Yazar "Utku, Doruk" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 11 / 11
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe ABD patent hukukunda savunma teknolojilerine ilişkin gizlilik kararları(2016) Utku, DorukABD Patent Hukuku savunma teknolojilerine ilişkin buluşları korumak hususunda hem tarihi birikim hem mevzuat hem de içtihat zenginliği bakımından en gelişmiş ulusal patent hukuklardan biridir. Bu makalede, ABD Patent Hukukunda savunma teknolojileri için yapılan patent başvuruları hakkında verilen gizlilik kararlarına ilişkin tarihsel gelişim, mevzuat ve uygulamalar, gizlilik kararlarının verilme prosedürü, çeşitleri, özellikleri ve etkileri ile patent başvurusu sahibinin tazminat hakkı gibi konular ele alınmak suretiyle incelenmektedir.Öğe Adi ortaklığın yönetimi ve temsili(İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019) Bengül Doğu, Türkü Deniz; Utku, DorukKuruluşu ve yürütülmesi belirli sınırlara dayanmayan, en temelden en karmaşık iş ilişkilere geniş uygulama alanı bulan adi ortaklık, günümüzün yaygın kullanılan şirket oluşumlarının başında gelmektedir. Adi ortaklığın tüzel kişiliği haiz olmaması, kuruluşundaki kolaylıkla seri ve rasyonel bir yapı sağlasa da yanında bir takım sıkıntıları da beraberinde getirmektedir. "Adi Ortaklık Sözleşmesi" , Türk Borçlar Kanunu'nun "Özel Borç İlişkileri" başlığı altında yer alan 18. Bölümü'nde düzenlenme alanı bulmuştur. Adi ortaklıkta ortaklığın temsil hükümleri, Türk Borçlar Kanunu'nun 637 ve 638 inci maddelerinde; yönetim hükümleri ise 625. maddesinde düzenlenmiştir. Temsile ve yönetime ilişkin tüm hükümler birlikte değerlendirildiğinde ortaklıkta özel düzenlemelerin bulunmadığı noktalarda adi ortaklığın üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Çalışma kapsamında, adi ortaklığın tüzel kişiliğinin bulunmamasının en önemli sonucunun hem ortaklar arasındaki iç ilişkilerde (yönetim) hem de üçüncü şahıslarla kurulan dış ilişkide (temsil) kendine özgü bir yapısı olduğu tespit edilmiştir. Adi ortaklıkta temsil ile yönetime ilişkin olarak uygulamada yaşanan sıkıntılara katkıda bulunmak ve konuya ilişkin ayrıntıları ortaya koyabilmek amacıyla seçtiğimiz tez çalışmamızın birinci bölümünde "Adi Ortaklığın Yönetimi" hususu irdelenmiş; bu bölümde yönetim ve yönetici kavramları detaylı olarak açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde "Adi Ortaklığın Temsili" başlığı altında temsil çeşitleri ile temsil hükümlerinin sona ermesi kavramı detaylandırılmıştır. "Adi Ortaklığın Birlikte Yönetimi - Temsili Hükümleri Neticesinde Doğan Hukuki Kavramlar ve Sonuçları" başlıklı son bölümde de adi ortaklığın hak süjesi olmaması sebebiyle taraf sıfatının bulunmaması sonucu meydana gelen elbirliği mülkiyet ve müteselsil sorumluluk kavramlarına değinilmiştir.Öğe Adi ortaklık niteliğindeki joint ventureların yönetici ortak tarafından temsili(İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019) Yılmaz, İbrahim Çağrı; Utku, DorukGünümüzde ortaklıklar özellikle yüksek montanlı ve ciddi sermaye gerektiren projelerde bir araya gelerek adi ortaklıklar teşkil etmektedir. Bu adi ortaklıklardan en sık rastlanılan ortaklıklardan biri de "Joint Venture" Türkçe'si ile "Ortak Girişim"ler yaygınlaşmaktadır. Joint venturelar, ortaklıkların tamamlayıcı yeteneklere ve kaynaklara sahip ortaklarla stratejik ittifaklar oluşturması, dağıtım kanallarından, teknolojiden veya finanstan tek ortakların yararlanamayacağı yollardan yararlanma fırsatlarını teşvik etmek için ortak bir araç haline geldi. Basitçe söylemek gerekirse, iki ya da daha fazla ortaklık oluşumunda ortaklar sermaye, emek, insan kaynakları, riskleri ve kazançları bir araya getirmeyi seçmektedirler. Bu ortaklık türünün kanuni altyapısı, hukuk sistemimizde "Adi Ortaklık" müessesesi tarafından karşılanmaktadır. Yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Adi Ortaklık Sözleşmesi" hükümleri işbu çalışmada esas alınacaktır. Adi Ortaklık Niteliğindeki Joint Venturelar Ve Yönetici Ortak Tarafından Temsili konulu bu