Yazar "Teker, Bahri" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 6 / 6
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Bed capacities and disinfection practices in hospitals in istanbul are correlated(BioMed Central, 2015) Teker, Bahri; Ö?ütlü, Aziz; Yılmaz, Mesut; Gençer, Serap; Karabay, OğuzBackground: Disinfection, antisepsis and sterilization (DAS) practices are of critical importance in hospital practice. This study aims to investigate the daily DAS practices of private hospitals in Istanbul, Turkey. Methods: The DAS practices of 155 private hospitals in Istanbul province were investigated using a questionnaire including 26 questions. The questionnaire forms were faxed to all private hospitals located in Istanbul. A p value < 0.05 accepted as significant. Results: The 75 [48%] hospitals out of 155 hospitals responded. The quality of DAS practice was correlated with hospital bed capacity. In these hospitals, glutaraldehyde (27%) was the most common chemical used to disinfect endoscopy instruments. The rate of availability of air gun in endoscopy units in these hospitals was significantly associated with hospital bed capacity (p <0.001). Sticky mats placed at doors of risky areas were not reported to be used in the large bed capacity (LBC) hospitals unlike the small bed capacity (SBC) hospitals where 50% of these hospitals reported to use the sticky door mats (p =0.0144). Conclusions: Private hospitals in Istanbul need in-service training towards sterilization and disinfection issues. It is concluded that private hospitals need policies and educational activities for DAS practices. © 2015 Teker et al.Öğe Diffuse idiopathic skeletal hyperostosis as a cause of dysphagia ina young patient with metabolic syndrome(American Academy of Physical Medicine and Rehabilitation, 2015) Ağırman, Mehmet; Durmuş, O?uz; Örmeci?, Tu?rul; Teker, Bahri; Çakar, EnginA 42-year-old male patient was admitted to our clinic with neck pain, stiffness, limited range of motion in the neck, and dysphagia upon eating solid foods. The pain had started about 5 years previously and increased over time. The patient had no history of trauma to the neck. He had a history of type 2 diabetes mellitus (for 3 years), hypertension (for 10 years), chronic renal failure, and dyslipidemia. The patient was morbidly obese (body mass index: 41). He had experienced frequent infections of the upper respiratory tract during recent years. Motor, sensory, and other neurologic examinations showed no signs of cervical radiculopathy. Range of motion in the neck was limited in all directions, and widespread cervical paravertebral spasm and tenderness were detected. Radiologic investigations showed contiguous vertebrae, bridging osteophytes (Figure 1). Findings of sacroiliac joint radiography were normal.Öğe Evaluation of bacterial contamination rate of the anterior chamber during phacoemulsification surgery using an automated microbial detection system(International Journal of Ophthalmology Press, 2014) Koçak, İbrahim; Koçak, Funda; Teker, Bahri; Aydın, Ali; Kaya, Faruk; Baybora, HakanAIM: To assess the incidence of anterior chamber bacterial contamination during phacoemulsification surgery using an automated microbial detection system (BacT/Alert). METHODS: Sixty nine eyes of 60 patients who had uneventful phacoemulsification surgery, enrolled in this prospective study. No prophylactic topical or systemic antibiotics were used before surgery. After antisepsis with povidone iodine, two intraoperative anterior chamber aqueous samples were obtained, the first whilst entering anterior chamber, and the second at the end of surgery. BacT/Alert culture system was used to detect bacterial contamination in the aqueous samples. RESULTS: Neither aqueous samples obtained at the beginning nor conclusion of the surgery was positive for microorganisms on BacT/Alert culture system. The rate of bacterial contamination during surgery was 0%. None of the eyes developed acute onset endophthalmitis after surgery. CONCLUSION: In this study, no bacterial contamination of anterior chamber was observed during cataract surgery. This result shows that meticulous surgical preparation and technique can prevent anterior chamber contamination during phacoemulsification cataract surgery.Öğe Paraplegia in an elderly patient due to pott's disease(2014) Teker, Bahri; Ağırman, Mehmet; Örmeci, Tuğrul; Tezer, Mehmet; Mert, Ali; Çakar, EnginSpinal tuberculosis (Pott's disease) is still an important problem in many countries and mayresult in severe neurological deficits. Pott's paraplegia can occur in the early period of the disease or many years later. Pott's disease usually occurs in the thoracic vertebrae and may causeneurological symptoms as a consequence of bone destruction and spinal cord compression. Inthis article, we present the case of a 73-year-old diagnosed with Pott's paraplegia who wasreferred to our clinic with back pain. He had been previously diagnosed with pulmonary tuberculosis and had received anti-TB therapy. After five weeks of an intensive rehabilitation program,the patient could walk independently and was discharged with minimal dependency. We conclude that there should be more awareness of the possibility of non-traumatic spinal cord injuriesin elderly patients.