Makale Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Parabolic modeling forecasts of space and time european hydropower production(2024) Lincaru, Cristina; Grigorescu, Adriana; Dinçer, HasanRenewable sources of energy production are some of the main targets today to protect the environment through reduced fossil fuel consumption and CO2 emissions. Alongside wind, solar, marine, biomass and nuclear sources, hydropower is among the oldest but still not fully explored renewable energy sources. Compared with other sources like wind and solar, hydropower is more stable and consistent, offering increased predictability. Even so, it should be analyzed considering water flow, dams capacity, climate change, irrigation, navigation, and so on. The aim of this study is to propose a forecast model of hydropower production capacity and identify long-term trends. The curve fit forecast parabolic model was applied to 33 European countries for time series data from 1990 to 2021. Space-time cube ArcGIS representation in 2D and 3D offers visualization of the prediction and model confidence rate. The quadratic trajectory fit the raw data for 14 countries, validated by visual check, and in 20 countries, validated by FMRSE 10% threshold from the maximal value. The quadratic model choice is good for forecasting future values of hydropower electric capacity in 22 countries, with accuracy confirmed by the VMRSE 10% threshold from the maximal value. Seven local outliers were identified, with only one validated as a global outlier based on the Generalized Extreme Studentized Deviate (GESD) test at a 5% maximal number of outliers and a 90% confidence level. This result achieves our objective of estimating a level with a high degree of occurrence and offering a reliable forecast of hydropower production capacity. All European countries show a growing trend in the short term, but the trends show a stagnation or decrease if policies do not consider intensive growth through new technology integration and digital adoption. Unfortunately, Europe does not have extensive growth potential compared with Asia–Pacific. Public policies must boost hybrid hydro–wind or hydro–solar systems and intensive technical solutions.Öğe Bireylerin aşılanmaya teşvik edilmesi strateji geliştirme: Çok kriterli karar verme teknikleriyle yapılan analitik bir çalışma(Türkiye Klinikleri Yayınevi, 2023) Gökalp, Yaşar; Yüksel, Serhat; Eti, Serkan; Dinçer, HasanAmaç: Salgın hastalık dönemlerinde, ülkelerin en çok zorlandıkları durumlardan biri de aşı karşıtı politikalardır. Aşı uygulamalarının hukuki boyutlarından dolayı bireyler aşı olmaya zorlanamamakta, sadece teşvik edilebilmektedir. Bireylerin aşı olmalarını etkileyen birçok faktör olmasına karşın ülkelerin her birine zaman ve kaynak ayrılabilmesi çok mümkün değildir. Bu nedenle çalışmamızın amacı, vatandaşların aşılanmaya teşvik edilebil- mesi için gerekli olan en uygun stratejinin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntemler: Dünya Sağlık Örgütünün belirlemiş olduğu bireyleri aşıya teşvik edici kriterler küresel bulanık [spherical fuzzy (SF)] DEMATEL yöntemi ile analiz edilmiştir. SF-DEMATEL, kriterler arasında önem ağır- lığı belirlemede kullanılan bir yöntemdir. Bu sayede aşılanmayı artıracak kriterler arasında en önemli olanları belirlenerek uygun stratejiler gelişti- rilebilecektir. Bulgular: Aşı karşıtı politikalarda en fazla teşvik eden ana kriterin bağlamsal etkiler olduğu sonucuna varılmıştır. Ağırlıklandırma katsayılarına bakıldığında, bağlamsal etkiler 0,37, aşı ve aşılanmaya ait etkileri 0,36 ve birey ve grup etkileri 0,26 hesaplanmıştır. Alt kriterler bazında da yasalar/politikalar aşı teşvikinde oldukça etkilidir. Yasalar/poli- tikalar kriterinin ağırlığı 0,164, iletişim ve medya araçları kriterinin ağırlığı 0,160 ve ilaç endüstrisi kriterinin ağırlığı 0,159 olarak hesaplanmıştır. Sonuç: Bağlamsal etkiler, ana kriterinin alt kriteri olan politikalar/yasalar