve konfeksiyon sanayinde faaliyet gösteren 14 yönetici ile yarı yapılandırılmış 29 sorudan oluşan görüşmeler gerçekleştirilmiş, veriler Maxqda nitel araştırma programında analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda Türkiye bağlamında KOBİ'lerin örgütsel öğrenmesinin dijitalleşme süreçleri üzerinde olumlu etkileri olduğu, KOBİ'lerde dijital süreçlerin adapte edilmesinin de uluslararasılaşma sürecini olumlu etkilediği tespit edilmiştir.Öğe Doğal, kültürel ve tarihsel değerlerin şehir pazarlaması ve marka inşasındaki rolü: Ünye örneği(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Gül, Zeynep; Mavnacıoğlu, KorhanTeknoloji alanında yaşanan hızlı gelişmeler, kişilerin bireysel ve sosyal yaşamlarındaki beklentiler ve farklılıklar, bir ürün ya da hizmeti satın alma tarzları pazarlama alanında hızlı değişimlere sebep olmaktadır. Bu hızlı değişimler ile birlikte rekabet ortamında markaların belirledikleri stratejiler de farklılıklar göstermeye başlamıştır. Özellikle küresel pazarlarda yaşanan rekabet markalar açısından oldukça zordur. Tüketicilerin algısında farklılaşmak ve tercih edilir bir marka olma arzusu rekabeti artırmaktadır. Günümüzde bu rekabet ortamı sadece ürün ve hizmet markaları için değil şehirler için de söz konusudur. Bir marka için sahip olduğu ürün ya da hizmetin tüketici tarafından tercih edilir olması, marka sadakati oluşturması ve ticari olarak kar edebilmesi önemlidir. Bu oluşumların şehirler açısından karşılığı ise o şehre daha fazla ziyaretçi çekmesi, daha fazla yatırımcı kazanması ve gelir elde etmesidir. Marka olma yolunda ilerleyen şehirlerin en önemli stratejik adımı doğru yönetim ve planlama ile doğru pazarlama stratejilerini kullanmaktır. Şehirlerin sahip olduğu doğal, kültürel ve tarihsel miraslar kullanılan pazarlama stratejilerinde oldukça önemli değerlerdir. Bu tez çalışmasında marka kavramından yola çıkarak şehirlerin markalaşması için atılan adımlara örnek olarak bir şehrin yöneticileri tarafından gerçekleştirilen reklam filmi incelenmiştir.Öğe Giyim sektöründe dijital pazarlama: Çevreci yaklaşımlar(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Karatoprak, Ufuk; Eken, İhsanDijitalleşmeyle birlikte artan rekabet ortamı, markaları ve özellikle global, yerel tekstil markalarını daha fazla tüketime neden olan pazarlama hedeflerine yönlendirdi. Markalar açısından ve dolayısıyla tüketicinin alışveriş kolaylığını göz önünde bulundurduğumuz da ise bu pazarlama hedeflerinden en önemlisi olan dijital pazarlama devreye giriyor. Dijital pazarlamanın tüketici davranışlarına olan etkisi ve dolaylı yollarla bu etkilerin, kıyafet tüketimine neden olmasıyla birlikte yıllık çok yüksek rakamlarda giyim israfına neden olduğu, yapılan araştırmalar ile ortaya konmuştur. Yapılan araştırma; Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı, Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetim Genel Müdürlüğü'nün hazırladığı yıllık Türkiye İsraf Raporu kapsamında incelenmiştir. İsraf veriler arasında, giyim israf rakamlarından yola çıkarak, anket yöntemiyle israf verilerine neden olan dijital pazarlama unsurları ve dolayısıyla tüketici davranışları incelenmiştir. Yıllık giyim israfı verileri üzerinden yola çıkabileceğimiz ve sonuçlarının en negatif olabileceği