Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Bölüme Göre Listeleme

Bölüm "İstanbul Medipol Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Sağlık Yönetimi Ana Bilim Dalı" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 20 / 108
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Aile hekimliği hizmetlerinde hasta memnuniyeti: İstanbul İli Avrupa (Fatih – Eyüp - Gaziosmanpaşa) ve Anadolu yerleşkesinde (Kadıköy – Beykoz - Üsküdar) bir araştırma
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2019) Üstün, Seda; Cezlan, Esra Çiğdem
    Araştırmamız İstanbul ili Avrupa Yerleşkesi'nde Fatih, Eyüp, Gaziosmanpaşa ve Anadolu Yerleşkesi'nde Kadıköy, Beykoz, Üsküdar ilçelerindeki aile hekimliği hizmetlerine başvuran hastaların memnuniyetlerini ölçmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma sonucunda memnuniyet ve memnuniyetsizlik düzeyleri ölçülerek, hastaların aile hekimlerinin iletişiminden beklentileri ve açığa çıkan sorunları saptanmıştır. Kesitsel nitelikte olan bu araştırmada Avrupa ve Anadolu Yerleşkeleri'nde belirtilen bölgelerdeki aile sağlığı merkezlerinden hizmet almaya gelen 18 yaş ve üstü gönüllü olan toplam 400 hastaya yüz yüze anket uygulanmıştır. Veri toplama aracı EUROPEP ölçeğinden oluşan bir anket ile Haziran – Temmuz 2017 tarihleri arasında toplanmış ve elde edilen veriler IBM SPSS (Statistical Package For Social Sciences) 22.0 programı ile analiz edilmiş, sonuçlar %5 anlamlılık seviyesinde yorumlanmıştır. Verilerin sonuçları nonparametrik testler ile analiz edilmiştir. Araştırmaların sonuçlarına göre en yüksek ortalama 4,14 ve en mükemmel yüzdeye %26,5 sahip soru kayıt ve bilgilerinizi gizli tutması olarak bulunurken, en düşük ortalama 3,11 ve en düşük yüzdeye %14,5 sahip soru doktorunuza telefonla ulaşabilmeniz olarak bulunmuştur. Sorulara mükemmel ve iyi diyenlerin ortalamasına göre; %81,4 ile kayıt ve bilgilerinizi gizli tutması sorusu en yüksek yüzdeye sahip soru, %26,5 ile doktorunuza telefonla ulaşabilmeniz sorusu ise en düşük yüzdeye sahip soru olarak bulunmuştur. İstanbul ili, Avrupa Yerleşkesi'nde aile hekimliği hizmeti alanların memnuniyet oranı Anadolu Yerleşkesi'nde hizmet alanların memnuniyet oranına göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, ülkemizin memnuniyet oranının dünya örneklerinden daha düşük olduğu görülmüştür.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Akreditasyon belgesine sahip özel bir üniversite hastanesinde sağlık çalışanlarının bakış açısıyla hasta güvenliği kültürünün değerlendirilmesi
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2016) Gülay, Harun; Özgen Narcı, Hacer
    Araştırmamız, akredite olmuş özel bir üniversite hastanesinde sağlık çalışanlarının hasta güvenliği konusundaki algılarını belirlemek amacıyla gerçekleştirildi.Araştırmamızın evrenini, İstanbul'da bulunan ve 2014 yılının Şubat ayında, Joint Commission International (JCI) tarafından akredite edilmiş özel bir üniversite hastanesinde araştırmanın yapıldığı dönem içerisinde aktif olarak çalışan ve ankete katılmayı kabul eden 1636 sağlık çalışanı oluşturdu. Araştırmanın örneklemini kota örneklem yöntemi kullanılarak belirlenen toplam 561 sağlık çalışanı oluşturdu. Araştırmanın verileri, 2016 yılının Mart-Nisan aylarında toplandı. Veri toplamada, Sağlık Araştırma ve Kalite Ajansı tarafından geliştirilen hasta güvenliği kültürü hastane anketi ve çalışanların kişisel ve çalışma yaşamına ilişkin bulgularının tespitine yönelik anketlerkullanıldı. Toplanan verilerin özetlenmesinde tanımlayıcı istatistiklerden yararlanıldı. Grupların karşılaştırılmasında t testi, üç veya daha fazla grup için ise tek yönlü varyans analizi kullanıldı. İstatistik analizlerde anlamlılık düzeyi 0.05 olarak dikkate alındı. Araştırmamıza en çok katılım sağlayan meslek grupları sırasıyla, hekimler, hemşirelik hizmetleri çalışanları ve hasta hizmetleri çalışanlarıdır. Araştırma sonucunda sağlık çalışanlarının en yüksek olumlu cevaba sahip olduğu hasta güvenlik boyutunun %72 ile ekipler içinde takım çalışması boyutu, en düşük boyutun ise %24 ile personel sağlama boyutunun olduğu bulundu. Hekimlerin/asistan hekimlerin kurumda çalışma yılları ile güvenliğin kapsamlı algılanması ve hastanede devirler ve nakiller hasta güvenlik boyutları arasında, kurumsal oryantasyon eğitimi alma durumları ile örgütsel öğrenme sürekli iyileştirme boyutu arasında, mesleklerini isteyerek seçme durumları ile hasta güvenliği için hastane yönetiminin desteği ve güvenliğin kapsamlı algılanması boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ilişkinin bulunduğu tespit edildi. Hemşirelerin meslekte toplam çalışma yılları ile hasta güvenliği için hastane yönetiminin desteği ve hatalar hakkında iletişim ve geri bildirim hasta güvenlik boyutları arasında, haftalık çalışma saati düzeyleri ile hastane birimleri arası ekip çalışması boyutu arasında, kurumdaki toplam çalışma yılları ile ekipler içinde takım çalışması boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ilişkinin bulunduğu tespit edildi. Hasta hizmetleri çalışanlarının ise, eğitim düzeyleri ile yönetici beklentileri ve hasta güvenliğini geliştirme faaliyetleri ve personel sağlama hasta güvenlik boyutları arasında, meslekte çalışma yılları ve kurumda toplam çalışma yılları ile ekipler içinde takım çalışması boyutu arasında, işe başlarken kurumsal oryantasyon eğitimi alma durumları ile yönetici beklentileri ve hasta güvenliğini geliştirme faaliyetleri hasta güvenlik boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ilişkinin bulunduğu tespit edildi.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Bazı gelişmiş ülkeler ile ülkemizde yataklı tedavi kurumlarına ilişkin değişimler ve yönelimler