aşı teşvikinde en önemli argüman olarak karşımıza çıkmıştır. Ülkeler aşı teşvikini yaygınlaştırmak için belirlenen tüm kriterlere emek, zaman ve bütçe ayıramayacağı için analiz sonucunda en önemli etken olarak bulunan yasalara/politikalara ağırlık vermesi büyük oranda çözüm olacaktır. Bireyleri aşı olmaya teşvik etmek için devletin yetkili makamlarının yürüttüğü politikaların, aşılanmanın gerekli ve zararsız olduğu yönünde olmalıdır. Ayrıca yürütülen politikaların, halkı bilgilendirmeye yönelik gerçekleştirilmesi, aşı hakkında halka doğru bilgilerin iletilmesi yönünde olması hâlinde aşı karşıtlığı azalacaktır.Öğe Doğal gaz tüketiminin modellenmesi: Türkiye için MARS yöntemiyle bir analiz(Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Aydın, Rıdvan; Yüksel, Serhat; Silahtaroğlu, Gökhan; Dinçer, HasanBu çalışmada Türkiye’deki doğal gaz talebinin tahmin edilmesine yönelik model ortaya konması amaçlanmaktadır. Doğal gaz tüketimi bağımlı değişken olarak ele alınmış, buna bağlı olarak makroekonomik veriler, iklim koşulları, enerji ve fiyat verileri ile toplumsal ve kültürel veriler bağımsız değişken olarak kullanılmaktadır. Aylık verilerin değerlendirildiği bu çalışmada değişkenlere ait 2015 yılı ocak ayı ile 2021 yılı haziran ayı arasındaki 78 gözlem kapsama dâhil edilmiştir. Madelin analiz sürecinde MARS yönteminden faydalanılmıştır. Modelde 3 temel fonksiyon ile sıcaklık oranı ve yenilenebilir enerji oranı olarak 2 değişken yer almaktadır. Sıcaklık azalışları makul seviyelerde olduğu sürece yenilenebilir enerjideki artış oranının doğal gaz tüketiminin düşmesinde çok önemli etkiye sahip olduğu görülmektedir. %99 oranında ithalata bağımlı olan doğal gazın makroekonomik dengeler içerisindeki payını azaltmak için, sıcaklık değişikliklerimi kontrol edemediğimiz bir durum olduğundan, yenilenebilir enerji yatırımlarına hız kesmeden devam edilmesi gerektiği analiz sonucunda ortaya çıkmaktadır.Öğe Sürdürülebilir ekonomik kalkınma bağlamında havayolu sektörüne yönelik etkin yatırım stratejilerinin belirlenmesi(Gaziantep Üniversitesi, 2022) Mızrak, Filiz; Yüksel, Serhat; Silahtaroğlu, Gökhan; Dinçer, HasanBu çalışmanın amacı sürdürülebilir ekonomik kalkınma bağlamında havayolu sektörüne yönelik müşteri memnuniyeti bazlı yatırım stratejilerinin belirlenmesidir. Bu amaca yönelik olarak, havacılık sektöründe müşterilerin taleplerini etkileyen faktörlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, 2019 yılında en iyi 75 havayolu şirketi arasına giren şirketler inceleme kapsamına alınmıştır. Bahsi geçen şirketlere yönelik 2011-2020 yılları arasında Skytrax web sitesinden yapılan yorumlar analiz edilmiştir. İlgili müşteri yorumları metin madenciliği yöntemiyle KNIME platformu üzerinde analiz edilmiştir. Bu kapsamda, en fazla geçen tek, ikili ve üçlü kelime grupları belirlenmiştir. Elde edilen analiz sonuçlarına göre, müşterilerin tüm havayolu şirketlerinden genel beklentileri sunulan hizmetin kaliteli olmasıdır. Koltuk rahatlığı, kabin ekibinin kibar ve yardımsever olması ve yemeklerin lezzetli olması gibi hususlar tüm ülkeler için ön plana çıkmıştır. Belirtilen hususlara ek olarak, müşteriler havayolu şirketlerinden genel olarak meydana gelen rötarlara ilişkin şikayetlerde bulunmaktadır. Dolayısıyla, bu problemi yaşayan havayolu şirketlerinin gerekli tedbirleri almadığı durumda diğerlerine kıyasla önemli ölçüde rekabet avantajı kaybedecekleri ortadadır. Öte yandan, Afrika, Kuzey Amerika ve Güney Amerika’lı müşterilerin uçaklardaki temizliğe daha fazla önem gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, Güney Amerika’lı müşterilerin fiyatların yüksek olmasına yönelik bazı rahatsızlıkları bulunduğu belirlenmiştir. Bu bilgiler göz önünde bulundurularak, özellikle bu kıtaya hizmet veren havayolu şirketlerinin düşük fiyat odaklı yatırım stratejisini belirlemeleri yerinde olacaktır. Belirtilen bu öneriler ülkelerin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşabilmelerine yardımcı olacaktır.