kısım ise, giyim israfının tekstil üretimi nedeniyle oluşan olumsuz sonuçları ve dolayısıyla bu olumsuz sonuçların en başında gelen çevresel atık faktörünün küresel iklim krizine etkisidir. Yapılan araştırmada elde edilen bulgular sonucunda, tüketicileri hedef alan pazarlama stratejileri arasında, çevrimiçi satın alma kolaylığına odaklanan dijital pazarlamanın, artık tüketiciyi çevre krizi hakkında bilinçlendirerek yeşil pazarlama trendine önem vermesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Markaların yıl da 2 kez ürettiği kreasyon sayısını 4 ve fazlasına çıkarması, tüketicileri yoğun dijital pazarlama faaliyetleri sonucu, israfa neden olan satın almalara yönlendirdiği ve bunun tekstil üretimindeki atıkların neden olduğu küresel iklim krizi konusunda artık yeşil pazarlama faaliyetlerine ağırlık vermesinin kaçınılmaz olduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmada ise, moda tüketimi açısından, katılımcıların giyim israfına neden olan hangi tüketici davranışlarını sergilediği ve bu davranışların dijital pazarlama faaliyetleri doğrultusunda çevre krizine ne gibi etkilerinin olduğu yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkması hedeflenmiştir.Öğe Benjamin Constant: Özgürlük ve toplumsal sistem(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Bodur, Kenan; Yayla, AtillaOn sekizinci yüzyılın sonlarında ve on dokuzuncu yüzyılın başında Fransa'da yaşanan tüm siyasi çalkantılara şahit olan Benjamin Constant (1767 -1830), İsviçre kökenli Fransız bir filozoftur. Gazeteci ve aktif politikacı kimliğiyle, Fransa'nın siyasi hayatı-na önemli katkılar sağlamıştır. Dönemin siyasi olaylarını yakinen müşahede eden Constant, Fransız Devrimi'nden sonra liberal görüşleri dile getiren ilk kişidir. Kendi-sini bu denli önemli kılan unsur, Constant'ın bireysel özgürlüklere verdiği önemin ya-nı sıra zorbalığa ve mutlak otoriteye karşı duruşudur. Fransız Devrimi'nden sonra or-taya çıkan özgürlük kavramını, kadimlerin ve modernlerin özgürlük anlayışlarındaki farklılıkları ortaya koyarak liberal düşünceye katkıda bulunmuştur. Constant, Aydın-lanma çağının önemli mimarlarından Jean- Jacques Rousseau'nun siyasi egemenlik fikrinin, devrim sonrası yönetimlerde uygulanmasının yanlışlığını ortaya koymuştur. Bu tezin amacı, Constant'ın kendi eserleri üzerinden bir literatür taraması yaparak, betimsel bir çalışma yapmaktır. Bu bağlamda, Constant'ın entelektüel biyografisinin yanı sıra, negatif özgürlük, siyasi egemenlik, toplumsal ve anayasal düzen üzerine neş-redilen önemli eserlerinin irdelenmesiyle literatüre bir nebze olsun katkı sağlanacağı düşünülmüştür.Öğe Üniversite öğrencilerinin aile işlevsellik biçimi ve psikopatoloji düzeyleri arasındaki ilişkide duygu düzenleme becerilerinin aracı rolü(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Kesici, Gamze; Duymaz, GökçenBu araştırmada, kişilerin algılanan aile işlevsellik düzeylerinin depresyon, anksiyete ve somatizasyon belirtileri üzerindeki etkisinde duygu düzenleme becerilerinin aracı rolü incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini her düzeyden (ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora) 307 üniversite öğrencisi, 203 (%64)'ü kadın ve 104 (%32,8)'i erkek, oluşturmaktadır. Katılımcılar sırasıyla