Diğer Yayınlar Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Demans ile temporal lob epilepsisi arasındaki ilişki(Hayat Sağlık ve Sosyal Hizmetler Vakfı, 2021) Yıldırım, Erol; Soğukkanlı, Kübra; Hanoğlu, LütfüTemporal lob epilepsisi ve Alzheimer hastalığı (AH), hipokampus ve meziyal temporal yapılarda benzer bir fizyopatoloji sergiler. Her iki hastalıkta da klinik bulgulardan önce nöral ağ değişiklikleri mevcuttur. İki antite arasındaki bu benzerlik nedeniyle, çeşitli çalışmalarda nöbetler ve bunama arasında nasıl bir ilişki olduğu araştırılmıştır. Bu çalışmada ise, meziyal temporal sklerozlu bireylerin demansa daha yatkın olup olmadığı ve AH’nin epilepsiye yol açıp açmadığı sorularına cevap aranmıştır. Bu doğrultuda, biri uzun yıllardır epilepsi tedavisi görmekteyken demans tanısı alan, diğerine ise aynı anda hem epilepsi hem demans tanısı konan yetmişli yaşlardaki iki hastanın klinik bulguları ele alınmıştır. Diğer bir konu olarak da, AH’de nöbet görülme olasılığının oldukça yüksek olmasından doğan AH’nin nöbetlere yol açıp açmadığı sorusu ve bunun kognitif yıkımla olan ilişkisi, çeşitli çalışmalardan veriler ışığında tartışılmıştır. Ayrıca bu ilişki hızlanmış unutma ve konsolidasyon bağlamında da ele alınmıştır.Öğe Kural-güdümlü davranış: Psikopatoloji ve psikoterapilerde temel bir süreç(2020) Yavuz, Kaasım Fatih; Burhan, Hüseyinİnsan kompleks davranışlarının anlaşılmasında, B.F. Skinner’ın (1966) öne sürdüğü kural-takibi ve kural güdümlü davranış yaklaşımının önemli katkıları olmuştur. Kurallar tanımlayabilme ve bu kuralları takip edebilme becerileri sayesinde insanlar, doğrudan tecrübe ederek öğrenmeye yani edimsel koşullanma süreçlerine ihtiyaç duymadan hızlı ve ekonomik bir şekilde davranışlarını düzenleyebilmekte ve daha önce karşılaşmadıkları durumlarda nasıl işlevsel bir şekilde eyleme geçebileceklerini seçebilmektedirler. Yine kural-takibi sayesinde insanlar, içinde bulundukları bağlama göre değil, uzun vadeli hedef ve amaçlarına göre eylemlerini planlayabilirler. Bununla birlikte kural-takibinin baskın hale gelmesi ve davranışın üzerinde kuralların diğer uyaranlardan daha belirgin bir biçimde etkide bulunmaya başlaması, uygunsuz ve işlev bozucu yanıtların sergilenmesine yol açabilir. Bu derlemede bağlamsal-davranışçı yaklaşım ve ilişkisel çerçeve teorisi açısından kuraltakibinin ve kural güdümlü davranışların genel çerçevesi verilecektir. Daha sonra ise kural davranış ilişkisine değinilecek, itaat, izlek ve güçlendirme olarak tanımlanan kural-güdümlü davranış tiplerine ve klinik alanda ilişkili oldukları sorunlara ayrıntılı olarak değinilecektir. Son olarak ise bilişseldavranışçı psikoterapi yaklaşımlarının kural-güdümlü davranışlar ile ilişkisi ele alınacaktır.Öğe Bilişsel psikoloji bakış açısından sosyal etkileşimin toplumsal bellek üzerindeki rolü(İstanbul Üniversitesi, 2020) Mutlutürk, AysuToplumsal bellek, sosyal bilimlerin sosyoloji, tarih, antropoloji ve siyaset bilimi gibi çeşitli disiplinlerinde kapsamlı biçimde çalışılmıştır. Bu durum, terim hakkında çok çeşitli tanımlamaların ortaya çıkmasıyla sonuçlanmıştır. Toplumsal belleğin disiplinler arasında kabul gören bir tanımı olmasa da terimin tüm kullanımlarını bağlayan ortak zemin, toplumsal belleğin bir grup tarafından paylaşılan, sosyal bağlam ya da kültürel ürünler tarafından yeniden şekillendirilen ve grup üyelerinin sosyal kimliği üzerinde önemli rolü olan bir bellek formu olmasıdır. Bellek süreçleri, psikologların temel ilgi alanlarından biridir. Ancak ilginç bir biçimde, toplumsal belleğin sorularının psikoloji alanında sistematik olarak araştırılmasına henüz yeni başlanmıştır. Bu derlemenin amacı, bilişsel psikoloji alanındaki deneysel çalışmalardan elde edilen bulguların toplumsal belleğin sorularına uygulanmasıdır. Bu derleme özellikle sosyal etkileşimin belleğin yeniden yapılandırılmasındaki ve farklı bireylerin bellek temsillerinin birbirine yakınsayarak ortak bir geçmiş temsiline dönüşmesindeki rolüne yönelik deneysel çalışmalara odaklanmaktadır. Deneysel ortamda gerçek yaşamın basitleştirilmiş simülasyonlarını