Yazar "Kutlu, Nurettin Murat" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 1 / 1
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Soğuk Savaş sürecinde (1945-1960) Türkiye'de dinî canlanma ve İslam dünyasına yakınlaşma siyaseti: Sebilürreşad ve Selamet dergileri örneği(İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Kutlu, Nurettin Murat; Babacan, Abdurrahmanİslam dünyası kavramı, tarihi seyri içerinde hep aynı istikamette ilerleyen bir düşünce değildir. Dünyada yaşanan güncel siyasi koşulların farklılaşması bu fikrin zemininde zaman içerisinde değişikliklerin yaşanmasına neden olmuştur. Bilhassa II. Dünya Savaşı, İslam dünyası fikri için bir kırılma noktasıdır. Müslüman coğrafyalardaki bağımsızlık mücadeleleri sonucu ortaya çıkan gelişmeler, Batı Bloku'nun İslam dünyası üzerinde izlediği siyaseti farklı noktalara taşıdığı söylenebilir. Soğuk Savaş sürecinde iki taraflı bir uyum arayışıyla birlikte gelişen bu siyaset, pek çok Müslüman devleti/toplumu küresel bir tehdit olarak algılanan Sovyet Rusya karşısında ortak bir noktada buluşmaya itecektir. II. Dünya Savaşı'nın, sonuçları itibarıyla Türkiye'nin iç ve dış siyasetinin şekillenmesindeki etkisi günümüze kadar uzanmaktadır. Orta Doğu'daki jeostratejik önemi Türkiye'yi, Batı ile ittifaka doğru sürüklerken, bununla doğrudan irtibatlı olarak liberal bir siyasi hayata geçiş çabası beraberinde devletin dinî alana yönelik politikalarını da değiştirmektedir. Siyasal merkezin katı laiklik uygulamalarının gevşemesi şeklinde gelişen bu değişimi, İslamcı neşriyatın devletin çizdiği sınırlar çerçevesinde desteklediği görülmektedir. Pakistan ve İsrail'in bir devlet olarak ortaya çıkışının yanında komünizm tehdidi ve belki en başta saymamız gereken Batı'nın Orta Doğu'da tasarladığı plan, Türkiye'nin İslam dünyasına yakınlaşmasını sağlayan/destekleyen gelişmelerdir. Soğuk Savaşın başlarında Türkiye, Batı Bloku'na dâhil olma hedefini, yüzünü İslam dünyasına dönerek gerçekleştirmeye gayret etmiştir. İslamcı neşriyat bu anlamda sadece iç politikada devletin dinî açılımına motive edici bir katkı vermekle yetinmemiş, İslam dünyası ile Türkiye'nin siyasi, sosyal ve kültürel irtibat noktalarını ustaca işleyerek devletin bölgede yürüttüğü siyasete paralel bir yaklaşım/strateji izlemiştir.