tez, T.C. İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Hukuk Anabilim Dalında yüksek lisans tezi olarak hazırlanmıştır. Tez dört ana bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci bölümünde, adi ortaklık ve adi ortaklık sözleşmesi kapsamında kurulan joint venture açıklanmıştır. Tezin ikinci bölümünde, adi ortaklığın özellikleri, ortaklıkta iç ilişki ve ortakların hak ve yükümlülükleri açıklanmıştır. Tezin üçüncü bölümünde, adi ortaklığın yönetimi ve yönetici ortak konusu işlenmiştir. Tezin dördüncü ve son bölümünde ise joint venture'ların yönetici ortak tarafından temsili hususu açıklanmıştır.Öğe Formation of contracts via the internet(Springer International Publishing AG, 2020) Utku, DorukThe ability of sellers and suppliers to communicate with customers has prospered with the increase in communication methods, especially the wide usage of the Internet. Sellers and suppliers are intensely benefiting from the opportunities created by information technologies for marketing their goods and services to targeted customers. Buyers can easily attain goods or services produced anywhere and save time by quickly purchasing them through the Internet, while staying at home or office. However, contracting by electronic communication causes new challenges to the traditional legal principles of contract formation that are essentially based on oral or old fashioned paper contracts. This chapter presents the legal framework of electronic contracting from a comparative law perspective and focuses on some specific issues, which are subject to discussion among legal scholars, like the legal aspects of electronic contracting methods, communication of assent in digital environment, and the legal effects of displays in online shops. In conclusion, a critical review is presented of the discussions about instantaneousness of e-mail communication, viewpoints that are in favor of nonbinding legal effects of the displays in online shops and necessity of the concept of "electronic agent."Öğe İnternet ortamında kurulan sözleşmeler(İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019) Keskin, Hatice Gamze; Utku, DorukYüksek lisans tezi olarak hazırlanan "İnternet Ortamında Kurulan Sözleşmeler" adlı çalışmada internet teknolojisi ve elektronik ticaretin gelişmesi ile birlikte ortaya çıkan internet aracılığı ile kurulan sözleşmelerin mevzuattaki yeri ve sözleşmeler kapsamında ortaya çıkabilecek hukuki sorunların değerlendirmesi yapılmıştır. Tez üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; teknolojik gelişmelerin etkisi ile ticari hayata hâkim olan internet ve elektronik ticaret kavramları açıklanmış, tarihi ve hukuki gelişim süreçleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde; internet ve elektronik ticaret kavramlarına bağlı olarak sözleşmelerin internet ortamında kuruluş süreci, ifası ve geçerlilik şartlarına ilişkin açıklamalar yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise sözleşmelerin internet ortamında kurulmasının gereği olarak kendine özgü nitelikleri, tarafların hak ve yükümlülükleri ve ortaya çıkabilecek muhtemel hukuki sorunların çözümüne ilişkin internet ortamında kurulan sözleşme çeşitleri incelenmiştir. Bu kapsamda internet üzerinden kurulan; tüketici sözleşmeleri, tacirler arasında kurulan sözleşmeler, genel işlem koşulları ve haksız şart içeren sözleşmeler ve açık artırma ile kurulan sözleşmeler değerlendirilmiştir.Öğe Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan doğan sorumluluğu(İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Gül, Tuğba; Utku, DorukKat karşılığı inşaat sözleşmelerinde yüklenici, taahhüt ettiği yapıyı sözleşmede kararlaştırılan ve dürüstlük kuralının gerektirdiği niteliklere uygun şekilde meydana getirmek ve arsa sahibine teslim etmekle yükümlüdür. Aksi takdirde arsa sahibine karşı ayıba karşı tefekkül hükümlerine göre sorumluluğu söz konusu olur. Arsa sahibinin yüklenicinin ayıptan doğan sorumluluğuna gidebilmesi için birtakım şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar; yapının