Makale Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 14 / 14
  • Öğe
    Covid-19 Pandemisi sürecinde yaşlı bireylerin durumunun sosyal hizmet bağlamında değerlendirilmesi
    (Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, 2023) Lotfi, Sayra; Meydan, Selda; Özkan, Aydın Olcay
    Bu araştırmada, COVID-19 salgını sürecinde yaşlı bireylerin mevcut durumunun ve ihtiyaçlarının tespit edilerek sosyal hizmet bağlamında değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Nicel araştırma yöntemi kullanılan bu araştırmanın örneklemini İstanbul’da ikamet eden 415 yaşlı birey oluşturmuştur. Araştırmanın bulgularından yaşlı bireylerin sosyodemografik bilgileri, sosyal destek durumları, teknoloji kullanımları, zamanı değerlendirme yöntemleri ile bedensel ve ruhsal sağlık durumlarına ilişkin bilgiler elde edilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, pandemi döneminde yaşlı bireylerin çoğunluğunun eşi ve çocuklarıyla birlikte yaşadığı, gelir durumu sebebiyle zorlandıkları ve önemli bir kısmının destek ya da yardım almadıkları, alışveriş vb. gibi dışarı çıkılması gereken ihtiyaçlarını karşılayan birilerinin olduğu ve ev dışına çıkılmasını gerektiren ihtiyaçlarının genellikle çocukları tarafından karşılandığı, yaşlı bireylerle en az iletişime geçen grubun yetkililer olduğu görülmüştür. Yaşlı bireyler, sevdikleri ile genellikle günde bir kez veya daha az sıklıkta yüz yüze görüşebildiklerini, cep telefonu ve bilgisayar kullanımına yeterince hakim olmadıklarını, evde kaldıkları günlerde yeterince fiziksel aktivite gerçekleştirmediklerini, salgında en önemli korkularının kendilerinin ya da yakınlarının hastalığa yakalanması olduğunu belirtmişlerdir.
  • Öğe
    Kadınlarda saldırganlık davranışının çeşitli değişkenler çerçevesinde incelenmesi
    (İstanbul Gelişim Üniversitesi, 2022) Lotfi, Sayra; Meydan, Selda; Özkan, Aydın Olcay
    Amaç: Bu çalışmada kadınlarda saldırganlık davranışının sosyo-demografik bilgilerin yanı sıra çalışmada ele alınan çeşitli değişkenler çerçevesinde incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Nicel araştırma yöntemi kullanılan bu çalışmanın evrenini, İstanbul’da yaşayan kadın bireyler, örneklemini ise kolayda örnekleme yöntemi ile seçilmiş olan ve araştırmaya katılım sağlayan 511 kadın birey oluşturmuştur. Verilerin toplanması için Kişisel Bilgi Formu ve Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği (BPSÖ) kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmanın bulguları değerlendirildiğinde, yapılan analizler sonucunda katılımcıların yaşları arttıkça saldırganlık, öfke ve düşmanlık davranışlarının azaldığı bulunmuştur. Katılımcıların düzenli bir işte çalışma, medeni durum ve psikolojik sağlık problemine sahip olma durumlarına göre, ölçeğin fiziksel saldırganlık ve düşmanlık alt boyutunda anlamlı bir farklılık görülmüştür. Katılımcıların eğitim düzeyine göre saldırganlık, fiziksel saldırganlık ve düşmanlık alt boyutunda; aile tipine göre fiziksel saldırganlık, düşmanlık ve öfke alt boyutunda; katılımcıların öfkeli durumlarda tepki gösterdiği kişiye göre saldırganlık, düşmanlık ve öfke alt boyutunda anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Tek ebeveynli aileye mensup katılımcıların sıra ortalamalarının diğer aile tiplerine dahil olan katılımcılardan anlamlı şekilde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Kadınların bu araştırmada incelenen çeşitli sosyo-demografik özelliklerinin saldırganlık davranışlarını etkilediği bulunmuş olup konu ile ilgili öneriler sunulurken kamu sorumluluğunun önemi de değerlendirilmiştir.