Demografik Bilgi Formu, Aile Değerlendirme Ölçeği (ADÖ), Kısa Semptom Envanteri Somatizasyon Alt Boyutu (KSE-1), Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği-21 (DASÖ-21) ve Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği (DDBÖ)'ni cevaplandırmışlardır. Katılımcılardan elde edilen verilerin analizi IBM SPSS-23 istatistik programında yapılmıştır. Veriler arasındaki ilişkiler Bağımsız Gruplar t-Testi, ANOVA, Pearson Korelasyon Analizi ve Hiyerarşik Regresyon analizi kullanılarak test edilmiştir. Korelasyon testi sonuçlarına göre; DASÖ-21 ve ADÖ puanları arasında pozitif, KSE-1 ve ADÖ puanları arasında pozitif, DDBÖ ve ADÖ puanları arasında negatif, DDBÖ ve DASÖ-21 puanları arasında negatif ve DDBÖ ve KSE-1 puanları arasında negatif yönde anlamlı derecede bir ilişki olduğu bulunmuştur. SPSS Macro aracılığıyla yapılan aracı analizi sonuçlarına göre de duygu düzenleme becerilerinin; aile işlevselliği ve depresyon, aile işlevselliği ve anksiyete, aile işlevselliği ve somatizasyon ilişkisinde bir kısmi aracı rolü olduğu bulunmuştur.Öğe Şizofreni hastalarında hastalık ve başarı ile ilişkili anıların otobiyografik bellek işlevleri temelinde incelenmesi(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Emir, Emirhan; Mutlutürk, AysuŞizofrenide anıların otobiyografik bellek işlevleri bakış açısından yeterince ele alınmadığı görülmektedir. Şizofreni hastalarının hastalıkla ilgili anılarının sağlıklı insanlara kıyasla anlamlı derecede daha fazla, başarı ile ilgili anılarının ise anlamlı derecede daha az olduğu gösterilmiştir (Berna vd., 2011; Raffard vd., 2009). Bu iki anı temasını bellek işlevleri ve fenomenolojik özellikler üzerinden karşılaştıran bir çalışma yoktur. Bu tez çalışmasının amacı, şizofreni hastalarının hatırlama sıklığı bakımından farklılık gösteren hastalık ve başarı ile ilgili bellek işlevleri, fenomenolojik özellikler, anının merkeziyeti, anının özgüllüğü ve anıdan anlam çıkarma üzerinden incelenmesidir. Araştırmaya 18-45 yaş arası şizofreni hastaları (n = 30) dahil edilmiştir. Katılımcılardan hastalık ve başarı ile ilgili anılarını anlatmaları ve her anıyı işlevleri (Yaşam Deneyimleri Hakkında Düşünme Ölçeği/YDHDÖ), fenomenolojik özellikleri (Otobiyografik Anı Anketi/OAA) ve anının merkeziliği (Anının Merkeziliği Ölçeği/AMÖ) bakımından değerlendirmeleri istenmiştir. Anılar özgüllük ve anlam çıkarma bakımından kodlanarak analize alınmıştır. Çalışmanın bulgularına göre, hastalık ve başarı ile ilgili anıların daha çok yönlendirme işlevine hizmet ettiği anlaşılmıştır. Fenomenolojik özellikler üzerinden incelendiğinde, başarı ile ilgili anılarda anının geçtiği mekân daha iyi ve daha olumlu duygu değeri ile hatırlanırken, hastalık ile ilgili anılarda zamanda geriye dönme hissi daha yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca, hastalık ile ilgili anılar daha özgül olarak hatırlandığı görülmektedir. Bununla birlikte, anı türüne göre bellek işlevleri, anının merkeziyeti ve anıdan anlam çıkarma bakımından farklılaşma saptanmamıştır. Bu bulgular, şizofreni hastalarının hastalık ve başarı ile ilgili anılarının bellek işlevleri ve bilinçli hatırlama üzerinden tartışılmıştır.