teslim edilmesi, yapının ayıplı olması, muayene ve ihbar külfetlerinin yerine getirilmesidir. Bu şartların sağlanması halinde, arsa sahibi ayıplı ifa nedeniyle yükleniciye karşı, sözleşmeden dönme, bedelden indirim isteme, ayıbın giderilmesini isteme şeklindeki seçimlik haklara sahip olur. Ayrıca arsa sahibi genel hükümlere göre tazminat isteyebilir. Yapıdaki ayıbın arsa sahibine isnat edilebilecek bir sebepten doğması, yapının arsa sahibince kabul edilmiş olması veya zamanaşımı sürelerinin geçmiş ve yüklenicinin de zamanaşımı definde bulunmuş olması hallerinde ise, yüklenicinin ayıptan doğan sorumluluğu ortadan kalkar ve dolayısıyla arsa sahibi ayıptan doğan haklarını kaybeder. Çalışmamızda yüklenicinin teslimden sonraki ayıplardan doğan sorumluluğu bu kapsamda incelenmiştir.Öğe Markanın hükümsüzlüğü davası ve hukuki sonuçları(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Sezgin, Serhat; Utku, DorukHızlı bir değişim ve dönüşüm yaşayan ekonomik hayatta her geçen gün tecrübe edilen yeniliklere bağlı olarak rekabet de artmıştır. Buna karşılık olarak insanlar rekabet düzeylerini arttırmak için ürün ve hizmetlerini farklılaştırma yolunu tercih etmişlerdir. İşletmelerin ürünlerinin diğer işletmelerin ürünlerinden ayırt edilmesini sağlamak istemeleri marka hukukunu doğurmuştur. Zamanla da marka hukukunun uygulama alanı genişlemiş ve bu alanda sayısız çalışmalar yapılmıştır. Markanın hükümsüzlüğü davası ve marka hakkının sonlanması marka davalarında büyük bir pay sahibi olmuştur. Tescilli markaların korunması ülkemizde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile sağlanmaktadır. Kanunda marka teşkil edebilecek ürünler, tescil talebi, talebe karşı yapılan itirazlar ve tescili gerçekleşmiş markaların hükümsüz kılınması başlıca ele alınan hususlardır. Tezde, markanın hükümsüzlüğüne sebebiyet veren durumlar tartışılmıştır. Bu çalışmada, markaya ilişkin hükümsüzlük davası ve bu dava sonucunda ortaya çıkan hukuki sonuçlar üzerinde durulmuştur.Öğe Markanın kullanılmaması sebebiyle iptali(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Çiftçi, Furkan Çağlar; Utku, DorukMarka, bir işletmeye ait mal veya hizmetin diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlayan işaretleri ifade etmektedir. SMK tarafından bir markanın korunabilmesi için sicile tescil edilmesi gerekmektedir. Tescil edilen marka, marka sahibinin tekelindedir. Marka sahibinin tescilden kaynaklı haklarının varlığını sürdürebilmesi için markanın kullanım zorunluluğu bulunmaktadır. Marka kullanım zorunluluğu uluslararası sözleşmeler ve SMK'da düzenleme altına alınmıştır. Kanun koyucu tarafından marka kullanım zorunluluğunun getirilmesinde, markanın gerçek kullanımını teşvik etmek ve markaların sicilde boş yere durmasını engellemek amaçlanmaktadır. Bu kapsamda tescilli bir markanın Türkiye'de, işlevine uygun ve ciddi olarak tescil edildiği mal ve hizmetler için marka sahibi tarafından kullanılması aranmaktadır. Markanın kullanılmaması durumunda marka sahibine beş yıllık hoşgörü süresi tanınmaktadır. Bu süre boyunca markanın kesintisiz şekilde kullanılmaması halinde kullanılmama sebebiyle markanın iptali gündeme gelmektedir. Bu durumun istisnası ise kullanılmamaya ilişkin haklı bir sebebin varlığıdır. Günümüzde markanın kullanılmaması sebebiyle iptali konusunda mahkemeler yetkilidir. Ancak 10.01.2024 tarihi itibariyle TPMK'nın idari iptal yetkisi uygulanmaya başlayacaktır. Bu çalışmada, SMK'da tescilli bir markanın kullanılmama sebebiyle iptalinin nasıl gerçekleştiği incelenmiştir. Mülga 556 sayılı KHK'nın aksine SMK'da markanın iptal ve hükümsüzlük halleri ayrı maddelerde düzenleme altına alınmıştır. Çalışmada markanın kullanılmaması sebebiyle iptaline ilişkin uygulamada yaşanan sorunlar ve çelişkiler doktrin ve Yargıtay Kararları ışığında çözüme kavuşturulmaya çalışılmıştır.