  • Öğe
    Tüberküloz hastalarının tedavi süresinde sosyal destek süreçlerinin incelenmesi
    (Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, 2021) Bıyıklı, Naciye; Lotfi, Sayra
    Bu çalışmada, İstanbul Verem Savaşı Derneği dispanserlerinden tedavi alan tüberküloz hastaların aldıkları sosyal desteğin, tedavilerini nasıl etkilediği incelenmiştir. Bu araştırmada; tüberküloz hastalarının demografik özellikleri, kurumlardan yardım alma durumları, sosyal destek alma durumları, hastalık ve sorunları, aldıkları sosyal destek durumları, sosyal hizmet açısından değerlendirilmektedir. Araştırmanın örneklemi tüberküloz hastalarından oluşmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak görüşme formu ve Sosyal Destek Ölçeği kullanılmıştır. Bu kapsamda bağımsız değişken iki gruplu ise bağımsız örneklemlerde t testi, ikiden fazla gruba aitse tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. İki sürekli değişken arasındaki ilişkiyi incelerken ise pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada tüberküloz hastası olan bireylerin; sosyal güvenceye sahip olanlar, ev sahibi olanlar, teşhis ve tedavi aşamasında yeterli tıbbi hizmet ve psikolojik destek alan hastaların, ailesinden ve akrabadan destek alan hastaların puanları algılanan sosyal desteğin diğer gruplara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Çocuk sahibi olmayan, hasatlıktan dolayı psikolog veya sosyal hizmet uzmanı gibi profesyonellerin desteğine ihtiyaç duymayan hastaları sivil toplum örgütlerinden destek almayanların, algılanan sosyal destek puanları diğer gruplara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır.
  • Öğe
    Sosyal hizmet öğrencilerinin psikolojik sağlamlık düzeylerinin etik ikilem karşısında tutumlarına etkisinin tespit edilmesine yönelik bir araştırma
    (Bülent Ecevit Üniversitesi, 2021) Erkoç, Beyza; Lotfi, Sayra
    Psikolojik sağlamlık, stresli yaşam deneyimlerine karşı bireyleri koruyarak baş etme kapasitelerini ve uyum süreçlerini destekleyen bir sistem olması nedeni ile günümüz dünyasında sıklıkla vurgulanan kavramlar arasındadır. Etik ikilem ise sosyal hizmet uzmanlarının mesleki sorumluluklarını yerine getirirken karar verme süreçlerini olumsuz yönde etkileyen çatışmaları içerir. Psikolojik sağlamlığın sosyal hizmet uzmanlarının etik ikilem yaşadığı durumlarda kararlarını olumlu şekilde vermelerini desteklediği düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı geleceğin sosyal hizmet uzmanları olacak olan sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin psikolojik sağlamlık düzeylerinin etik ikilem karşısında tutumlarına etkisinin tespit edilmesi, elde edilen sonuçlar ışığında ve sosyal hizmet bakış açısı ile önerilerin geliştirilmesidir. Araştırma 01.05.2021-31.05.2021 tarihleri arasında, farklı üniversitelerin sosyal hizmet bölümlerinde eğitim gören 420 öğrenciyle, elektronik tabanlı anket yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda sosyal hizmet öğrencilerinin psikolojik sağlamlıkları ile etik kararları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu ve psikolojik sağlamlığın etik karar vermeyi pozitif yönde yordadığı belirlenmiştir. Bunun yanında, katılımcıların psikolojik sağlamlık düzeylerinin cinsiyet, yaş ve sınıf değişkenlerine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılık göstermediği, fakat yaşanan yere göre aile yanında yaşayanların psikolojik sağlamlık ortalamalarının yurtta ve evde kalanlara göre istatistiksel açıdan anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulunmuştur. Katılımcıların etik kararlarında ise yaş, sınıf ve yaşanan yer değişkenlerine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olmadığı, fakat cinsiyete göre kadın katılımcıların erkek katılımcılara göre etik karar verme ortalamalarının istatistiksel açıdan anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar ışığında; meslek hayatları boyunca etik ikilem yaşama ihtimalleri yüksek olan sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin böylesi durumlarda etik karar verebilmeleri için psikolojik sağlamlıklarının artırılmasının elzem olduğu düşünülmektedir. Bu doğrultuda psikolojik ve sosyal yönden güçlendirilmeleri için sosyal hizmet bölümü öğrencilerine profesyonel destek sağlanması, stresle başa çıkma, özgüven, krizle mücadele gibi konularda yetkinliklerinin artırılması önerilmektedir.