Öğe Yerel yönetimlerde yatırım kriterlerinin belirlenmesi: Bulanık DEMATEL yöntemiyle bir analiz(2019) Dinçer, Hasan; Yüksel, Ufuk Serhat; Akıncı, Ersin İrfanBu çalışmanın amacı, yerel yönetimlerin yaptıkları yatırımlara etki edenfaktörlerin belirlenmesidir. Bu çerçevede, literatür taraması neticesinde bahsi geçen yerel yönetimlerin yatırım kararlarını etkileyeceği düşünülen 6 farklı kriter (nüfus artışı, bölgesel kişi başı GSYİH, lokasyon, jeolojik etki, politik risk ve finansal risk) dikkate alınmıştır. Öte yandan, belirtilen bu amaca ulaşabilmek için bulanık DEMATEL yönteminden faydalanılmıştır. Sonuç olarak, nüfus artışı ve bölgesel kişi başı GSYİH rakamının yerel yönetimlerin yatırım seçimlerini etkileyen en önemli kriterler olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlara ek olarak, jeolojik etki en çok etkileyen kriter, nüfus artışı ise en çok etkilenen kriter olarak öne çıkmaktadır. Bu sonuçlar dikkate alındığında, yerel yönetimlerin ağırlıklı olarak nüfusu yoğun olan ve bölgesel anlamda daha da kalkınmış olan kesimlere yatırım yaptıkları anlaşılmaktadır. Söz konusu bilgilerden yola çıkılarak yerel yönetimlerin nüfusu az olan ve ekonomik anlamda kalkınmamış bölgeleri de göz ardı etmemeleri gerektiğini söyleyebilmek mümkündür. Bu sayede, ülkenin ekonomik olarak gelişmesine katkı sağlanabilecektir.Öğe Türkiye’de katılım bankalarının finansal performansının gri ilişki analizi ile ölçülmesi(Kenan Çelik, 2018) Gündoğdu, AyselÜlkemizde bankaların yoğun rekabet içinde olmaları sebebi ile finansal performanslarının ölçülmesi ve analiz edilmesi önem taşımaktadır. Bankaların performansları çeşitli yöntemler ile ölçülebilir. Çoklu karar verme yöntemleri son zamanlarda sıklıkla kullanılan yöntemlerdir. Bu çalışmanın amacı da Türkiye’de faaliyet gösteren katılım bankalarının 2010-2017 yıllarına ait finansal performanslarını gri ilişki analizine göre ölçmektir. Türkiye’de 2017 yılı itibari ile katılım bankası sayısı beştir. Çalışmaya kapatılan Bank Asya dahil edilmemiştir. Analizde beş katılım bankası, on beş finansal oran ile incelenmiştir. Yapılan analiz sonucunda 2017 yılında finansal performans sıralamasında Türkiye Finans Katılım Bankası’nın ilk sırada, Albaraka Türk Katılım Bankası’nın ise son sırada yer aldığı görülmektedir. Analize göre katılım bankalarının finansal performanslarının sırası genelde istikrarsızdır. Katılım bankacılığı sistemine giren Vakıf Katılım ve Ziraat Katılım Bankalarının özellikle Albaraka Türk Katılım Bankası için dengeleri değiştirdiği görülmektedir.Öğe Sergi-i Umumi-i Osmani’nin (1863) açılışı ve sergi’nin duyurulmasında gazetelerin rolü(Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2018) Demir, KenanAvrupa’da 19. yüzyılda üretimin artması ve ticaretin gelişmesi sonucu başlangıçta ulusal olarak yapılan sergiler, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren uluslararası olarak organize edilmiştir. Osmanlı Devleti Avrupa’daki teşkil edilen uluslararası sergilere ülkenin tanıtımı açısından önemli olacağı düşüncesiyle katılmaya özen göstermiş ve Avrupa’da organize edilen uluslararası sergilerin çoğuna iştirak etmiştir. Osmanlı Devleti’nde uluslararası sergilerin katılımı yanında ülkede bir serginin açılmasının ülkenin sanayisi açısından önem arz edeceği ve ülkede ne gibi ürünlerin üretildiği hakkında halkın haberdar olmasını teşvik edeceği gibi sebeplerle bir sergi açma düşüncesi oluşmuştur. Bu doğrultuda Mustafa Fazıl Paşa yönetiminde bir kurul oluşturulmuş ve sergi 1863 senesi Ramazan ayında İstanbul’da açılmıştır. Sergi komitesi sergiyi organize ederken serginin duyurulmasında gazetelerden faydalanmış ve gazeteleri etkin kullanmıştır. Dönemin yayın organları da İstanbul’da düzenlenen sergiye ilgi göstermiştir. Gazetelerde yazı yazan dönemin aydınları sergilerin öneminden ve ekonomiye olan etkisinden bahsetmiş ve sergiye katılımı teşvik etmiştir. Bu çalışmada ülkede açılan ilk sergi olan 1863 Sergi-i Umumi-i Osmani’yi gazeteler gözüyle incelenmiştir.