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2020) Aydın, Rümeysa; Hayran, Osman Erol
    Bu araştırma Almanya, Fransa, İsveç, Japonya, İngiltere ve ABD ile Türkiye'deki yataklı tedavi kurumlarının 1993-2018 yılları arasında toplam sayısı, toplam hastane yatak sayısı, hastane kalış günü ortalaması ve tedavi edici bakım yatağı doluluk ortalaması gibi göstergelerinin ne tür değişimler gösterdiğini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma kapsamında incelenen veriler başta OECD, WHO, ve TÜİK olmak üzere, ulusal ve uluslararası güvenilir veri tabanlarından tarama yöntemiyle alınmıştır. Ülkelerin 1993-2018 yılları arası nüfusları, genç-yaşlı nüfus yüzdeleri ve sağlık harcamalarındaki değişim de dikkate alınarak, elde edilen literatür bilgileri doğrultusunda yataklı tedavi kurumlarında son yıllarda gözlemlenen yönelimler tartışılmıştır. İncelenen veriler neticesinde hastane ve hastane yatağı sayılarının Türkiye'de artma diğer ülkelerde ise azalma eğiliminde olduğu gözlemlenmiş, Türkiye'deki artışlar, milyon kişi başına düşen hastane ve bin kişi başına düşen hastane yatağı sayılarında diğer ülkelerin gerisinde olmasıyla ilişkilendirilmiştir. Hastanede ortalama kalış günü ile akut bakım hastanede kalış günü ortalamalarında ülkelerin tamamı azalma göstermiştir. Demografik ve epidemiyolojik değişim göz önünde bulundurularak ileriye yönelik ön görülerle hastane ve yatak ihtiyaçları konusunda değerlendirmeler yapılmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda hastane yatağına olan ihtiyacın azalacağı, hastanelerin hizmet sunumunda değişiklik yaşanacağı, daha fazla uzmana ve araştırma merkezine ihtiyaç duyulacağı öngörülüştür.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Bir eğitim araştırma hastanesi örneğinde yataklı tedavi kurumu hizmetlerinin cevap verebilirliği
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2017) Akalın, Betül; Hayran, Osman Erol
    Cevap verebilirlik, bireyin sağlık hakkına dayanan meşru beklentilerini sağlık sisteminin ne ölçüde karşıladığını inceler. Sağlık sistemin performansını değerlendiren; sağlık göstergelerindeki düzelmeler, parasal kaynakların hakkaniyetli dağılımı ve cevap verebilirlik göstergeleri arasında hakkında en az çalışma yapılan konu cevap verebilirlik olmuştur. Bu sebeple, yatan hasta hizmetlerinde cevap verebilirliğin ölçülmesi için WHO' nun cevap verebilirlik anketi kullanılarak bir Eğitim Araştırma hastanesinde yatan 430 hasta üzerinde uygulanan bu çalışmadan elde edilecek hasta deneyimleri sonuçları ile sistemin eksik ya da iyi cevap verebilirlik yönlerini tespit ederek, sağlık sisteminin performansını yükseltmek için karar vericilere kaynak sağlamak amaçlanmıştır. Değerlendirmede kullanılan WHO'nun kısa hikaye soruları ile toplumun cevap verebilirlik boyutlarına ilişkin tutum puanları hesaplanmıştır. Cevap verebilirliğin sekiz boyutu olan; saygılı tedavi, zamanında ilgi, iletişim, gizlilik, otonomi, seçim, konfor, sosyal destek konularındaki hasta deneyimleri ile kısa hikayeler üzerinden tutumları soruşturulmuş ve puanlanmıştır. Hasta deneyimi puan ortalamaları en düşük olan cevap verebilirlik boyutu 6.61 ortalama ile Konfor, ardından 7.10 ile Sosyal destek ve 7.13 ile Seçimdir. En yüksek puan ortalaması is 8.09 ile Saygılı Tedavi ve 7.63 ile Gizlilik boyutunda bulunmuştur. Tutumları ölçen kısa hikaye sorularının, puan ortalamalarına bakıldığında en düşük puan ortalamasının 2.59 ile Gizlilik ve 2.63 puan ortalaması ile Konfor boyutuna ait olduğu belirlenmiştir. En yüksek puan ortalamasının ise 3.33 ile Saygılı Tedavi boyutuna ait olduğu, tutum sonuçları ile deneyim sonuçlarının uyumlu olduğu saptanmıştır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Bir özel hastanede çalışan hemşirelerin kalite yönetimi konusundaki bilgi tutum ve davranışları
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2021) Turali, Yağmur; Hayran, Osman Erol
    Sağlık sektörü açısından sağlık hizmetlerinin topluma ve bireylere, çağdaş bilim ışığında ve beklenilen sağlık çıktılarını elde edecek şekilde sunulması olarak tanımlanan kalite ayrıca beklentileri karşılayabilme yeteneğidir. Toplam Kalite Yönetimi ise kalite felsefesine sistemli bir yaklaşımı ifade etmektedir. Mükemmelliğe sistemli bir yaklaşım olarak ifade edilen TKY, işletmelerin içerisinde bulunduğu sektörün bütününe yönelik olarak kalite güvencesi ve kalite kültürünü sağlamayı öngörmektedir. Bu nedenle hastanelerde ve diğer sağlık kuruluşlarında görev yapan ve sağlık profesyonelleri arasında önemli bir yeri olan hemşirelerin, kaliteye bakış açısı ve kalite algısı kurum içerisinde uygulanmakta olan kalite faaliyetlerinin ilerlemesi için büyük önem arz etmektedir. Bu doğrultuda gerçekleştirilmiş olan çalışmada amaç; özel bir hastanede gerçekleştirilen kalite çalışmalarına katılan ve katılmayan hemşirelerin kalite algısını