Öğe Sebepsiz zenginleşmede iade borcunun türleri ve iadenin kapsamı(İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Budak, Muhammed Alparslan; Utku, DorukBu çalışmada Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan ve borcun kaynaklarından biri olan sebepsiz zenginleşme kurumunu değerlendirdik. İade borcunun türleri ve iadenin kapsamı bakımından bir incelemede bulunduk. Sebepsiz zenginleşmenin hukukun ve uygulamanın birçok alanında kullanıldığını gösterdik. Bu çalışmada ayrıca başka hukuk sistemlerinde sebepsiz zenginleşme kavramının nasıl değerlendirildiğinden de kısaca bahsettik. Böylece, Türk Hukuku'nda yer alan uygulamanın diğer hukuk sistemleriyle fark ve benzerliklerini değerlendirdik. Ayrıca, sebepsiz zenginleşmenin diğer uygulamalarla ilişkisini, bu uygulamalarla benzerlik ve farklarını ortaya koyduk. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise iade borcunun türlerini ve iadenin kapsamını açıkladık.Öğe Tüketici Hukukunda taksitle satışlar(İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019) Pekacar, Veysi; Utku, DorukYüksek lisasns tezi olarak hazırlanan '' Tüketici Hukukunda Taksitle Satışlar '' adlı çalışmada taksitli satışlar tüketici hukuku açısından ele alınmıştır. Taksitli satışlar tüketici mevzuatı kapsamında incelenmiş uygulmada ortaya çıkabilecek hukuki sorunların değerlendirmesi yapılmıştır. Tez üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde genel olarak taksitle satış sözleşmesi ele alınmış tanımı, hukukuki ve unsurları incelenmiştir. Bu kapsamda tüketici hukukunda taksitle satış sözleşmesini düzenleyen hükümler ve bu hükümlerin uygulama alanı hakkında bilgi verilmiştir. Tüketici hukuku kapsamında taksitle satışları incelediğimiz bu çalışmamızda İkinci bölümde gerek tabi olduğu şartlar gerekse unsurları açısından farklılıklar taşıması bakımından ön ödemli satış sözleşmelerinin ayrı olarak genel hatlarıyla incelenmesi yapılmıştır. Üçüncü bölümde taksitle satış sözleşmesi ve ön ödemeli satış sözleşmesinin karşılaştırması yapılmış ve her iki sözleşmede uygulanacak ortak hümler ele alınmıştır.Öğe Türk borçlar kanununun 439. Maddesi ve iş kanunu kapsamındaki işçilerin ihbar tazminatı sorumluluğuna etkisi(2016) Utku, DorukTürk Borçlar Kanunu m. 439 hizmet akdini haksız ve bildirim süresine uymadan fesheden işçilere uygulanacak yaptırımı düzenlemektedir. Maddede öngörülen temel yaptırım işçinin aylık ücretinin dörtte birine denk gelen bir götürü tazminat olup; işverenin bu miktarın üzerinde tazminat isteyebilmesi zararını genel kurallara uygun şekilde ispatlaması külfetine bağlanmıştır. İşverenin zararının olmadığının veya işçinin aylığının dörtte birinden az olduğunun anlaşılması halinde tazminat olarak hükmedilecek miktarın indirilebileceğini belirten ikinci fıkra, kanaatimizce, maddede öngörülen götürü tazminata "nispi götürü tazminat" niteliği kazandırmaktadır. Cezai tazminattan farklı olarak, götürü tazminata hükmetmek için en azından herhangi boyutta bir zararın varlığı gerektiğinden; işverenin hiçbir zararının olmadığının açıkça anlaşılması halinde tazminata hükmedilmemeli ve aksi yöndeki cezai şart anlaşması da geçersiz sayılmalıdır. Maddenin son fıkrasında öngörülen otuz günlük hak düşürücü süre, sadece, tazminatı götürü tazminat olarak talep etme hakkına ilişkin olup; işverenin zararını ispatlamak şartıyla ileri sürebileceği tazminat taleplerinin genel zamanaşımı süresine tabi tutulmasını ve bu tazminat taleplerinin otuz günlük süre geçtikten sonra da, Türk Borçlar Kanunu m. 407/II'ye uyulduğu müddetçe takas yoluyla ileri sürülmesini engellemez. Hâkim görüş TBK m. 439'un sadece, İş Kanununa tabi olmayan hizmet akitlerine ve İş Kanununa tabi belirli süreli hizmet akitlerine tatbik edileceği yönündedir. Bizim fikrimize göre, işe başlamama veya işi haksız/bildirimsiz bırakma şeklindeki davranışı İş Kanununa tabi olmayan işçinin TBK m. 439'a göre ödeyeceği götürü tazminatın İş Kanunu m. 17 hükümlerine tabi olan işçinin ödeyeceği ihbar tazminatından önemli ölçüde az olması, İş Kanunu m. 17/IV'te bir örtülü boşluğa yol açmaktadır. Bu boşluğun TBK m. 439'un İş Kanununa tabi belirsiz süreli hizmet akitlerine de kıyasen uygulanmasıyla giderilmesi gerekir.