  • Öğe
    Kronik hastalığa sahip bireylerin covid-19 salgını sürecine ilişkin algıları ve deneyimleri: Nitel bir araştırma
    (Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, 2021) Lotfi, Sayra; Özkan, Aydın Olcay; Akar, Ceren
    Bu araştırmada; kronik hastalığa sahip bireylerin COVID-19 salgını sürecine ilişkin algılarının ve deneyimlerinin keşfedilmesi amaçlanmaktadır. Fenomenolojik yaklaşımın tercih edildiği çalışmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme ve kartopu örnekleme kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu kronik hastalığa sahip olan ve pandemi sürecini deneyimleyen 13 birey oluşturmaktadır. Çalışma grubu ile yarı yapılandırılmış görüşme tekniğine bağlı kalınarak çevrimiçi platformda görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde NVivo 12 programı kullanılmıştır. Gerçekleştirilen analizler sonucunda kronik hastalığa sahip bireylerin pandemi algıları, pandeminin getirdiği değişimler ve öneriler temaları ortaya konmuştur. Araştırma sonuçları kronik hastalığa sahip bireylerin Covid19 pandemisine ilişkin algılarının genel itibariyle olumsuz olduğunu ve pandemi sürecinde karamsarlığa kapıldıklarını ortaya koymaktadır. Sağlık hizmetlerine erişim problemleri, ilaç temini noktasında yaşanan zorluklar, rutin sağlık kontrollerinde meydana gelen aksaklıklar kronik hastalığa sahip bireyler açısından önemli sağlık problemlerinin başında gelmektedir. Kronik hastalığa sahip bireylerin sosyal yaşamlarında ve çalışma hayatlarında da olumsuz seyir gösteren bir sürecin yaşandığı görülmekte ve bu noktada kronik hastalığa sahip bireyler yaşamış oldukları tüm bu sorunlar ile ilgili olarak devlet eliyle sağlanacak sosyal yardımların ve gerçekleştirilecek düzenlemelerin önemine vurgu yapmaktadırlar. Bu sonuçlar bağlamında sosyal hizmet uzmanlarının kronik hastalığa sahip bireylere yönelik olarak güçlendirme ve psikososyal destek çalışmalarını gerçekleştirmeleri, toplumsal düzeyde ise konuya ilişkin farkındalığı artıracak çalışmalar yürütmeleri beklenmektedir.
  • Öğe
    Sosyal hizmet öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algılarının ve flört şiddeti tutumlarının çeşitli değişkenler bağlamında incelenmesi
    (Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, 2022) Lotfi, Sayra; Özkan, Aydın Olcay; Babacan, Mervenur; Akduman, Özge
    Bu araştırma; sosyal hizmet bölümünde lisans düzeyinde eğitimine devam etmekte olan öğrencilerin toplumsal cinsiyet algılarının ve flört şiddeti tutumlarının farklı değişkenler bağlamında incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini 356’sı kadın (%92) ve 31’i erkek (%8) olmak üzere 387 sosyal hizmet lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Sosyo-Demografik Soru Formu, Terzioğlu ve ark. tarafından (2016) geliştirilen Flört Şiddeti Tutum Ölçeği (FŞTÖ) ve Altınova ve Duyan (2013) tarafından geliştirilen Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği (TCAÖ) kullanılmıştır. Araştırma bulguları toplumsal cinsiyet rollerini kabullenici bir algının, flört şiddetini pekiştiren bir niteliğe sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Aynı zamanda kadın katılımcıların toplumsal cinsiyete ilişkin puanlarının sıra ortalamalarının (200,27) erkek katılımcıların ölçekten almış oldukları puanların sıra ortalamalarından daha yüksek olduğu (121,98) ve aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p=0,00). Benzer şekilde araştırmada kadın katılımcıların flört şiddetine ilişkin puanlarının sıra ortalamalarının (200,92) erkek katılımcıların ölçekten almış oldukları puanların sıra ortalamalarından daha yüksek olduğu (114,48) ve aradaki farkın istatistiksel açıdan anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır (p=0,00). Araştırmada sınıf düzeyi değişkenine bağlı olarak algı ve tutumlarda herhangi bir anlamlı farklılığın ortaya çıkmadığı görülmüş, çekirdek aileye ve tek ebeveynli aileye sahip öğrencilerin puanlarının sıra ortalamalarının geniş ailelere mensup öğrencilere göre daha yüksek olduğu, aralarındaki farkın da istatistiksel açıdan anlamlı olduğu ortaya konmuştur (p=0,00). Bulgular bağlamında; sosyal hizmet öğrencileriyle toplumsal cinsiyete ve flört şiddetine yönelik olarak gerçekleştirilecek grup çalışmalarının ve eğitsel etkinliklerin mesleki bilincin oluşması adına önemli olduğu ifade edilebilmektedir.
  • Öğe
    Tüberküloz tedavisi gören bireylerin COVİD-19 salgını süresince kaygı düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
    (Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 2022) Bıyıklı, Naciye; Lotfi, Sayra
    Bu çalışmanın amacı; Covid-19 salgını sürecinde tüberküloz hastalarının; tedavileri boyunca pandemiden nasıl etkilendiklerini, bu süreçteki kaygı düzeylerini ve kaygı düzeyleri ile sosyodemografik özelikleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Evrenini 1196 hastanın oluşturduğu araştırmada kolayda örnekleme tekniği kullanılarak İstanbul ilinde bulunan İstanbul Verem Savaşı Derneği, Verem Savaşı Dispanseri’nden sağlık hizmeti alan 132 hastaya ulaşılmıştır. Veriler 2020 yılında hastalarla yüz yüze anket uygulaması yoluyla sosyal hizmet uzmanı tarafından toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS aracılığıyla analiz edilmiştir. TB hastalarının 48’inin (%36,4) ilkokul mezunu, %42’sinin bekar ve 80’inin (%60,6) erkek olduğu görülmüştür. Hastaların %51,5’inin tedavi sürecinde yardım aldıkları, hastaların %78,8’inin Covid-19 sürecinde aileleri ile kaldıkları, %59,1’inin tüberküloz tanısı aldıkları süreçte ve %69,7’sinin Covid-19 salgın sürecinde çalışmadıkları ortaya konmuştur. Hastaların %83,33’ü sosyal ilişkilerinin azaldığını, aile ve sevdiklerine hastalığı bulaştırmaktan korktuklarını ifade etmiştir. Hastaların %40,91’inin tüberküloz tedavi sürecinde aldığı sosyal hizmet desteğinin ve ekonomik desteğin yetersiz olduğu belirlenmiştir. Covid-19 döneminde yaşadıkları duygular incelendiğinde en fazla stres duygusunu yaşadıkları, en az olarak ise umut duygusunu yaşadıkları görülmüştür. Durumluk ve sürekli kaygı kadınlarda yüksekken emekli ve yalnız yaşayanlarda daha düşük olduğu bulunmuştur. Tüberküloz tanısı alındığı dönemde ve Covid-19 pandemi döneminde çalışanların durumluk kaygılarının ve sürekli kaygılarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Sosyal hizmet desteğini ve ekonomik desteği “yetersiz” olarak belirtenlerin durumluk ve sürekli kaygı düzeyi daha yüksek bulunmuştur. Araştırma sonunda, Covid-19 sürecinde TB hastalarının sosyal ve ekonomik desteğin yetersizliğinden dolayı durumluk kaygı ve sürekli kaygı düzeylerinin yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Tüberküloz hastalığıyla baş etmek için bu bireylerin sosyoekonomik durumlarının iyileştirilmesine ve bu doğrultuda politikaların geliştirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.
  • Öğe
    Aile uyumu, mutluluk korkusu ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin tespit edilmesine yönelik bir araştırma
    (AVES, 2021) Erkoç, Beyza; Lotfi, Sayra; Danış, Mehmet Zafer
    Amaç: Bu araştırma ile bireylerin aile uyumları, mutluluk korkuları ve psikolojik iyi oluşları arasındaki ilişkinin tespit edilmesi ve elde edilen sonuçların sosyal hizmet bakış açısı ile değerlendirilerek öneriler getirilebilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma 12.08.2020-12.09.2020 tarihleri arasında Mersin İli Merkez ve İlçelerinde ikamet eden 18 yaş ve üzeri 412 birey ile elektronik tabanlı anket yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada aile uyumu, mutluluk korkusu ve psikolojik iyi oluş ölçekleri kullanılmıştır. Bulgular: Korelasyon değerlerine göre aile uyumu puanları ile mutluluk korkusu arasında r = ?0,04 düzeyinde negatif, düşük ve anlamsız ilişki tespit edilmiştir. Aile uyumu ile psikolojik iyi oluş arasında r = 0,64 düzeyinde pozitif, anlamlı ve yüksek ilişki bulunmuştur. Mutluluk korkusu ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasında r = ?0,13 düzeyinde negatif, anlamlı ve düşük bir ilişki tespit edilmiştir. Sonuç: Araştırma sonucunda aile uyumu ve psikolojik iyi oluş düzeyinin görece yüksek olduğu, mutluluk korkusunun ise orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Aile uyumu ile psikolojik iyi oluş arasında pozitif yüksek, mutluluk korkusu arasında negatif düşük ilişki bulunmuştur. Aile uyumu ve mutluluk korkusunun psikolojik iyi oluşun anlamlı yordayıcıları olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada ayrıca mutluluk korkusu, aile uyumu ve psikolojik iyi oluşun bazı sosyo-demografik özelliklere göre farklılaştığı bulunmuştur.
  • Öğe
    Gönüllü sesliliği üzerine nicel bir araştırma
    (2020) Erkoç, Beyza; Lotfi, Sayra; Danış, Mehmet Zafer
    İş gören sesliliği, bir kuruluşun işleyiş sürecinin her aşamasında, çalışanlarının fikirlerini, düşüncelerini rahatça söyleyebilmeleri ve yaşanılan problemlerin çözümü için önerilerini rahatça dile getirebilmeleri ile ilişkili bir kavramdır. Sivil Toplum Kuruluşları anlam ve işleyiş bakımından diğer kuruluşlardan farklılaşmaktadır. Sivil Toplum Kuruluşlarında görev alan kişilerin hizmetlerini gönüllülük esasına göre yapıyor olmaları nedeni ile iş gören sesliliği kavramı yerine gönüllü sesliliği kavramı tercih edilmiştir. Bu çalışma ile sivil toplum kuruluşlarında görev alan gönüllülerin seslilik düzeylerinin tespit edilmesi, gönüllü sesliliğinin demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığının ortaya çıkartılması ve sosyal hizmet bakış açısı ile sonuçların ele alınarak öneriler geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma 12.08.2020- 10.09.2020 tarihleri arasında, Yalova ilinde hizmet veren farklı sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak hizmet veren kişilere yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında 219 gönüllüye ulaşılmıştır. Araştırma analizi SPSS 22.0 paket programı ile yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda katılımcıların gönüllü sesliliği düzeyinin yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir (3,88 ± 0,74). Yine araştırmaya göre katılımcıların cinsiyetine, yaşına, medeni durumuna ve iş durumuna göre gönüllü sesliliği düzeylerinin istatistiksel olarak farklılık göstermediği (p>0,05), eğitim durumuna göre gönüllü sesliliği düzeylerinin istatistiksel olarak farklılık gösterdiği belirlenmiştir (p<0,05).
  • Öğe
    COVID-19 korkusu ölçeği'nin Türkçe uyarlaması: Geçerlilik ve güvenilirlik çalışması
    (AVES, 2021) Artan, Taner; Meydan, Selda; Irmak, Hatice Selin
    Amaç: 2019 yılı sonunda Çin’den tüm Dünya’ya doğru yayılmaya başlayan yeni tip bir koronavirüs hastalığı olan COVID-19’un ortaya çıkışı ve sonuçları sebebiyle tüm insanlar arasında korku ve kaygıya yol açtığı bilinmektedir. İlk kez tanık olunan bu durumun yarattığı belirsizliğin uzun vadede süreceğine yönelik görüşler merakı ve ilgiyi artırırken bireysel ve toplumsal yansımalarını incelemek önemli görülmüştür. Buradan hareketle COVID-19 salgınının toplum üzerinde yarattığı etkiyi ve korkuyu değerlendirmeye yönelik ölçüm aracına ihtiyaç duyulmuştur. Bu doğrultuda çalışmanın amacı COVID-19 Korkusu Ölçeği’nin Türkçe’ye uyarlanmasını sağlamak, geçerlilik ve güvenilirliğini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden İstanbul il sınırları içerisinde yaşayan 18 yaş ve üzeri yetişkin bireyler çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Veriler, Kişisel Bilgi Formu ile COVID-19 Korkusu Ölçeği ve Hastalığa Karşı Algılanan Savunmasızlık Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. COVID-19 Korkusu Ölçeği’nin dil uyarlaması yapılmış olup güvenilirlik çalışması için iç tutarlılık, madde-toplam puan güvenilirlik katsayısı ve iki yarı test güvenilirliği incelenmiş; yapı geçerliliğini ortaya koymaya yönelik Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA); ölçüt bağıntılı geçerlilik için ise benzer ölçek ile analiz yapılmıştır. Bulgular: COVID-19 Korkusu Ölçeği için yapılan faktör analizi sonucunda tek boyutlu olarak kullanılabileceği belirlenmiştir. Ortalama puanı 61,16±8,77 olan ölçeğin iç tutarlılık katsayısının 0,867 olduğu, madde toplam korelasyon katsayılarının 0,600 ile 0,722 arasında değişim gösterdiği bulunmuştur. Ölçüt bağıntılı geçerlilik için yapılan analiz sonucunda iki ölçek arasında (r = 0,298, P < ,001) pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki görülmüştür. Sonuç: Araştırmacılar, yapılan analizler sonucunda COVID-19 Korkusu Ölçeği’nin, pandemi sürecinin psikolojik sağlık üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu kanısındadır.