değerlendirmektir. Tanımlayıcı ve kesitsel olarak planlanan araştırmanın evrenini İstanbul ilinde yer alan özel bir hastanede görevli tüm hemşireler oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında örneklem seçimine gidilmemiştir. Gönüllülük esasına dayalı olarak tüm hemşirelere, veri toplama aracı olan anket formu yöneltilmiştir ve araştırma katılımı kabul eden 170 hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, IBM SPSS Statistics programı ile analiz edilmiştir. Ölçekten alınabilecek minimum puan 76, maksimum puan ise 380 olarak hesaplanmıştır. Analiz sonucunda, en düşük puan alan katılımcının 144, en yüksek puan alan katılımcının ise 338 puan aldığı görülmüştür. Ölçekten alınan ortalama puanın 226,782±51,06 olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların kalite algı düzeylerinin yaklaşık olarak ortalama bir düzeyde olduğu ifade edilebilir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Bir özel hastaneler kompleksinde yürütülen hasta güvenliğine ilişkin kalite çalışmaları konusunda personel bilgi ve tutumlarının belirlenmesi
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2019) Yavuz, Esen; Yiğit, Pakize
    Sağlık kurumlarındaki tıbbı hataların artış göstermesi sebebiyle sağlık kurumlarında yürütülmekte olan kalite çalışmalarının gözden geçirilmesi ve hasta güvenliği konusunda çalışmaların yapılmasının gerekli olduğunu göstermiştir. Bu çalışmanın amacı, sağlık çalışanlarının hasta güvenliği bilgi düzeyi ile hasta güvenliği kültürü algılama düzeyinin ölçülmesidir. Bu amaçla gerçekleştirilen bu çalışmada bir özel hastaneler kompleksinde çalışan 393 kişiyle görüşülmüştür. Çalışmada veri toplama aracı olarak yönetmelikten yararlanılarak oluşturulmuş 40 sorudan oluşan hasta güvenliği bilgi düzeyi anketi ve Türkçe' ye uyarlaması Bodur ve Filiz tarafından 2009 yılında yapılmış Sağlık Hizmetlerinde Araştırma ve Kalite Ajansı (AHRQ) tarafından oluşturulan Hasta Güvenliği Kültürü Hastane Anketi kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, parametrik veriler için student t test, parametrik olmayan veriler için kruskall wallis, mann whitney- U testi, kategorik değişkenlerin değerlendirilmesinde ki- kare testi, ilişki ölçmek amacıyla spearman sıra korelasyon analizi kullanılarak IBM SPSS 23.0 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, sağlık çalışanları tıbbı hataların sebebi olarak %76,1 oranı ile uzun çalışma saatleri sonrası yorgunluk, halsizlik ve stres olduğunu dile getirmişlerdir. Hasta güvenliği alt alanlarına tüm sağlık çalışanlarının verdiği olumlu cevap yüzdeleri, hastane müdahaleleri ve değişim (%26), yönetici beklentileri ve güvenlik geliştirme faaliyetlerinde (%44,1), güvenliğin kapsamlı algılanması (%45,1) alanlarında düşük bulunurken, iletişimin açık tutulması ve hatalar hakkında geri bildirim (%71,5), organizasyonel öğrenme ve sürekli gelişme faaliyetleri (%81,2), üniteler içi ekip çalışması (%84,2) alanlarında yüksek bulundu. Hasta güvenliği konusunda çalışmaların etkin bir şekilde yürütülmesi için sağlık çalışanlarının hasta güvenliği uygulamalarına dahil edilmesi ve uygulamalar hakkında bilgi düzeylerinin artırılması sağlanmalıdır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Bir özel üniversite hastanesinde sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin boyutu
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2019) Kaynak, Emine; Cezlan, Esra Çiğdem
    DSÖ tarafından şiddet "Kendine, bir başkasına, grup ya da topluluğa yönelik olarak ölüm, yaralama, ruhsal zedelenme, gelişimsel bozukluğa yol açabilecek ya da neden olacak şekilde fiziksel zorlama, güç kullanımı ya da tehdidinin amaçlı olarak uygulanması" şeklinde, Sağlık kurumunda şiddet ise; "hasta, hasta yakınları ya da diğer başka bir bireyden gelen, sağlık çalışanına risk oluşturan sözel ya da davranışsal tehdit, fiziksel saldırı veya cinsel saldırıları içeren durum" olarak tanımlanmıştır. Bu çalışmada şiddet ve sağlık alanında şiddetin tanımlarından yola çıkarak, şiddet türleri, şiddetin nedenleri, sağlık alanında şiddetin sıklığı ve boyutu, sağlık alanında şiddete neden olan faktörler üzerinde durulmuş, sağlık alanında şiddeti önlemeye yönelik alınması gereken tedbirler konusunda önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışma kapsamında bir özel üniversite hastanesi sağlık çalışanlarına anket uygulanmış, şiddetin türü, şiddetin hedefindeki sağlık çalışanları, şiddetin kim/ler tarafından gerçekleştirildiği, şiddetin hangi ortamlarda ve hangi zamanda gerçekleştirildiği, şiddetin nedenlerinin neler olduğu sorularına cevap aranmıştır. Araştırma sonucunda çalışma hayatı boyunca %80,3 oranla kadınların erkeklerden daha fazla şiddet deneyimi yaşadığı çalışanların yaşları ve deneyimleri arttıkça şiddetle karşılaşma oranının arttığı, meslek ve eğitim durumuna göre şiddete uğrama sıklığında anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Şiddete maruz kaldığını ifade eden çalışanların en fazla sözel şiddete (%68,6 ) maruz kaldığı, saldırganın ağırlıklı olarak hasta yakını (%57,8), erkek (%58,6) ve 31-50 yaş aralığında (%55) olduğu tespit edilmiş ve %40,8 oranında herhangi bir neden olmaksızın şiddet uyguladığı ifade edilmiştir. Olay esnasında çalışanların beyaz kod verdiği (%26,7) ancak olay sonrası çoğunlukla herhangi bir işlem yapılmadığı (%49,1), çok düşük oranda şikayetçi olunduğu (%6,4) ve adli işlem yapıldığı (%3,9) tespit edilmiştir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Bir üniversite hastanesi idari kadro çalışanlarında iş doyumu