oluşturan bu çalışmalar, belleğin sosyal bulaşıcılığı, ortaklaşa hatırlama, sosyal bağlamda seçici hatırlama ve hatırlamaya bağlı unutma gibi paradigmaların toplumun ortak anılarının oluşumu ve hatırlanmasının altında yatan bilişsel mekanizmaların bir temsili olabileceğini ileri sürer. Derleme, bu çalışmaları inceledikten sonra, toplumsal bellek üzerine gerçekleştirilen deneysel ve betimleyici çalışmaların bulguları arasındaki paralelliklere odaklanacaktır. Derleme, son olarak, laboratuvar ortamındaki deneysel çalışmaların, toplumsal olaylara ilişkin anıların oluşumu ve hatırlanmasına yönelik genel prensipler sunarak, toplumsal belleğin altında yatan bilişsel mekanizmaların anlaşılmasına ilişkin katkı sunabileceği görüşüyle sonlanacaktır. Bu derleme, bilişsel psikoloji bakış açısını benimsemekle birlikte, çeşitli disiplinlerin farklı anlayışlarını harmanlayarak toplumsal bellek çalışmalarında disiplinler arası bir yaklaşımı teşvik etmeyi ve toplumsal belleğin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunacak yeni araştırma sorularına yön vermeyi ümit etmektedir.Öğe A new approach to dreams in psychotherapy: Phenomenological dream-self model(Küre İletişim Grubu A.Ş., 2019) Kara, Hayrettin; Özcan, GökhanWhether it is in traditional or modern context, dreams have a special place in both psychology and psychotherapy studies. 'The Traditional Interpretive Dream Approach' model, which we had come across its first remains in Mesopotamia and is also the inspiration for psychoanalysis, is based on the interpretation of the symbols in the dream with the principle of reaching the hidden meaning. However, what is done with this interpretation is to move away frodm the phenomenal subjective reality of the client. Our psychotherapy practice has forced us to see this fact in time: Dreams are also experiences just like the waking experiences and a phenomenal self has its place in the center of these experiences as it has in the waking ones. We modeled the dream studies in which we take dream self in the center and we called this model as 'Phenomenological Dream Self Model '(PDSM). The PDSM proposes a self-centered view and takes its theoretical background from its deepened practice. This practice also brings PDSM closer to the phenomenological view, in principle not based on the unconsciousness but on the consciousness of the dream self. There are four stages of PDSM. In the first stage the dream self-experience and in the second stage the waking self- experience are examined. These two are compared in the third stage and in the fourth stage, the associations related to dream are examined on the basis of the phenomenology of the dream self.Öğe Phenomenal self and dream self(Küre İletişim Grubu A.Ş., 2017) Kara, Hayrettin; Selvi, YavuzThe concept of self is a complicated issue; however, a conceptualization of dream self even reflects a more complicated process. Various historical and contemporary approaches, which need reconciliation and refinement, exist toward the topic of the self; these approaches spread through a wide spectrum. On the one hand is the thought that self is fictional; on the other hand, self is considered a solid concept. Of these approaches, the phenomenological approach has its own unique place capturing the issue from a broader view. While this phenomenological view argues that self is the subject of the self’s experiences, it also emphasizes the accessibility of self through consciousness. A descriptive introspection might access the basic phenomenal characteristics of the self. The present article basically argues that there is a phenomenal self in dreams that can be accessed through consciousness and thus, dreams are basically personal experiences of the self. Research into the phenomenological similarities and differences between the awake and dreaming self might help to better understand subjectivity and consciousness. On the other hand, if there exists a phenomenal self in dreams, which can be accessed through consciousness psychological dream theories need a radical revision.