Öğe Osmanlı’’da kalkınma tartışmaları: İbret gazetesindeki ekonomi yazıları(Abant İzzet Baysal Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, 2018) Demir, KenanOsmanlı devletinde basının ortaya çıkmasıyla birlikte devletten bağımsız bir kamuoyu oluşmuş, devletten ayrı özel girişimciler tarafından ülkenin gerçek sorunları dillendirilmeye başlanmıştır. Kamuoyunun oluşması sonucu devlet politikaları halka anlatılmış, halkta basın aracılığıyla ülkenin gerçek sorunlarının neler olduğunu öğrenmiştir. Dönemin yayın organlarında ülkenin bilgi birikimi artırılmaya çalışılmış, devletin kalkınması için atılması gereken politikalar dile getirilmiş ve devletin faaliyetlerini denetim altına almış, devleti sorgulamışlardır. Basının kamuoyu oluşumunu yönlendirildiği görüldüğünden devlet basına sansür uygulamıştır. Dönemin aydınlarını İstanbul’dan sürmüş, bu nedenle özel kamuoyunun devam ettirilmesi için dönemin aydınları yurt dışına kaçmışlar ve orada gazetecilik faaliyetleri sürdürmüşlerdir. Yurt dışından gerçekleştirdiği sert muhalefeti susturmak için ülkeye dönemlerine izin verilen aydınlar faaliyetlerini sürdürmek için ülkeye dönmüşlerdir. Namık Kemal ve arkadaşlarının öncülüğünde 1872 senesinde çıkarılan İbret gazetesi çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. İbret, dönemin önemli bir yayın organı olmuş, ülkede kamuoyunu şekillendirmiş, devletin politikalarını tenkit etmiş, sayfa sütunlarında ülkenin siyasi, ekonomi ve toplumsal sorunları hakkında yazılar görülmüştür. Bu çalışmada öncelikle İbret’in künyesi verilmiş, genel yayın politikası anlatılmış, sonra gazetede görülen ekonomi yazıları incelenmiştir. Gazetenin nüshaları incelendikten sonra elde edilen bulgulara göre İbret’in yayın politikası, dönemin Babıali bürokratlarını zor durumda bırakmış ve bu nedenle İbret iki defa geçici olmak üzere üç defa kapatılmıştır. İbret, muhalif bir yayım politikası gütmüş, sütunlarında haberlerden ziyade ülkenin sorunlarının tartışıldığı düşünce ve fikir yazılar yer almıştır. Çalışmanın konusu olan ekonomi konusunda da daha sert tenkitlerde bulunmuş, borçlanma, vergide adaletsizlik, demiryolu politikası, ülkenin servet kaynaklarından yeterli bir şekilde verim alınmaması gibi konular genişçe ele alınmıştır.Öğe Osmanlı basınında sa’y u amel tartışmaları(Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi, 2018) Demir, KenanTeşebbüs-i şahsi fikrini savunan Osmanlı aydınları 19. yüzyılda Osmanlı devletinin iktisadi olarak Batı devletleri karşısında geri kalmaların farkına vardıklarından Batı’daki gelişmeleri takip etmeye başlamışlar ve Avrupa devletlerinin iktisadi olarak gelişmesinin arkasındaki ana nedenleri tespit etmeye koyulmuşlardır. Aydınlar, Batı’da halkın teşebbüs-i şahsi fikriyle hareket ederek özel girişim faaliyetlerinde sa’y u amel ettiklerini ve çalışma psikolojisinin ekonominin tüm sektörlerinde önemli bir rol oynadığını gözlemlemişlerdir. Bu nedenle sa’y u amel düşüncesini Osmanlı halkına aşılamak için çabalamışlardır. Bu doğrultuda halkın sa’y u amel etmesiyle ülkedeki ekonomik sıkıntıların ortadan kalkacağını ve üretimin artacağını ifade etmişlerdir. Aydınlar halka ulaşmak ve onları eğitmek amacıyla gazetelerden faydalanmışlar, dönemin gazetelerinde halkı bilgilendirmek ve onlara modern fikirleri aşılamak amacıyla birçok yazı kaleme almışlardır. Bu çalışmanın konusu olan sa’y u amel üzerine de aydınlar dönemin basınında birçok yazı kaleme almışlardır. Bu yazılarla halkın çalışmaya olan rağbeti artırılmak istenmiş ve halkın teşebbüs-i şahsi fikri doğrultusunda çalışmaları gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca halkın maddi sa’y olarak çalışmasının yanında onların akli sa’ya da önem vermelerini ve bugünkü modern teknolojilerin akli sa’y sonucu oluşturulduğunu dile getirmişlerdir. Osmanlı devletinin kalkınması ve ülkede teknolojinin gelişmesi için halkın akli sa’yini kuvvetlendirmesini istemişlerdir. Bu çalışmada Osmanlı basınında görülen sa’y u amel yazıları tespit edilmiş, çıkan yazıların analizi yapılmıştır.