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2016) Bora, Merve Gizem; Hayran, Osman Erol
    Araştırma İstanbul ilinde bulunan Medipol Üniversitesinin afiliye hastanesi olan Özel Medipol Mega Hastaneler Kompleksi idari kadrosunda çalışan personelin iş doyumunu ve iş doyum düzeylerini etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla, kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırma kapsamına, hastanede çalışan 411 idari kadro çalışanından, çeşitli nedenlerle anketi doldurmayan veya ulaşılamayan personel dışında anket uygulamasını kabul eden 341 idari kadro çalışanı alınmıştır (Katılım: %82,96). Veriler çalışanların kişisel bilgilerini içeren form ve Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılarak toplanmış, SPSS 22.0 paket programında değerlendirilmiştir. Araştırmamızda iş doyumu puan ortalamasının istatistiksel açıdan önemli farkın olduğu herhangi bir faktör bulunmamaktadır. Fakat 31-45 yaş aralığındaki idari kadro çalışanlarının iş doyum puan ortalamalarının yüksek olduğu, kadın ve erkek çalışanların puan ortalamalarının birbirine oldukça yakın ancak erkeklerin iş doyumunun biraz daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Hastane genelinde çoğunluğun ön lisans mezunu olduğu fakat lisansüstü mezuniyeti olan personelin iş doyumunun fazla olduğu görülmüştür. Son olarak mevcut işindeki ve bulunduğu kurumdaki çalışma yılına bakıldığında 6 ve üzeri yıldır çalışanların iş doyumunun fazla olduğunu söyleyebiliriz. İdari kadro çalışanlarının genel doyum, içsel doyum ve dışsal doyum puan ortalamaları incelenmiş olup, içsel doyum puan ortalamasının en yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sağlık ve hizmet sektörü, çok hassas olduğu ve insan faktörüne hizmet sunduğu için büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla iş doyumunu etkileyen faktörlerin en aza indirgenmesi, son derece önemli olduğu için gereklidir. Bu çalışma ile elde edilen sonuçlar ışığında, sağlık personeli haricinde bir hastanede görev yapan idari kadro çalışanlarının iş doyumunu artırmak, özellikle de yöneticilere ve iş doyumu ile ilgili çalışma yapacak olan araştırmacılara yardımcı olabilecek öneriler getirilmiştir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Bir üniversite hastanesinde karbapenem kısıtlamasının karbapenem dirençli gram negatif çomaklar üzerine etkisi
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2018) Şeker, Fatma; Yiğit, Pakize; Yılmaz, Mesut
    Gram negatif çomakların (GNÇ) antibiyotiklere direnç kazanması global bir sorun olup özellikle mortalite ve tedavi maliyetlerinin artmasına neden olmaktadır. Bu çalışma, 2017 yılında Medipol Mega Üniversite Hastanesindeki antibiyotik yönetim politikası ile karbapenem tüketim miktarlarını geçmiş yıllara göre kontrol altına alarak, kısıtlama öncesi 2016 yılına göre karbapenem dirençli mikroorganizmalar ile maliyet değişimlerini incelemektir. 01.01.2016 ve 31.12.2017 tarihleri arasında Yoğun Bakım Üniteleri ve Kemikiliği Transplantasyon servislerinde kullanılan karbapenem antibiyotik tüketim miktarları ile aynı hastaların farklı vücut bölgelerinden alınan kültür materyal sonuçları incelenmiştir. 2016 yılı içerisinde karbapenem tüketimlerine herhangi bir kısıtlama getirilmezken 2017 yılı içerisinde karbapenem tüketimlerine kısıtlama getirilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) tanımlamaları doğrultusunda karbapenem tüketim indeks (ATİ) değerleri elde edilmiş olup kültür materyallerinden elde edilen karbapenem dirençli GNÇ paternleri incelenerek ATİ verileri ile karşılaştırılmıştır. Kısıtlama öncesi karbapenem ATİ 2239,94 ± 104,056, kısıtlama sonrası ATİ 853,64 ± 215,16 tüketimlerinde anlamlı azalma saptanmıştır (p<0,05). Kısıtlama öncesi kültür materyallerinden izole edilen karbapenem dirençli GNÇ 34,25 ± 2,60, kısıtlama sonrası 22,42 ± 2,91 elde edilmiştir (p<0,05). Azalan antibiyotik tüketimlerinin karbapenem dirençli GNÇ arasında pozitif yönlü orta düzey anlamlı bir ilişki görülmüştür (r= 0,641; p<0,05). Antibiyotik tüketimlerinde kısıtlama öncesi ortanca toplam harcama miktarı 67.927 ? iken kısıtlama sonrası 76.554 ? olarak elde edilmiş ve ortanca değerler arasında istatistiksel fark saptanmamıştır (p>0,05). Karbapenem kısıtlama sonrası karbapenem kullanım maliyetlerinde %60,9 azalma görülmüşken kısıtlama uygulanmayan diğer antibiyotiklerde artış olduğu görülmüştür. Elde edinilen bu bilgiler ışığında antibiyotik kontrol politikalarının gözden geçirilmesi yönünde önerilerde bulunulmuştur.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Bir üniversite hastanesinde yatan hastaların hizmet kalite algısı
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2020) Kartal, Enis; Yiğit, Pakize