Öğe Perioperatif antimikrobiyal profilaksi uygulamalarında rehberlere uyum: Çok merkezli bir çalışma(2017) Koçak, Funda; Balkan, İlker İnanç; Çelik, Aygül Doğan; Durdu, Bülent; Demirel, Aslıhan; Gencer, Serap; Yılmaz, Hava; Polat, Fatma Ekşi; Teker, Bahri; Öğütlü, Aziz; Engin, Aynur; Şener, Alper; Yılmaz, Mesut; Özkan, Serpil Öztürk; Yıldız, İlknur Esen; Engin, Derya Öztürk; Doğan, Muhammed Emin; Karabay, OğuzAmaç: Bu çalışmada perioperatif antimikrobiyal profilaksi (PAP) uygulamalarında güncel rehberlere uyum oranlarını ve bu oranları etkileyen faktörleri belirlemeyi amaçladık.Gereç ve Yöntemler: 30 Mayıs - 30 Haziran 2013 tarihleri arasında 15 farklı merkezde uygulanan ankete yedi farklı branştan 410 cerrah katıldı. Çoktan seçmeli ve açık uçlu 40 soru içeren anketler yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulandı. Bulgular: Katılımcıların ortalama yaşı 38,01±9,1, %83,4'ü erkek idi. Ankete katılan cerrahların %46,2'si "kurumlarında cerrahi profilaksi rehberi varlığı hakkında bilgisi olmadığını," %34'ü ise "rehberin bulunduğunu ve profilaksi uygulamalarının rehbere uygun olduğunu" belirtti. Ankete katılan cerrahların %56,1'inin kurum içinde cerrahi profilaksi konusunda herhangi bir eğitim toplantısına katılmadığı, son üç yıl içinde cerrahi profilaksi eğitimi alanlarda rehbere uyumun istatistiksel olarak daha yüksek olduğu belirlendi (p <0,001). Kardiyovasküler cerrahlarda uyum diğer branşlardan cerrahlara kıyasla anlamlı olarak daha yüksek saptandı (p=0,012). Uygulanan profilaksinin süresi katılımcıların %56'sında 24 saatten daha uzun idi. Dren kullanılan girişimlerde cerrahların %63,7'sinin cerrahi profilaksiyi dren çekildikten sonra sonlandırdığı belirlendi. Ürologların ikinci kuşak ve üçüncü kuşak sefalosporinleri anlamlı olarak (p<0,001; p=0,002) daha sık kullandığı belirlendi. Cerrahların %87,6'sı cerrahi profilakside kullanılan antibiyotikte rotasyonel değişiklik yapmadığını ifade etti. Merkezlerin %33'ünde 24 saat enfeksiyon konsültasyonu ve mikrobiyoloji laboratuvarı olanağı bulunmadığı belirtildi. Katılımcıların %50'si "Cerrahi profilaksi rehberlerine uyumu engelleyen en önemli nedenler nelerdir?" sorusunu yanıtsız bıraktı. En önemli nedenler; "çalışılan kurumdaki hastane enfeksiyonları ve etken mikroorganizmalar hakkında düzenli bilgi verilmemesi" (%30), "profilaktik ilacın sağlık personeli tarafından planlanan zaman ve dozda uygulanmaması" (%27) ve kurum içi PAP rehberinin hekim tarafından yetersiz bulunması (%17) şeklinde belirlendi.Tartışma ve Sonuç: Kanıta dayalı PAP uygulamalarının yerleşebilmesi için bilimsel rehberler ve kurum içi kılavuzların varlığı kadar cerrahi birimlerin bu kılavuzların hazırlık aşamasına etkin katılımı ve ayrıca düzenli eğitim ve geri bildirim toplantıları ile branşlar arası aktif iletişimin sürdürülmesi de son derece önemlidir.Öğe Yaş ve cinsiyetin üriner sistem enfeksiyonu etkeni escherichia coli kökenlerindeki antibiyotik direncine etkisi(Sakarya Üniversitesi, 2021) Teker, Bahri; Sever, Nuray; Garashova, DilrubaAmaç: Bu araştırmada tek merkezde üriner enfeksiyon etkeni olan E. coli kökenlerindeki antibiyotik direnç durumu ve genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz (GSBL) varlığının saptanması amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Çalışmaya 2019 Ocak-2021 Nisan tarihleri arasında mikrobiyoloji laboratuvarına kabul edilen idrar kültürleri dahil edilmiştir. İdrar kültürlerinden izole edilen E. coli kökenlerinin duyarlılığı retrospektif olarak elde edildi. Değerlendirme Clinical and Laboratory Standards Institute (CLSI) kriterlerine göre Kirby-Bauer disk diffüzyon yöntemiyle yapılmıştır. Hasta verileri hastane kayıtlarından elde edildi. Bulgular: Çalışılan 6216 idrar kültürünün 805'inde (%12,9) üreme oldu. Üreyen bakterilerin 525’i (%65,2) E. coli idi. Erkeklerde artan yaşa paralel olarak idrar yolu enfeksiyonu sıklığının da arttığı izlendi. En fazla direnç görülen antibiyotikler sefalotin; %80,0, ampisilin; %68,9, amoksisilin klavulanat; %47,4, ampisilin-sulbaktam; %37,9, trimetoprim-sulfametoksazol; %31,24 iken en duyarlı antibiyotikler ise amikasin; %2,1, nitrofurantoin; %1,7, imipenem; %0,76 ve meropenem; %0,57 idi. Kökenlerin 86'sında (%16,3) genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz (GSBL) varlığı tespit edilmiştir. Sonuç: Merkezimiz verilerine göre üropatojen E. coli kökenlerinde antibiyotik direnci giderek yaygınlaşmaktadır. Bu durum akılcı antibiyotik kullanımının ve enfeksiyonların tedavisini planlarken mikrobiyolojik incelemelerin daha da önemli hale geldiğini göstermektedir.