Öğe Namık Kemal’s economic thoughts(Hitit Üniversitesi, 2018) Demir, KenanThe state’s economy policies were discussed on press organs and journalists wrote about them. One of those journalists was Namık Kemal. Being the most known of Ottoman intellectuals in 19th century and the most effective journalist of the period Namık Kemal wrote many articles about the state’s economy policies on press of the period even though he wasn’t an economist. Kemal showed the government of the state as the reason of nondevelopment. He wanted that the agriculture being in the first place, industry and trade sectors should also be considered important and improved for the state’s development. Even though Kemal wanted the state would be governed in the direction of free trade thinking, he also spoke of the free trade’s damages to country. Expressing that the 1838 trade agreement was early and his criticisms such as the fact that the state could not produce effective policies in the development of industry and trade showed that Kemal wasn’t a huge fan of free trade. In this study, Namık Kemal’s economic thoughts are expressed considering his articles about economics on Tasvir-i Efkâr, Hürryet, İbret, Cüzdan and Diyojen newspapers.Öğe Modern iktisadın öğretilmesinde gazetelerin rolü ve gazetelerdeki iktisat kitabı tefrikaları (1860-1870 Dönemi)(Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi, 2018) Demir, KenanKlasik İktisat Düşüncesi 1776 senesinde Adam Smith’in eseriyle ortaya çıktıktan sonra Osmanlı Devleti’nde bu düşüncenin görüşleri 1830’lu yıllarda ülkede ikamet eden Blak Bey, David Urquhart ve Churchill tarafından dönemin gazetelerinde dillendirilmeye başlanmıştır. 1830’larda bu şahıslar tarafından bu düşüncenin girmesinden sonra ülkede Batılı anlamda ilk ekonomi kitapları yayımlanmaya başlamış, sırasıyla Serendi Arşizen, Sehak Abru, Charles Wells, Mehmet Şerif Efendi ve Mehmet Mithat’ın kitapları yayımlamıştır. Aynı zamanda Takvim-i Vekayi, Ceride-i Havadis, Tercüman-ı Ahval, Mecmua-i Fünun, Tasvir-i Efkar ve Terakki gazetelerinde ekonomi ilminin ilkeleri hakkında yazılar yayımlanmıştır. Bu çalışmada yayımlanan ilk kitaplar ve gazetelerde yayımlanan makalelere değinilmiştir. Sonra Mehmet Şerif Efendi’nin “İlm-i Emval-i Milliye” adlı ekonomi kitabı ile Mehmet Mithat’ın “Ekonomi Tercümesi: Fenni İdare” adlı ekonomi kitabının Tercüman-ı Ahval ve Terakki’de yayımlanmış bölümlerinin içeriği incelenmiştir.Öğe Mevduat bankalarında kalite fonksiyon yayılımı temelli alternatif dağıtım kanallarının analizi: Monte Carlo simülasyonu ve sezgisel bulanık mantık ile bütünleşik karar verme(Türkiye Bankalar Birliği, 2018) Dinçer, Hasan; Yüksel, SerhatBu çalışmada Türkiye’deki mevduat bankalarının alternatif dağıtım kanallarını hangi ölçüde etkin kullanıldığının kalite fonksiyon yayılımı temelli ölçülmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda; müşteri beklentileri, teknik ölçütler, yenilik performansı ve yeni hizmet geliştirme süreçleri dikkate alınarak, kalite evi ve alternatif dağıtım kanallarının sıralanmasını kapsayan 4 aşamalı süreç dikkate alınmıştır. İlgili hedefe ulaşabilmek için çalışmada 2 farklı analiz yapılmıştır. İlk analiz olan klasik karar verme modelinde, her bir kalite fonksiyon yayılımı aşaması içinde yer alan eksendeki boyutlar ve kriterler için inceleme yapılmıştır. İkinci analiz olan bütünleşik karar verme modelinde ise kalite fonksiyon yayılımı süreci bütünleşik olarak, karar verme süreçleri birbirini takip eden etkilerle birlikte ele alınmıştır. Bunların yanı sıra, sezgisel bulanık DEMATEL yöntemi ile boyutlar, sezgisel bulanık AHP yöntemiyle ise kriterler ağırlıklandırılarak önem dereceleri belirlenmiştir. Bunlarla birlikte, önem derecisi belirlenmiş bu boyut ve kriterler dikkate alınarak sezgisel bulanık TOPSIS yöntemi ile bankaların alternatif