    Hastalar almış olduğu sağlık hizmetinden memnun kalmak isterler, sağlık hizmet kalitesi hastalar için önemli olduğundan bu hizmetin kalitesini de yine hastalar belirlemekte ve hastaneler hastaların beklentilerini ölçerek, hizmetlerinde sürekli iyileşmeye gidebilirler. Sağlık hizmet sunucuları ve en başta da hastaneler hizmet kalitesini iyileştirebilmek ve hata oranını en aza indirerek hedeflerine ulaşmak için çalışmalar yapar. Çalışmanın amacı afiliye bir üniversite hastanesi'nde yatan hastaların hizmet kalite algısının değerlendirilmesidir. Geçerlilik güvenirliliği Deniz (2016) tarafından yapılan SERVQUAL ölçeği kullanılmıştır. Çalışmaya katılmayı kabul eden 340 hasta üzerinde uygulanmıştır. Çalışmada Mann-Whitney-U testi, Kruskall Wallis ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucuna göre, çalışmaya katılan yatan hastaların hizmet kalitesi algısı ortalamasının (4,30±0,63) yüksek olduğu belirlenmiştir. Alt boyutlar incelendiğinde ise, hastane en yüksek ortalama puanını personel boyutundan (4,45±0,71) en düşük ortalama puanı ise süreç boyutunda (4,00±0,48) aldığı bulunmuştur. Hizmet kalite algısının değerlendirilmesi neticesinde cinsiyete, öğrenim durumuna göre ve eğitim durumuna göre istatistiksel anlamlılık bulunmuştur (p<0,05). Çalışmada hastaların algıladıkları sağlık hizmeti kalitesi medeni duruma göre farklılık göstermemektedir (p>0,05). Araştırmanın sonucunda, araştırmanın yapıldığı hastanenin algılanan kalitesinin sürekliliğinin sağlanması ve başta süreç boyutu olmak üzere iyileştirme politikalarının yapılması gerektiği bulunmuştur.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Bir vakıf üniversitesi hastanesinde hasta deneyimlerinin incelenmesi
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2019) Türkay, Tuğçe; Hayran, Osman Erol
    Sağlık sistemlerinin performansları değerlendirilirken; sağlık göstergelerinde düzelme, cevap verebilirlik ve finansal kaynakların adil dağılımı kavramlarının üzerinde durulmaktadır. Sağlık göstergeleri ve kaynak kullanımı çok incelenen konular olduğu halde sistemlerin cevap verebilirliği genellikle ihmal edilmiş bir konudur. Cevap verebilirlik; sağlık sistemlerinin, bireylerin sağlık sistemi ile etkileşimlerinin sağlıkla ilgili olmayan boyutlarını ölçmek için nüfusun meşru beklentilerine ne ölçüde yanıt verebildiğini inceler. Bu amaçla geliştirilmiş ölçekler bulunmakla birlikte hasta deneyimlerinin incelenmesi yoluyla da sistem değerlendirmesinin yapıldığı gözlenmektedir. Bu çalışmada WHO tarafından geliştirilen bir cevap verebilirlik ölçeği ve ABD'de hastane deneyimlerine ilişkin algıları ölçmek için yaygın olarak kullanılan HCAHPS (Hospital Consumer Assessment of Healthcare Providers and Systems) anket formlarından yararlanılarak İstanbul'da yer alan bir hastanede ölçümler yapılmıştır. Araştırma verileri bir vakıf üniversitesi hastanesinde Kulak Burun Boğaz, Kadın ve Doğum Hastalıkları, Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi ve Genel Cerrahi bölümlerinde yatan 499 hastayı kapsamaktadır. Çalışmada cevap verebilirliğin sekiz boyutu olan; zamanında ilgi, iletişim, saygılı tedavi, gizlilik, otonomi, seçim, sosyal destek ve konfor boyutları, diğer yandan ise 15 maddeden oluşan anket formu ile hasta deneyimleri incelenmiştir. Katılımcıların cevap verebilirliğe ilişkin 15 konuda verdikleri yanıtların incelenmesinde maddelerin ortalamaların anlamlandırılması için beşli Likert değer aralıkları kullanılmıştır. Maddelerin puanlaması 1: Çok iyi, 2: İyi, 3: Makul, 4: Kötü ve 5: Çok kötü şeklindedir. Dolayısıyla madde ortalamaları ne kadar düşükse o kadar iyi deneyime işaret etmektedir. Çalışma sonucunda en düşük ortalamaya sahip olan boyutun "gizlilik" olduğu, en yüksek ortalamaya sahip olan boyutun ise "konfor" olduğu tespit edilmiştir. Genel olarak çalışmanın tüm maddelerinin cevap verebilirliğe ilişkin algılarının "iyi" düzeyde olduğu görülmektedir. Cevap verebilirlik puan ortalamalarının yaş, cinsiyet, öğrenim düzeyi, sağlık güvencesi, hizmet alınan yere göre farklılık gösterdiği, medeni durum ve meslek değişkenlerine göre farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Farklılıkların kaynağı araştırıldığında kadın hastaların, erkek hastalardan daha olumsuz algıya sahip oldukları, 42-65 yaş aralığındaki hastaların 18-41 yaş aralığındaki hastalardan daha olumlu algılara sahip oldukları; üniversite mezunu olan hastaların diğerlerine göre daha olumsuz algılara sahip oldukları bulunmuştur.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Bireysel iş yükü algısı ölçeği’nin huzurevi ve yaşlı bakım rehabilitasyon merkezleri sağlık çalışanlarında Türkçe geçerlik ve güvenirliğinin incelenmesi
    (Atatürk Üniversitesi, 2021) Azizoğlu, Fatma; Hayran, Osman; Terzi, Banu
    Amaç: Bu araştırmanın amacı, huzurevi ve yaşlı bakım rehabilitasyon merkezleri sağlık çalışanlarının iş yükü algı düzeylerinideğerlendirmede ölçüm aracı olarak kullanabilmesi için Türkçe’ye uyarlaması yapılan Bireysel İş Yükü Algısı Ölçeği’ningeçerlik ve güvenirliğini test etmektir.Yöntem: Bu metodolojik çalışma, 1 Ocak- 31 Mart 2020 tarihleri arasında İstanbul’da amaçlı örneklem yöntemi ile belirlenen10 ilçede bulunan 47 Huzurevi ve Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde görev yapan ve araştırmaya katılmayı kabuleden 777 sağlık çalışanı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma verileri, " Kişisel Bilgi Formu" ve "Bireysel İş Yükü Algı Ölçeği’ninTürkçe uyarlaması kullanılarak toplanmıştır. Ölçeğin güvenirliğini belirlenmesinde Cronbach Alfa katsayısından geçerliğinintest edilmesinde doğrulayıcı faktör analizinden