Öğe Sosyal rollerin otobiyografik anılar üzerindeki etkileri: Arkadaşlık ve öğrencilik anılarının içeriği, işlevleri ve fenomenolojisi(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Hacıömeroğlu, Fatma Büşra; Mutlutürk, AysuSosyal roller, bireyin sosyal konumuna bağlı olarak (örn. öğrenci, arkadaş) belirli bir bağlamda nasıl davranması gerektiğini belirler (Sheldon ve Elliot, 2000). Bugüne kadar sosyal rollerin otobiyografik anıların hatırlanmasını etkileyip etkilemediğini ya da olası etkilerin nasıl olacağını inceleyen bir çalışma yapılmamıştır. Bu tez çalışmasının amacı, arkadaş ve öğrenci rolleriyle ilişkili otobiyografik anı anlatılarının içerdikleri hakim temaları, bellek işlevlerini ve fenomenolojik özelliklerini incelemektir. Bu amaçla üniversite öğrencilerinden (n = 106) biri arkadaş rolü diğeri öğrenci rolü ile ilişkili iki anı yazmaları ve her bir anıyı işlevleri (Yaşam Deneyimleri Hakkında Düşünme Ölçeği/YDHDÖ), fenomenolojik özellikleri (Otobiyografik Anı Anketi/OAA) ve benliğe merkeziliği (Olayların Merkeziliği Ölçeği/OMÖ) bakımından değerlendirmeleri istenmiştir. Anı anlatıları içerik bakımından kodlanmıştır. Bulgular, arkadaş ve öğrenci rolüyle ilişkili anıların içerik, bellek işlevleri ve taşıdıkları duygu değerliği, yani olumlu / olumsuz duygu düzeyi bakımından farklılaştığını ortaya koymuştur. Buna göre; arkadaş rolüyle ilgili anılar öğrencilik anılarına kıyasla daha çok ilişkisel içerikler barındırmakta, daha olumlu duygular taşımakta, benlik ve sosyal işlevlere daha fazla hizmet etmekte ve bireylerin hayatında daha merkezi olan deneyimleri içermektedir. Öğrenci rolüyle ilişkili anılar ise daha çok başarı / başarısızlık temasına odaklıdır. Öğrencilik rolünde ilişkisel içerikli anılar olsa da bu anılarda otorite ile kurulan ilişkiler ağır basmaktadır. Bu bulgular, farklı sosyal roller bağlamında hatırlanan anıların bireylerin amaçlarıyla ve benlikleriyle ilişkisi bağlamında tartışılmıştır.Öğe Çocuklarda duygu düzenlemesinin, annenin duygu düzenleme becerileri ile çocuğun davranış problemleri arasındaki aracı etkisi(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Yıldırım, Şükran Buse; Duymaz, GökçenBu çalışmada, çocuğun duygu düzenlemesinin, annenin duygu düzenlemesi ile çocuğun davranış problemleri arasındaki aracılık rolü incelenmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu 6-10 yaş grubu çocukları olan, 25-50 yaş aralığındaki anneler oluşturmaktadır. Çalışma bağlamında 692 katılımcıya ulaşılmış, buna karşılık yalnızca 270 katılımcı veri setini tamamladığı ve çalışma kriterlerini karşıladığından araştırmaya dahil edilmiştir. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Açıklanmış Onam Formu, Kişisel Bilgi Formu, Duygu Ayarlama Ölçeği (Kapçı ve ark., 2009), Yenilenmiş Conners Ebeveyn Derecelendirme Ölçeği-Kısa Form (Kaner ve ark., 2013), Çok Boyutlu Yaşantısal Kaçınma Ölçeği-30 (Kaya ve ark., 2018) ve Duygu Düzenleme Ölçeği'nin (Aka ve Gençöz, 2014) kullanıldığı çalışmada elde edilen bulgular IBM SPSS programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde bağımsız gruplar t-testi, ANOVA, pearson korelasyon analizi ve SPSS programı process eklentisi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, annenin kaçınma davranışı ile çocuğun davranış problemleri arasında çocuğun duygu düzenlemesinin tam aracı rolünü doğrular niteliktedir.