dağıtım kanalları sıralanmıştır. Ayrıca, Monte Carlo simülasyon yöntemiyle de analizlerin tutarlılığı incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, şubenin alternatif dağıtım kanalları arasında en çok tercih edilen kanal olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın, ATM, cep telefonu ve sosyal medyanın ise son sıralarda olduğu anlaşılmaktadır. Elde edilen sonuçlar dikkate alındığında, etkin çalışmadığı belirlenen alternatif kanallarının daha aktif bir şekilde faaliyet gösterebilmeleri için gerekli aksiyonların alınması söz konusu bankalarının daha verimli çalışabilmeleri için önem arz etmektedir. Bu bağlamda, etkin kullanılmadığı tespit edilen cep telefonu bankacılığı, ara yüzü geliştirilmesi ve yeni kampanyaların üretilmesi ile müşteriler için daha avantajlı hale getirilmelidir. Bununla birlikte, çoğu bankacılık işlemlerinin sosyal medya aracılığı ile yapılabilmesi için gerekli alt yapı yatırımlarının yapılması yerinde olacaktır. Bu sayede, mevduat bankaları özellikle ülkedeki genç nüfus için daha cazip hale gelecektir.Öğe İktisat dergilerine göre Osmanlı Devleti’nin iktisadi durumu (1857-1923)(Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018) Demir, KenanBu çalışmada Osmanlı’da yayımlanan iktisadi dergileri tespit edilmiş ve dergilerin içeriği analiz edilmiştir. Osmanlı’da ilk iktisat dergisi 1857 senesinde yayımlanan Ceride-i Ticaret’tir. Bu derginin yayımlanmasından 1923 senesine kadar iktisadi konuları ele alan birçok dergi yayımlanmıştır. İlk dönemlerde iktisadi politikaları doğrudan içeren dergi sayısı azımsanacak miktardadır. Dergiler daha çok ticaret, bayındırlık ve ziraat gibi sektörel olarak yayımlanmıştır. II. Abdülhamit döneminde basında denetimin ağırlaşması nedeniyle iktisat dergileri yayımlanmamasına karşın dönemde çıkan fikir ve edebiyat dergilerindeki iktisadi yazılar azımsanmayacak derecededir. II. Meşrutiyet sonrası basında görülen canlanma iktisadi yayıncılığa da yansımış, bu dönemde birçok iktisadi dergi yayımlanmış, ayrıca fikir dergilerinde de iktisadi konuların içeriği daha fazla olmuştur. Bu dergilerin çoğunluğu belli bir düşünce doğrultusunda yayım yapmaktan ziyade ya güncel iktisadi sorunlara değinmiş ya da halkın iktisadi bilgisi artırmayı hedeflemiştir. Osmanlı’da görülen iktisadi dergilerde ziraat, ticaret, sanayi, kalkınma, mesleki eğitim, bankacılık, borçlanma, mali politikalar şirketleşme, iktisat düşüncesi gibi hemen hemen tüm konularda yazılar görülmüştür.Öğe Hadika Gazetesi ve milli ekonomi: “İttihad-ı Efkâr-ı Milliye”(Dumlupınar Üniversitesi, 2018) Demir, KenanOsmanlı’da ilk gazete 1831 senesinde yayımlanmasına karşın gazetelerin kamuoyu oluşturduğu dönem 1860 yıllarıd ır. 1860’lı yıllarında hem birçok gazete çıkmış hem de gazeteler ülkenin sorunlarını bağımsız bir şekilde ele alıp halkı yönlendirmiştir. Bu dönemde yayımlanan gazetelerden biri de 1870 senesinde çıkan Hadika gazetesidir. Hadika , 1860’lıla rın sonlarına doğru devletin basını kontrol altına aldığı için siyasi haberlerden daha ziyade ansiklopedik bilgi veren bir yayım politikası gütmüştür. Hadika’da farklı konularda yazılar görülmesine karşın içeriğin çoğunluğunu ekonomi yazıları oluşturmuştur. Bu yazılarla hem halkın iktisadi bilgi seviyesi artırılmak istenmiş hem de iktis adi meselelere rağbet etmesi hedeflenmiştir. Hadika, ülkede iktisadi kalkınmasını sağlamak amacıyla şirketleşmenin yaygınlaşmasına çalışmış ve halkı bu doğrultuda yönlendirmiştir. Hadika’da görülen yazılar milli iktisat görüşü doğrultusunda şekillenmiştir. Ülkenin iktisaden gelişmesi için ülkede milli iktisat düşüncesinin aşılanmasını çalışmış ve bu doğrultuda yerli ürünlere rağbet edilmesini istemiştir. Ülkede “İttihadı Efkar-ı Milliye” düşüncesinin görülmesiyle ülkenin iktisaden kalkınacağını belirtmiştir.