faydalanılmıştır.Bulgular: Bireysel İş Yükü Algı Ölçeği Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı 0.894 olarak saptanmıştır. Doğrulayıcı faktöranalizi sonucunda 31 maddeden ve 5 faktörden oluşan faktör yapısı doğrulanmış ve RMSEA uyum ölçütünün 0,069 kabuledilebilir düzeyde olduğu belirlenmiştir.Sonuç: Bireysel İş Yükü Algısı Ölçeğinin Türkçe formunun, sağlık çalışanlarının bireysel iş yükü algılarının belirlenmesindegeçerli ve güvenilir bir araç olduğu saptanmıştır. Bu çalışma da ölçeğin huzurevi ve rehabilitasyon merkezlerinde görev yapansağlık çalışanlarının bireysel iş yükü algılarının incelenmesinde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı niteliğitaşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Birinci basamak sağlık hizmeti sunan hekimlerin sürdürülebilir hizmet içi eğitimlerinin yönetimi üzerine bir alan araştırması
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2018) Demir Uslu, Yeter; Silacı, Osman Yaşar
    Bu çalışma, birinci basamak sağlık hizmeti sunan hekimlerin mezuniyet sonrası mesleki ve kişisel gelişimine katkı sağlayacak hizmet içi eğitimin yönetimini ele almaktadır. Alan araştırması, her meslek dalında çalışanların mezuniyet sonrası mesleki ve kişisel gelişimini sağlayan hizmet içi eğitimin, tıp sektöründeki önemini, gerekliliğini ve birinci basamak sağlık hizmeti sunan hekimlerin bu konudaki yaklaşımlarının tespitini hedeflemektedir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, genel olarak birinci basamak sağlık hizmetleri ve bunları sunan hekimler hakkında genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, Türkiye'de sürekli tıp eğitimi ve hizmet içi eğitim hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Üçüncü bölüm, hekimlerin hizmet içi eğitim yönetimi hakkında dünya örnekleri (Almanya, Kanada ve Japonya ) üzerine odaklanmıştır. Dördüncü ve son bölümde, İstanbul'da görev yapan 4.034 adet birinci basamak sağlık hizmeti sunan hekime online anket yoluyla bir alan araştırması yapılmıştır. Araştırmaya, geçerli 610 (N) kişi katılmıştır ve analizler p<0,05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir. Hekimlerin, hizmet içi eğitim konusundaki görüş, değerlendirme ve beklentileri ölçülmüştür. Ayrıca hekimlerin, mesleki ve kişisel gelişimi için gerekli gördükleri hizmet içi eğitim konularının tespiti ile hekimlerin bu konulardaki bilgi ve beceri düzeyleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın dikkat çeken üç sonucu vardır. Sonuçlardan ilki, hekimlerin hizmet içi eğitimlerin en az ayda bir kez, 1-2 saat sürecek şekilde, otel gibi rahat bir mekânda ve özellikle uygulamaya dönük yöntemlerle verilmesini önemsemeleri şeklinde ortaya çıkmıştır. İkinci önemli sonuç, verilecek eğitimleri üniversitelerin vermesini ve eğitimlerin mesleki ve kişisel gelişime çok ciddi katkı sağlayacağına inanan hekim sayısının çoğunluğu oluşturmasıdır. Üçüncü sonuç ise, çalışmaya katılan hekimlerin koruyucu sağlık hizmeti ve kronik hastalıklar konusunda bilgi ve beceri düzeylerini yeterli görüyor olsalar da bu alanda daha fazla eğitim almak istemeleri olarak dikkat çekmektedir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Çalışanlarda bireysel sağlığın yönetimi açısından bireysel iyilik halinin ve sağlık risklerinin değerlendirilmesi
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2017) Uyar, Metin; Omurtag, Gülden Zehra
    Bu araştırma çalışanlarda bireysel sağlığın yönetimi açısından bireysel iyilik halinin ve sağlık risklerinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma kapsamına İstanbul'da belirlenen şirketlerde çalışmakta olan ve anket uygulamasını kabul eden 403 mavi ve 337 beyaz yaka olmak üzere toplam 740 çalışan alınmıştır. Veriler anket uygulanarak toplanmıştır. Anket formunda sosyodemografik özellikler, çeşitli tanımlayıcı özellikler, sağlık riskleriyle ilişkili sorular ve İyilik Hali Yıldızı Ölçeği yer almıştır. Verilerin analizi IBM SPSS Statistics 20 programı yardımı ile yapılmıştır. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotların yanı sıra normal dağılım gösteren nicel verilerin iki grup karşılaştırmalarında Student t testi, üç ve üzeri grup karşılaştırmalarında Oneway Anova Test ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Bonferroni post-hoc test kullanılmıştır. Niteliksel verilerin karşılaştırılmasında Pearson Ki-Kare testi ve Fisher-Freeman-Halton testinden yararlanılmıştır. Parametreler arası ilişkilerin değerlendirilmesinde de Spearman's Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Bu istatistiksel çalışmalar sonucunda çalışanların iyilik halini etkileyen faktörler ortaya koyulmuştur. Buna ek olarak; toplam iyilik hali puanı üzerine etki eden faktörlerden cinsiyet, beden kitle indeksi, mavi-beyaz yaka olma durumu, öğrenim düzeyi, genel sağlık algısı, kronik hastalık varlığı, ağrı varlığı, koruyucu sağlık hizmetlerini önemseme, sigara riski, beslenme riski, uyku riski, mental risk, stres riski, fiziksel aktivite, FIT skoru, genel sağlık durumu ve sağlıkla ilgili işe devamsızlık durumu üzerinde lojistik regresyon analizi yapılmıştır. Bu analiz sonucunda; çalışanın beyaz yaka olmasının, cinsiyetinin kadın olmasının ve FIT skoru yüksekliğinin katılımcıların iyilik halini olumlu etkileyen üç faktör olduğu saptanmıştır (p<0.05).