  • Öğe
    Özel gereksinimli çocuklara sahip annelerin Covid-19 salgını süresince yaşadığı sorunlarla başa çıkma tutumlarının incelenmesi
    (2021) Lotfi, Sayra; Özkan, Aydın Olcay; Oğuz, Nesrin
    Bu araştırma; özel gereksinimli çocuğa sahip annelerin COVID-19 pandemisisürecinde karşılaşmış oldukları sorunlarla başa çıkma tutumlarınıdeğerlendirmeyi ve çeşitli sosyodemografik değişkenler ile annelerin başa çıkmatutumları arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanınörneklemini 541 özel gereksinimli çocuğa sahip anne oluşturmaktadır. Veritoplama araçları olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Sosyo-DemografikSoru Formu ve Carver ve ark. (1989) tarafından geliştirilen Başa ÇıkmaTutumlarını Değerlendirme Ölçeği (COPE) kullanılmıştır. Araştırma sonuçları,COVID-19 salgının özel gereksinimli çocuğa sahip annelerin yaşam kalitelerinidüşürdüğünü, çoğu annenin çocuklarına COVID-19 salgınını nasıl anlatacağınıbilmediklerini ve annelerin pek çoğunun, COVID-19 salgını sürecinde özelgereksinimli çocukları için evde öğrenme ortamını nasıl sağlayacaklarına dairbilgilerinin olmadığını ortaya koymuştur. Buna ek olarak; annelerin eğitimdüzeyi arttıkça başa çıkma tutum puanlarının arttığı ve yine annelerinyaşlarındaki artışa bağlı olarak başa çıkma tutum puanlarında artış gerçekleştiğigörülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular, özel gereksinimli bireyler veebevenynleri ile ilgili olarak pandemi sürecinde alınabilecek önlemler vegerçekleştirilebilecek etkili sosyal hizmet uygulamaları açısından önemligörülmektedir.
  • Öğe
    Türkiye'ye göç etmiş İranlı kadınların sosyoekonomik durumlarının değerlendirilmesi
    (2021) Lotfi, Sayra; Porsuk, Sena
    Bu araştırmada, Türkiye’ye göç eden İranlı kadınların ekonomik, sosyal ve eğitim durumları incelenmiştir. Araştırmanın evrenini İstanbul ilinde yaşayan ve Türkiye’ye göç etmiş İranlı kadınlar oluşturmaktadır. Araştırma İstanbul genelinde bulunan 101 İranlı göçmen kadın ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın veri toplama aracı olarak “Anket Formu” kullanılmıştır. Veriler SPSS 20.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı nitelikteki frekans analizlerinden faydalanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre İranlı göçmen kadınların; yarısından fazlasının evli olduğu, çoğunun üniversite mezunu olduğu, çoğunun Türkiye’de eğitimlerine devam edemediklerini ve düzenli bir işte çalışamadıklarını, iş bulma konusunda zorluk yaşadıklarını, katılımcıların çoğunun sosyal yardım almadıklarını, dil, eğitim, sosyal ve ekonomik olarak sorun yaşadıklarını ortaya çıkarmaktadır.
  • Öğe
    Üniversite öğrencilerinde algılanan helikopter anne tutumunun benlik saygısı ve problemlere karşı olumsuz tutuma etkisinin incelenmesi
    (2020) Lotfi, Sayra; Meydan, Selda; Erbaş, Kamile
    Amaç: Bu çalışmada İstanbul’da öğrenimini sürdürmekte olan üniversite öğrencilerinde algılanan helikopter anne tutumunun benlik saygısı ve problemlere karşı tutumlarına etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmanın evrenini İstanbul’daki vakıf üniversitesine kayıtlı öğrenciler oluşturmuştur. Araştırma, 318 öğrenci ile yüz yüze ve internet ortamında anket yoluyla veri toplanarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri, Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Algılanan Helikopter Ebeveyn Tutum Ölçeği (AHETÖ), Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ) ve Problemlere Karşı Olumsuz Tutum Ölçeği (POTÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi için bağımsız örneklem t testi ve korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmanın bulguları incelendiğinde; 1) Üniversite öğrencilerinin aile içinde en fazla anneye bağlı olduğu ortaya çıkmıştır. 2) Bu doğrultuda kadın öğrencilerde helikopter anne tutumunun erkek öğrencilere göre daha düşük olduğu bulunmuştur. 3) Kadın öğrencilerin benlik saygısının erkek öğrencilere oranla daha yüksek olduğu ve problemlere karşı olumsuz tutumun daha düşük olduğu görülmüştür. 4) Helikopter anne tutumu arttıkça problemlere karşı olumsuz tutumun arttığı ve bireydeki benlik saygısının azaldığı bulunmuştur. 5) Benlik saygısı düşük olan bireylerin problemlere karşı daha olumsuz bir tutum sergilediği bulgusuna ulaşılmıştır. 6) Ailenin aylık geliri ile diğer değişkenler arasında ilişki bulunamamıştır (p<0,05). Sonuç: Araştırma sonuçlarında aile içinde en çok anneye bağlı olunmasının onların çocuğun bakımı ve gelişimi ile birebir ilgilenmesinden dolayı daha fazla helikopter tutuma sahip olması ile ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Bu noktada annenin helikopter tutumunun öğrencilerin benlik saygısı ve problemlere karşı tutumunun gelişimleri üzerinde önemli bir etki yarattığı görülmektedir. Helikopter anne tutumunun artması, benlik saygısı ve problemlere karşı tutumu olumsuz etkilemektedir. Araştırma sonuçları, benzer bulgulara sahip diğer araştırmalar ile tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.
  • Öğe
    Meme kanseri hastası yoksul kadınlarda baş etme süreçlerinin incelenmesi
    (Sağlık Bakanlığı, 2020) Lotfi, Sayra; Karataş, Kasım
    Bu araştırmada, meme kanseri yoksul kadınların baş etme süreçlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi meme kanseri yoksul kadınlardan oluşmuştur. Araştırma, Ankara Onkoloji Hastanesinde tedavi gören, Mamak ve Keçiören Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’ndan hizmet alan meme kanseri 110 yoksul kadın üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak “Görüşme Formu” ve “Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesi SPSS (versiyon 18.0) yardımıyla yapılmıştır. Verilerin analizi için T test, kikare ve korelasyon testleri kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre meme kanseri hastası yoksul kadınlarda yaş artıkça kendini suçlama, davranışsal boş verme ve kabullenme azalmaktadır. Aylık geliri düşük olan hastalarda başa çıkma tutumu olarak dini öğeler daha yüksek düzeyde kullanılmaktadır. Okur yazar olmayan meme kanseri hastası yoksul kadınların kabullenme başa çıkma tutumu puanı diğerlerine göre daha yüksektir. Araştırmanın bulgularına göre, meme kanseri hastalarında aileden alınan sosyal destek, hastalıkla başa çıkmakta önemlidir. Hastalar, karşılaştıkları güçlüklerle başa çıkmak süreçlerinde, hastanenin tıbbi sosyal hizmet biriminde çalışan sosyal hizmet uzmanlarından ve psikologlardan, yeterli destek alamamaktadırlar. Buna karşılık hastaların bu desteği aileden aldıkları görülmüştür. Eğitimi düzeyi düşük olan ve mesleği olmayan kadınların başa çıkma tutumlarının dini öğelere daha bağlı olduğu belirlenmiştir. Gelecekte gerçekleştirilecek çalışmalarda, meme kanseri yoksul kadınların karşılaştıkları sorunları farklı açıdan ele alınması ve daha fazla katılımcı sayısına ulaşılarak kapsamlı çalışmaların planlanması literatüre katkı sunacaktır.