Öğe Ali Suavi’nin iktisadi görüşleri(Bingöl Üniversitesi, 2018) Demir, Kenan19. yüzyılda Osmanlı devletinde gazeteler ortaya çıkmaya başlamış ve gazetelerde çalışan ve bu mesleği icra eden bir gazeteciler topluluğu oluşmuştur. Devrin gazetelerinde devletin güncel iktisadi ve siyasi politikaları hakkında görüşler öne süren kişilerin ortaya çıkmasıyla devlet politikalarının halka duyurulmasında ve halkın bu konularda haberdar olmasında önemli gelişmeler yaşanmış ve bağımsız bir kamuoyunun oluşması sağlanmıştır. Dönemin gazetecileri devletin iktisadi ve siyasi politikalarını sorgulayarak devlet politikalarını tenkit etmiş ve çeşitli öneriler getirmiştir. Gazetelerde devletin politikalarını sorgulayan gazetecilerden biri de Ali Suavi’dir. Suavi Muhbir’de yazılar kaleme almış aynı zamanda devrin önemli camilerinde halka vaazlar vermiştir. Suavi, yazılarında devletin politikalarını sorgulayan ve bürokratları eleştiren bir üslup kullanmış, bu hususta çözümler öne sürmüştür. Suavi, makalelerinde devletin iktisadi sorunları hakkında düşüncelerini açıklamıştır. Bu çalışmada Suavi’nin sürgünde çıkarttığı Muhbir ve Ulum gazetelerindeki Osmanlı’nın ekonomi sorunları hakkındaki görüşleri verilmiştir. Ali Suavi’nin, gazetede görüşlerin ana amacı bürokratların yürüttüğü ekonomik politikalarının yanlışlığını dile getirmek ve öne sürdüğü görüşlerle devletin ekonomik kalkınmasını bir an önce sağlanmasına çalışmak olmuştur.Öğe Karbon ayak izi’nin ne kadarı finansal piyasalarda: karbon piyasalarının performansı ve karbon merkez bankasının kurulması(Maliye ve Finans Yazıları Yayıncılık, 2016) Çıtak, Osman SerdarKyoto protokolü çerçevesinde, dünyadaki iklim değişiklikleri tartışmaları, sera gazı salınımlarının azaltılması için güvenilir kurum ve projelere olan ihtiyacı ön plana çıkartmıştır. İklim değişikliği ile mücadelede piyasa temelli iktisadi bir çözüm olan ve karbon salınımı azaltım finansmanına rasyonel bir zemin yaratan karbon piyasaları, geometrik bir hızla büyümeye devam etmiştir. Bu çalışmada, konu ile ilgi çalışmaların sonuçları değerlendirilerek, özellikle karbon piyasalarının performansı ile global bazda bir karbon merkez bankasının kurulması fikri tartışılmıştır.Öğe Küresel finans krizi sürerken enflasyon ile mücadelede enflasyon hedeflemesi uygulamasının analizi(Kenan Çelik, 2015) Gündoğdu, AyselGünümüzde Merkez Bankalarından beklenen en önemli hedef olan fiyat istikrarı, giderek ülke ekonomilerini tehdit eden bir unsur halini almaktadır. Fiyat istikrarını sağlayabilmek için çe?itli para politikası araçları kullanan ülkeleri bazıları, 1990 yılından beri enflasyon hedeflemesi uygulaması kullanmaktadırlar. Özellikle 2008 küresel finans krizinden sonra deği?en ekonomi dinamikleri enflasyon hedeflemesi uygulamasının sorgulanmasına yol açmı?tır. Hedef belirleme ve kamuoyuna açıklama esaslarına dayanan enflasyon hedeflemesi uygulamasının kriz dönemlerinde de verimli olup olmadığı tartı?ılmaktadır. Çalı?manın amacı, enflasyon hedeflemesi uygulamasını benimseyen ve benimsemeyen ülkelerin enflasyon verilerini kıyaslayarak uygulamasının enflasyon ile mücadelede ba?arılı olup olmadığını analiz etmektir.Öğe II. Meşrutiyet Dönemi Osmanlı basınında tütün tarımı ve reji şirketi(2019) Demir, KenanTütün Amerika kıtasının keşfiyle bilinmeye başlanmış ve kısa sürede tüm dünyada üretimine başlanmıştır. Tütün ekimine, Osmanlı devletinde 17. yüzyıl başlarında yapılma-ya başlanmış ve kısa sürede tüm bölgelere yayılmıştır. Tütün tarımının Osmanlı’da yaygın-laşması sonucu tütün tarımı çiftçilerin önemli bir geçim kaynağı olmuş ve devlet de tütün tarımından önemli bir gelir elde etmeye başlamıştır. 1875 senesinde ilan edilen moratoryum ile Osmanlı devleti yapmış olduğu borçlanmaların geri ödemelerinin yapamayacağını ilan etmiştir. Bu moratoryumdan sonra alacaklılar Osmanlı devletinin önemli gelir kaynaklarını kontrol edecek olan Duyun-ı Umumiye İdaresi’ni kurmuşlardır. Duyun-ı Umumiye İdare-si’nin kontrol edeceği gelir kaynaklarından biri de tütün tarımıdır. Duyun-ı Umumiye İda-resi tütün gelirlerini daha iyi yönetmek amacıyla 1884 senesinde Viyana’dan Credit Ansalt, Berlin’den Banker Bleichröder ve Osmanlı Bankası (Şenel, 2018: 271-291) ortaklığında Reji Şirketi’ni kurmuştur. Tütün geliri Reji Şirketi, Duyun-ı Umumiye İdaresi ve Osmanlı dev-leti arasında pay edilecekti. Reji Şirketi’nin kurulmasıyla Osmanlı’da tütün ekimi, ticareti ve imali 30 yıllığına bu şirkete tekel olarak verilmişti. Reji’nin kurulmasıyla birlikte tütün tarımında büyük sorunlar ortaya çıkmıştır. Bu sorunların nedeni Reji’nin kendi şirket çıkarı doğrultusunda tütün tarımını yönetmesiydi. Reji tütün tarımını kontrol etmek amacıyla tütün tarımına sınırlamalar getirmesi ve düşük fiyat politikası uygulaması sonucu çiftçiler, üretimlerini Reji’ye satmaktan ziyade kaçak yollarla satmayı tercih etmiştir. Bu da ülkede tütün kaçakçılığın yaygınlaşmasına neden olmuş ve Reji’nin kaçakçılıkla mücadele etmek için kurduğu kolculuk teşkilatı nedeniyle ülkede daha büyük sorunlar yaşanmıştır. On bin-lerce Osmanlı vatandaşı kolcular tarafından öldürülmüştür. Reji Şirketi’nin kurulmasıyla birlikte dönemin basınında Reji hakkında birçok yazı görülmeye başlamıştır. Bu çalışmada Meşrutiyet sonrası Osmanlı basınında tütün tarımı ve Reji hakkında görülen yazılar ince-lenmiştir. Bu yazılarda Reji’nin Osmanlı tarımına olan zararları anlatılmış ve Reji Şirketi’nin görev süresinin bitmesinin yakın olması nedeniyle bu şirketle tekrar anlaşma yapılmaması istenmiştir. Ayrıca tekel yönetimin ülkede tütün tarımını geliştirmesi için uygun bir politika olmadığı vurgulanmıştır.Öğe İlk yerli iktisatçı Mehmet Şerif Efendi’nin iktisadi görüşleri(2019) Demir, KenanModern iktisat düşüncesi 1830’lu yıllardan beri Osmanlı devletinde görülmeye başlamış ve bu düşünceyi dillendiren aydınlar zamanla ortaya çıkmıştır. Ülkede bu görüşü ilk dillen-diren kişiler ülkede ikamet eden yabancı vatandaşlar olmuş, sonra ise ülkede yaşayan Ermeniler başta olmak üzere gayri-müslim vatandaşlar tarafından bu düşünce benimsenip görüş-leri dillendirilmiştir. Ülkede yaşayan Müslümanlar arasında ik-tisadi konular hakkında fikir öne süren ilk iktisatçı ise Mehmet Şerif Efendi’dir. Şerif Efendi, tercüme odasında çalışmış ve Takvim-i Vekayi gazetesinin mütercimi olarak çalışmıştır. Tak-vimi Vekayi’de iktisadi yazılar yazmasına karşın bu gazetedeki yazıların imzasız çıkması nedeniyle gazetede yayımlanan yazı-ları tespit edilememiştir. Şerif Efendi’nin 1861 senesinde Ter-cüman-ı Ahval ve 1863 senesinde Mecmua-ı Fünun’da yazıları çıkmış, kredi sistemi, bankacılık ve ekonomi ilmi hakkında okurlarını bilgilendirmiştir. Ayrıca dönemin önemli tartışması olan kalkınma tartışmalarında katılmış, devletin kalkınması için sanayileşmenin önemli olduğunu vurgulamıştır. Devletin ikti-sadi olarak gerilemesinin nedeni olarak ülkede çalışma teşviki-nin yetersiz olduğuna bağlamış, halkın özel girişim faaliyetle-rinde say u amel etmesini istemiştir.Öğe Akyiğitzade Musa and conservation thought(Turkish Entrepreneurship and Business Ethics Association, 2019) Demir, KenanIn the 1830s, the idea of free trade entering the country through foreigners residing in the Ottoman Empire and having ambassadors of foreign consuls in Istanbul became an unrivaled system of thought until the 1880s. Firstly in the 1870s, the 1838 Trade Agreement was signed in light of the principle of free trade. In Tercuman-i Hakikat, Ahmet Mithat and Mizanci Murat demanded protective customs tariffs in Mizan for the country's economic development and protection of industry. Kazanli Akyigitzade Musa, who taught economics at the Military School in this period, also adopted the idea of patronage. In 1896, he said that the state should protect industry with customs walls for the economic development of Ottomans in his book Ilm-i Servet: Azadegi-i Ticaret and Usul-i Himaye. In this study, the authoritarian economic views of Akyigitzade Musa known as Iktisad yahud Ilm-i Servet: Azadegi-i Ticaret ve Usul-i Himaye ve Ilm-i Servet veyahut Ilm-i Iktisad will be given in the light of economics books.