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Çalışanların iyilik halinin ölçülmesi ve işe devam durumu arasındaki ilişkinin incelenmesi
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2019) Teke Kaynarca, Kübra; Hayran, Osman Erol
    Bu araştırma A Üniversite Hastanesi ile Özel B Hastanesi idari kadrosunda çalışan personelin iyilik halinin ölçülmesi ve iyilik hali ile işe devam durumu arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında A Üniversite Hastanesinde çalışan 154 personelden ve Özel B Hastanesinde çalışan 70 personelden veri toplanmıştır. Anket formunda "İyilik Hali Değerlendirme Ölçeği" ve işe devam durumuna yönelik ifadeler ve demografik sorular yer almaktadır. Verilerin analizi için IBM SPSS istatistik paket programı kullanılmıştır. Analizlerde tanımlayıcı istatistik analizi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi, Ki-Kare testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Sonuçlar p<0,05 önemlilik düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, sağlık sektöründe çalışan idari personelin iyilik hali ortalama puan değerinin 3,93 olduğu tespit edilmiştir. A Üniversite Hastanesi iyilik hali ortalama puan değeri 3,88, Özel B Hastanesi iyilik hali ortalama puan değeri ise 4,08'dir. Özel B Hastanesinde idari kadroda çalışan personelin iyilik hali düzeyleri A Üniversite Hastanesi idari kadrosunda yer alan personele göre daha yüksektir. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizine göre, hastanede çalışan idari personelin genel iyilik hali ile işe devam edememe durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmektedir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Canlı böbrek verici adaylarının bağımsız verici destekleme takımı (VDT) hazırlık (PRE-OP), ameliyat ve takip süreçlerinde bilgi ve algıların geliştirilmesi
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2017) Tuz, Selma; Cezlan, Esra Çiğdem
    Bu araştırma, İstanbul ili Şişli ilçesinde bulunan Özel Memorial Hastanesi Organ Nakli Merkezi'ne başvuran böbrek verici adaylarının bağımsız Verici Destekleme Takımı (VDT) tarafından hazırlık, ameliyat süreci, tedavisi ve alternatif tedavi yöntemleri ile oluşabilecek riskler hakkında bilgilendirilmesi, bilgilendirilme sonrasında verici adaylarının ameliyat ve takip süreçlerinde bilgi ve algılarında meydana gelen değişikliğin belirlemesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma kapsamında (Mayıs-Haziran 2017) Şişli Memorial Hastanesi organ nakli merkezine başvuran 49 canlı böbrek vericisi ile yüz yüze görüşme ile yapılmıştır. Veriler anket uygulanarak toplanmıştır. Toplam 22 sorudan oluşan anket formunda organ verici adaylarının sosyo-demografik özelliklerini belirlemeye yönelik altı, organ nakil alıcısı ve organ nakli ile ilgili görüş, davranış ve bilgi düzeylerini belirlemeye yönelik 22 soru yer almaktadır. Organ verici adaylarının bilgi düzeyini belirlemeye yönelik sorular açık uçlu olarak sorulmuş ve VDT tarafından hazırlanan cevap anahtarı doğrultusunda " biliyor/bilmiyor" şeklinde değerlendirilmiştir. Verilerin analizi IBM SPSS Statistics 21.0 programı yardımı ile yapılmış ve analizlerde VDT'nin önemini vurgulamak amacıyla kesitsel çalışma, ki-kare testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Sonuçlar (p<0,05) önemlilik düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırma yapılan canlı verici böbrek nakli adaylarının verici olabilmesi için sağlanması gereken hukuki şartlar arasında 18 yaşından büyük olmaları, ülkemizde hukuki mevzuatlara uygun olması ve tıbbi olarak sağlıklı bir birey olması gerekliliği bulunmaktadır. Gönüllü organ verici adayı; Verici Destekleme Takımı'nın (VDT) belirli birim saatlerinde bir araya gelerek yüz yüze görüşmeleri neticesinde toplandı. VDT; organ nakli koordinatörü, ameliyathane hemşiresi, hekim, psikolog ve eğitim hemşiresinden oluşmaktadır. Araştırmamızda elde edilen bulgulara göre organ verici adaylarının operasyon öncesinde VDT ekibinin desteği ile, operasyon öncesi ve sonrasında yaşanabilecek olası riskler konusunda yeterince aydınlatıldığı görülmektedir. Organ verici adayının mevcut tedavi durumu (alıcı) hakkındaki bilgi düzeyi ile demografik özellikleri arasında herhangi bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Ülkemizde böbrek naklinin başarı oranına ilişkin görüşler ile demografik özellikler arasında anlamlı düzeyde fark olmadığı görülen sonuçlardan birisidir. Organ verici adayının organ nakli hakkında bilgiyi edinme şekli ile demografik özellikler arasında bir farklılık olmadığı sonucuna varılmıştır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    COVID-19 salgınında sağlık kurumlarında uygulanan stratejik yönetim araçlarının incelenmesi: Bir vakıf üniversite hastanesi örneği
    (İstanbul Medipol Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2022) Aktürk, Pınar
    Bu araştırma üçüncü basamak bir vakıf üniversite hastanesinde COVID-19 salgını döneminde hangi stratejik yönetim araçlarının kullanıldığı ve bu araçların nasıl kullanıldığının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma Clark ve Scott' (14) un normatif stratejik yönetim modeli esas alınarak belirlenen temalar çerçevesinde oluşturulmuştur. Nitel araştırma yöntemlerinden birisi olan durum araştırması deseni kullanılarak yapılandırılan bu araştırmada veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla mülakat tekniği kullanılarak toplanmıştır. Görüşmeler, stratejik kararların alınması ve uygulanmasında kilit rol oynayan orta ve üst düzey olmak üzere on iki hastane yöneticisi ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler MAXQDA 2020 paket programı ile analiz edilmiştir. Bu araştırmanın COVID-19 salgını döneminde sağlık kuruluşlarında stratejik yönetim alanında yapılan ilk araştırmalardan birisi olması ve stratejik yönetim araçlarının sağlık kuruluşlarında kullanımının incelenmesiyle ilgili Türkçe literatürde yer alacak ilk nitel araştırma olması nedeniyle özgün olduğu düşünülmektedir. Araştırma sonucunda araştırma yapılan hastanedeki yöneticilerin salgın döneminde 16 stratejik yönetim aracını kullandığı tespit edilmiştir. Yöneticilerin farklı birimlerde stratejik yönetim araçlarını değişik biçimlerde kullandığı görülmüştür. Durum değerlendirmesi temasında en yoğun olarak stratejik planlama aracının, stratejik analiz temasında değişim mühendisliği aracının, stratejik uygulama temasında müşteri ilişkileri yönetimi aracının kullanıldığı tespit edilmiştir. Örnek olarak; stratejik planlamada ayaktan hasta hizmetlerinde hastaneye tek girişten kontrolün sağlanması, değişim mühendisliğinde satın alma biriminde malzeme alımında stoklamaya geçilmesi, müşteri ilişkileri yönetiminde laboratuvarda COVID-19 testinin en hızlı şekilde çıkartılarak hasta güvenliği ve memnuniyetinin sağlamaya çalışıldığı ifade edilmiştir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Devlet ve özel hastanelerde çalışan sağlık personelinin kurumlarında uygulanmakta olan performans değerlendirme sistemlerine duydukları memnuniyet ve bir örnek uygulama
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2018) Canol, Sinem; Vardarlıer, Pelin
    İnsan kaynakları fonksiyonlarının en önemli unsuru olan performans değerlendirmenin bireyi ve örgütü ortak amaçlar doğrultusunda birleştirmesi nedeniyle performans değerlendirmenin etkinliğinin ve verimliliğinin ölçülmesi büyük önem taşımaktadır. Performans değerlendirme uygulamaları küreselleşme ile birlikte önem kazanmış özel sektörde ve kamu sektöründe uygulanma alanı artmaya başlamıştır. Sağlık sektöründe uygulanmakta olan performans değerlendirme sistemleri özel sektörde ve kamu sektöründe farklılık göstermektedir. Özel sektörde uygulanmakta olan performans değerlendirme sistemleri günümüz insan kaynakları uygulamalarına uygun düşmektedir. Kamu sektöründe uygulanmakta olan performans değerlendirme sistemi ise 2003 yılında Sağlıkta Dönüşüm Programı ile revize edilmiştir. Sürekli gelişen, değişen inovasyon sürecinde olan performans değerlendirme sisteminin çıktılarından sağlık sektöründe en çok etkilenenler sağlık personelidir. Bu bağlamda sağlık personelinin çalıştığı kurumun mülkiyeti ile performans değerlendirme sistemlerinden memnuniyet düzeyi arasındaki farkı ortaya koymak bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Bu tezin araştırma kısmında, literatür taraması yapılmış olup, performans değerleme alanında daha önceden Çakmak ve Biçer (5) tarafından 2006 yılında ele alınan çalışmanın bir incelemesi yapılarak oluşturulmuş anket formu kullanılmıştır. Araştırma, anketin kamu sektöründe ve özel sektörde çalışan sağlık personeline uygulanması ve memnuniyet analizinin yapılması ile sonuçlanmaktadır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Dijital hastane çalışmalarının yatan hasta işlemlerinde sağladığı kağıt tasarrufu ve hemşirelik bakım hizmetlerinin süresine etkisinin analizi
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2019) Volkan, Esra; Köse, İlker
    Sağlıkta yeni hedef, teknolojiyi kullanarak hastanelerdeki idari ve klinik süreçleri dijitalleştirmek ve sağlık bakım kalitesini arttırmaktır. SBSGM tarafında başlatılan 'Hastanelerimizde Dijital Dönüşüm' projesi doğrultusunda, Türkiye'deki kamu hastanelerinde teknolojinin kullanım ve benimsenme oranını ölçmek amacıyla HIMSS EMRAM modelinin bir araç olarak kullanılmasına karar verilmiştir. Dijitalleşmenin ve benimsenmenin ölçüldüğü bu modelde 6. veya 7. Seviyeye kadarki tüm süreçlerini tamamlayan hastaneler belgelendirilmektedir. Çalışmamızın iki temel amacı vardır. Birincisi; dijital hastane çalışmalarının yatan hasta işlemlerinde hemşirelik bakım hizmetlerinin süresine etkisinin tespit edilmesidir. İkincisi; yatan hasta işlemlerinde sağladığı kâğıt sarfiyatının belirlenmesidir. Çalışmamızda Bahçelievler Devlet Hastanesi'nde 2017 HIMSS EMRAM kriterlerine göre Seviye 6 olarak sertifikalandırılan 4 serviste, dijital hastane çalışmalarının öncesi ve sonrası yerinde gözlemlenmiştir. Her iki amaca yönelik yapılan gözlemsel çalışmada veriler Excel yardımı ile kayıt altına alınmıştır. Yapılan analizler sonucunda dijitalleşmenin yıl içerisinde 1.153 yatan hasta için sağladığı toplam süre tasarrufu 117 bakım günü, toplam kâğıt sarfiyatı ise 41.289 sayfa olarak tespit edilmiştir. Ayrıca, toplam 25 yatağı bulunan 4 serviste yıllık 8,257 TL kâğıt ve 13.734 TL toner tasarrufu da sağlandığı tespit edilmiştir. Türkiye projeksiyonunda ise, %10,8 ile %13 oranında değişen süre tasarrufu dikkate alındığında Türkiye genelindeki yıllık tasarruf 398 ila 559 arasında bir hemşirelik zamanına denk gelmektedir. Sonuç olarak dijital hastane çalışmalarının bir çıktısı olan hemşirelik bakım formlarının elektronik olarak doldurulması ile bakım süresinde dokümantasyona ayrılan sürenin azalması beklenmektedir. Bunun yanı sıra formların dijitalleşmesi ile kağıt sarfiyatının önemli derecede önlenmesi ve kağıt ve toner masraflarının azalması beklenmektedir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Dijitalleşme sürecindeki bir hastane çalışanlarının e-sağlık sistemlerinin hizmet sunumuna etkileri konusunda bilgi, tutum ve beklentilerinin incelenmesi
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2020) Kaya, Hilal; Hayran, Osman Erol
    Bu çalışmada Dünya'da ve ülkemizde yürütülen dijital (akıllı) hastane çalışmaları hakkında literatürden elde edilen bilgiler paylaşılmış, dijital hastane kavramının gelişim aşaması sağlık bilgi ve enformasyon sistemlerinin sağlık hizmet sunumu ile arasındaki ilişki incelenmiştir. Ülkemizde dijitalleşme sürecinde olan EMRAM-6 sertifikası almış bir hastanenin yönetici ve sağlık çalışanlarının kullanmış oldukları E-Sağlık Sistemleri hakkındaki bilgi, tutum ve beklentiler incelenmiş, literatür çalışması ile birlikte açıklanmıştır. Elde ettiğimiz verilerin analizi için IBM SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Analizlerde tanımlayıcı istatistik analizi ve Ki-kare testi uygulanmıştır. Sonuçlar p<0.05 önemlilik düzeyinde değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmada, dijital hastane modellerinin, sağlık bilişim sistemleri ile uyum içinde çalışmasıyla birlikte, sağlık profesyonellerinin, dijitalleşme sürecinde verimlilik ve kaliteyi benimsemesi kurumlarda olumlu sonuçlar oluşturduğu tespit edilmiştir.
  • «
  • 1 (current)
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • »

| İstanbul Medipol Üniversitesi | Kütüphane | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Kavacık, Göztepe Mah, Atatürk Cd. No:40, 34810 Beykoz, İstanbul, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim