Yazar "Hayran, Osman Erol" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 19 / 19
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Bazı gelişmiş ülkeler ile ülkemizde yataklı tedavi kurumlarına ilişkin değişimler ve yönelimler(İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2020) Aydın, Rümeysa; Hayran, Osman ErolBu araştırma Almanya, Fransa, İsveç, Japonya, İngiltere ve ABD ile Türkiye'deki yataklı tedavi kurumlarının 1993-2018 yılları arasında toplam sayısı, toplam hastane yatak sayısı, hastane kalış günü ortalaması ve tedavi edici bakım yatağı doluluk ortalaması gibi göstergelerinin ne tür değişimler gösterdiğini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma kapsamında incelenen veriler başta OECD, WHO, ve TÜİK olmak üzere, ulusal ve uluslararası güvenilir veri tabanlarından tarama yöntemiyle alınmıştır. Ülkelerin 1993-2018 yılları arası nüfusları, genç-yaşlı nüfus yüzdeleri ve sağlık harcamalarındaki değişim de dikkate alınarak, elde edilen literatür bilgileri doğrultusunda yataklı tedavi kurumlarında son yıllarda gözlemlenen yönelimler tartışılmıştır. İncelenen veriler neticesinde hastane ve hastane yatağı sayılarının Türkiye'de artma diğer ülkelerde ise azalma eğiliminde olduğu gözlemlenmiş, Türkiye'deki artışlar, milyon kişi başına düşen hastane ve bin kişi başına düşen hastane yatağı sayılarında diğer ülkelerin gerisinde olmasıyla ilişkilendirilmiştir. Hastanede ortalama kalış günü ile akut bakım hastanede kalış günü ortalamalarında ülkelerin tamamı azalma göstermiştir. Demografik ve epidemiyolojik değişim göz önünde bulundurularak ileriye yönelik ön görülerle hastane ve yatak ihtiyaçları konusunda değerlendirmeler yapılmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda hastane yatağına olan ihtiyacın azalacağı, hastanelerin hizmet sunumunda değişiklik yaşanacağı, daha fazla uzmana ve araştırma merkezine ihtiyaç duyulacağı öngörülüştür.Öğe Bir eğitim araştırma hastanesi örneğinde yataklı tedavi kurumu hizmetlerinin cevap verebilirliği(İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2017) Akalın, Betül; Hayran, Osman ErolCevap verebilirlik, bireyin sağlık hakkına dayanan meşru beklentilerini sağlık sisteminin ne ölçüde karşıladığını inceler. Sağlık sistemin performansını değerlendiren; sağlık göstergelerindeki düzelmeler, parasal kaynakların hakkaniyetli dağılımı ve cevap verebilirlik göstergeleri arasında hakkında en az çalışma yapılan konu cevap verebilirlik olmuştur. Bu sebeple, yatan hasta hizmetlerinde cevap verebilirliğin ölçülmesi için WHO' nun cevap verebilirlik anketi kullanılarak bir Eğitim Araştırma hastanesinde yatan 430 hasta üzerinde uygulanan bu çalışmadan elde edilecek hasta deneyimleri sonuçları ile sistemin eksik ya da iyi cevap verebilirlik yönlerini tespit ederek, sağlık sisteminin performansını yükseltmek için karar vericilere kaynak sağlamak amaçlanmıştır. Değerlendirmede kullanılan WHO'nun kısa hikaye soruları ile toplumun cevap verebilirlik boyutlarına ilişkin tutum puanları hesaplanmıştır. Cevap verebilirliğin sekiz boyutu olan; saygılı tedavi, zamanında ilgi, iletişim, gizlilik, otonomi, seçim, konfor, sosyal destek konularındaki hasta deneyimleri ile kısa hikayeler üzerinden tutumları soruşturulmuş ve puanlanmıştır. Hasta deneyimi puan ortalamaları en düşük olan cevap verebilirlik boyutu 6.61 ortalama ile Konfor, ardından 7.10 ile Sosyal destek ve 7.13 ile Seçimdir. En yüksek puan ortalaması is 8.09 ile Saygılı Tedavi ve 7.63 ile Gizlilik boyutunda bulunmuştur. Tutumları ölçen kısa hikaye sorularının, puan ortalamalarına bakıldığında en düşük puan ortalamasının 2.59 ile Gizlilik ve 2.63 puan ortalaması ile Konfor boyutuna ait olduğu belirlenmiştir. En yüksek puan ortalamasının ise 3.33 ile Saygılı Tedavi boyutuna ait olduğu, tutum sonuçları ile deneyim sonuçlarının uyumlu olduğu saptanmıştır.Öğe Bir özel hastanede çalışan hemşirelerin kalite yönetimi konusundaki bilgi tutum ve davranışları(İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2021) Turali, Yağmur; Hayran, Osman ErolSağlık sektörü açısından sağlık hizmetlerinin topluma ve bireylere, çağdaş bilim ışığında ve beklenilen sağlık çıktılarını elde edecek şekilde sunulması olarak tanımlanan kalite ayrıca beklentileri karşılayabilme yeteneğidir. Toplam Kalite Yönetimi ise kalite felsefesine sistemli bir yaklaşımı ifade etmektedir. Mükemmelliğe sistemli bir yaklaşım olarak ifade edilen TKY, işletmelerin içerisinde bulunduğu sektörün bütününe yönelik olarak kalite güvencesi ve kalite kültürünü sağlamayı öngörmektedir. Bu nedenle hastanelerde ve diğer sağlık kuruluşlarında görev yapan ve sağlık profesyonelleri arasında önemli bir yeri olan hemşirelerin, kaliteye bakış açısı ve kalite algısı kurum içerisinde uygulanmakta olan kalite faaliyetlerinin ilerlemesi için büyük önem arz etmektedir. Bu doğrultuda gerçekleştirilmiş olan çalışmada amaç; özel bir hastanede gerçekleştirilen kalite çalışmalarına katılan ve katılmayan hemşirelerin kalite algısını değerlendirmektir. Tanımlayıcı ve kesitsel olarak planlanan araştırmanın evrenini İstanbul ilinde yer alan özel bir hastanede görevli tüm hemşireler oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında örneklem seçimine gidilmemiştir. Gönüllülük esasına dayalı olarak tüm hemşirelere, veri toplama aracı olan anket formu yöneltilmiştir ve araştırma katılımı kabul eden 170 hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, IBM SPSS Statistics programı ile analiz edilmiştir. Ölçekten alınabilecek minimum puan 76, maksimum puan ise 380 olarak hesaplanmıştır. Analiz sonucunda, en düşük puan alan katılımcının 144, en yüksek puan alan katılımcının ise 338 puan aldığı görülmüştür. Ölçekten alınan ortalama puanın 226,782±51,06 olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların kalite algı düzeylerinin yaklaşık olarak ortalama bir düzeyde olduğu ifade edilebilir.Öğe Bir üniversite hastanesi idari kadro çalışanlarında iş doyumu(İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2016) Bora, Merve Gizem; Hayran, Osman ErolAraştırma İstanbul ilinde bulunan Medipol Üniversitesinin afiliye hastanesi olan Özel Medipol Mega Hastaneler Kompleksi idari kadrosunda çalışan personelin iş doyumunu ve iş doyum düzeylerini etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla, kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırma kapsamına, hastanede çalışan 411 idari kadro çalışanından, çeşitli nedenlerle anketi doldurmayan veya ulaşılamayan personel dışında anket uygulamasını kabul eden 341 idari kadro çalışanı alınmıştır (Katılım: %82,96). Veriler çalışanların kişisel bilgilerini içeren form ve Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılarak toplanmış, SPSS 22.0 paket programında değerlendirilmiştir. Araştırmamızda iş doyumu puan ortalamasının istatistiksel açıdan önemli farkın olduğu herhangi bir faktör bulunmamaktadır. Fakat 31-45 yaş aralığındaki idari kadro çalışanlarının iş doyum puan ortalamalarının yüksek olduğu, kadın ve erkek çalışanların puan ortalamalarının birbirine oldukça yakın ancak erkeklerin iş doyumunun biraz daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Hastane genelinde çoğunluğun ön lisans mezunu olduğu fakat lisansüstü mezuniyeti olan personelin iş doyumunun fazla olduğu görülmüştür. Son olarak mevcut işindeki ve bulunduğu kurumdaki çalışma yılına bakıldığında 6 ve üzeri yıldır çalışanların iş doyumunun fazla olduğunu söyleyebiliriz. İdari kadro çalışanlarının genel doyum, içsel doyum ve dışsal doyum puan ortalamaları incelenmiş olup, içsel doyum puan ortalamasının en yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sağlık ve hizmet sektörü, çok hassas olduğu ve insan faktörüne hizmet sunduğu için büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla iş doyumunu etkileyen faktörlerin en aza indirgenmesi, son derece önemli olduğu için gereklidir. Bu çalışma ile elde edilen sonuçlar ışığında, sağlık personeli haricinde bir hastanede görev yapan idari kadro çalışanlarının iş doyumunu artırmak, özellikle de yöneticilere ve iş doyumu ile ilgili çalışma yapacak olan araştırmacılara yardımcı olabilecek öneriler getirilmiştir.Öğe Bir vakıf üniversitesi hastanesinde hasta deneyimlerinin incelenmesi(İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2019) Türkay, Tuğçe; Hayran, Osman ErolSağlık sistemlerinin performansları değerlendirilirken; sağlık göstergelerinde düzelme, cevap verebilirlik ve finansal kaynakların adil dağılımı kavramlarının üzerinde durulmaktadır. Sağlık göstergeleri ve kaynak kullanımı çok incelenen konular olduğu halde sistemlerin cevap verebilirliği genellikle ihmal edilmiş bir konudur. Cevap verebilirlik; sağlık sistemlerinin, bireylerin sağlık sistemi ile etkileşimlerinin sağlıkla ilgili olmayan boyutlarını ölçmek için nüfusun meşru beklentilerine ne ölçüde yanıt verebildiğini inceler. Bu amaçla geliştirilmiş ölçekler bulunmakla birlikte hasta deneyimlerinin incelenmesi yoluyla da sistem değerlendirmesinin yapıldığı gözlenmektedir. Bu çalışmada WHO tarafından geliştirilen bir cevap verebilirlik ölçeği ve ABD'de hastane deneyimlerine ilişkin algıları ölçmek için yaygın olarak kullanılan HCAHPS (Hospital Consumer Assessment of Healthcare Providers and Systems) anket formlarından yararlanılarak İstanbul'da yer alan bir hastanede ölçümler yapılmıştır. Araştırma verileri bir vakıf üniversitesi hastanesinde Kulak Burun Boğaz, Kadın ve Doğum Hastalıkları, Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi ve Genel Cerrahi bölümlerinde yatan 499 hastayı kapsamaktadır. Çalışmada cevap verebilirliğin sekiz boyutu olan; zamanında ilgi, iletişim, saygılı tedavi, gizlilik, otonomi, seçim, sosyal destek ve konfor boyutları, diğer yandan ise 15 maddeden oluşan anket formu ile hasta deneyimleri incelenmiştir. Katılımcıların cevap verebilirliğe ilişkin 15 konuda verdikleri yanıtların incelenmesinde maddelerin ortalamaların anlamlandırılması için beşli Likert değer aralıkları kullanılmıştır. Maddelerin puanlaması 1: Çok iyi, 2: İyi, 3: Makul, 4: Kötü ve 5: Çok kötü şeklindedir. Dolayısıyla madde ortalamaları ne kadar düşükse o kadar iyi deneyime işaret etmektedir. Çalışma sonucunda en düşük ortalamaya sahip olan boyutun "gizlilik" olduğu, en yüksek ortalamaya sahip olan boyutun ise "konfor" olduğu tespit edilmiştir. Genel olarak çalışmanın tüm maddelerinin cevap verebilirliğe ilişkin algılarının "iyi" düzeyde olduğu görülmektedir. Cevap verebilirlik puan ortalamalarının yaş, cinsiyet, öğrenim düzeyi, sağlık güvencesi, hizmet alınan yere göre farklılık gösterdiği, medeni durum ve meslek değişkenlerine göre farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Farklılıkların kaynağı araştırıldığında kadın hastaların, erkek hastalardan daha olumsuz algıya sahip oldukları, 42-65 yaş aralığındaki hastaların 18-41 yaş aralığındaki hastalardan daha olumlu algılara sahip oldukları; üniversite mezunu olan hastaların diğerlerine göre daha olumsuz algılara sahip oldukları bulunmuştur.Öğe Çalışanların iyilik halinin ölçülmesi ve işe devam durumu arasındaki ilişkinin incelenmesi(İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2019) Teke Kaynarca, Kübra; Hayran, Osman ErolBu araştırma A Üniversite Hastanesi ile Özel B Hastanesi idari kadrosunda çalışan personelin iyilik halinin ölçülmesi ve iyilik hali ile işe devam durumu arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında A Üniversite Hastanesinde çalışan 154 personelden ve Özel B Hastanesinde çalışan 70 personelden veri toplanmıştır. Anket formunda "İyilik Hali Değerlendirme Ölçeği" ve işe devam durumuna yönelik ifadeler ve demografik sorular yer almaktadır. Verilerin analizi için IBM SPSS istatistik paket programı kullanılmıştır. Analizlerde tanımlayıcı istatistik analizi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi, Ki-Kare testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Sonuçlar p<0,05 önemlilik düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, sağlık sektöründe çalışan idari personelin iyilik hali ortalama puan değerinin 3,93 olduğu tespit edilmiştir. A Üniversite Hastanesi iyilik hali ortalama puan değeri 3,88, Özel B Hastanesi iyilik hali ortalama puan değeri ise 4,08'dir. Özel B Hastanesinde idari kadroda çalışan personelin iyilik hali düzeyleri A Üniversite Hastanesi idari kadrosunda yer alan personele göre daha yüksektir. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizine göre, hastanede çalışan idari personelin genel iyilik hali ile işe devam edememe durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmektedir.Öğe Dijitalleşme sürecindeki bir hastane çalışanlarının e-sağlık sistemlerinin hizmet sunumuna etkileri konusunda bilgi, tutum ve beklentilerinin incelenmesi(İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2020) Kaya, Hilal; Hayran, Osman ErolBu çalışmada Dünya'da ve ülkemizde yürütülen dijital (akıllı) hastane çalışmaları hakkında literatürden elde edilen bilgiler paylaşılmış, dijital hastane kavramının gelişim aşaması sağlık bilgi ve enformasyon sistemlerinin sağlık hizmet sunumu ile arasındaki ilişki incelenmiştir. Ülkemizde dijitalleşme sürecinde olan EMRAM-6 sertifikası almış bir hastanenin yönetici ve sağlık çalışanlarının kullanmış oldukları E-Sağlık Sistemleri hakkındaki bilgi, tutum ve beklentiler incelenmiş, literatür çalışması ile birlikte açıklanmıştır. Elde ettiğimiz verilerin analizi için IBM SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Analizlerde tanımlayıcı istatistik analizi ve Ki-kare testi uygulanmıştır. Sonuçlar p<0.05 önemlilik düzeyinde değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmada, dijital hastane modellerinin, sağlık bilişim sistemleri ile uyum içinde çalışmasıyla birlikte, sağlık profesyonellerinin, dijitalleşme sürecinde verimlilik ve kaliteyi benimsemesi kurumlarda olumlu sonuçlar oluşturduğu tespit edilmiştir.Öğe Ekonomik kalkınma ve işbirliği örgütü ülkelerinde bulaşıcı olmayan hastalıklar risk faktörlerinin GINI katsayısı ve sağlık düzeyi ile ilişkisi(Türkiye Klinikleri, 2021) Yiğit, Pakize; Yılmaz, Emre; Gedikli, Erman; Hayran, Osman ErolAmaç: Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü [Organization of Economic Development and Cooperation (OECD)] üyesi ülkelerin bulaşıcı olmayan hastalıklar risk faktörleri (BOHRF) ile sağlık düzeyleri ve gelir dağılımları arasındaki ilişkiyi incelemek, ülkelerin araştırılan değişkenlere göre konumunu ve performansını belirlemektir. Gereç ve Yöntemler: OECD üye ülkelerinin bulaşıcı olmayan hastalıklar risk faktörleri, doğumda beklenen yaşam süresi (DBYS), bebek ölüm hızı (BÖH) ve GINI katsayısı araştırmanın değişkenleridir. Bu veriler OECD, Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Bankası istatistiklerinden faydalanılarak elde edilmiştir. BOHRF değişkenleri ve sağlık düzeyi değişkenleri ile GINI katsayısı arasındaki ilişki, kanonik korelasyon analizi (KKA) ile incelenmiştir. Ayrıca, Türkiye’nin BOHRF ve sağlık statüsü değişkenlerine göre OECD ülkeleri arasındaki konumunu belirlemek için Çok Boyutlu Ölçekleme (ÇBÖ) ve MULTIMOORA yöntemleri kullanılmıştır. Bulgular: KKA sonuçlarına göre BOHRF sağlık düzeyindeki değişkenliğin %38,5’ini açıklamaktadır. Birinci kanonik fonksiyonda, BOHRF ile BÖH, GINI katsayısı ve DBYS arasında orta derece (-0,596, -0,498 ve 0,579 sırasıyla) anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p<0,001). İki boyutlu ÇBÖ modeline göre birbirine en çok benzeyen ülkelerin Almanya-Portekiz, en farklı ülkelerin ise Japonya-Meksika olduğu görülmüştür. Türkiye’ye en çok benzeyen ülkeler Meksika ve Şili’dir. MULTIMOORA sonuçlarına göre Finlandiya 1. Meksika sonuncu, Türkiye ise 34. ülke olarak sıralanmıştır. Sonuç: Ülkelerdeki BOHRF’nin fazlalığı ile sağlık düzeyi göstergeleri ve GINI katsayısı arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Çalışmada, incelenen değişkenlere göre Türkiye ile en fazla farklılaşan ülkeler MULTIMOORA sıralamasında üst sıralarda bulunan ülkelerdir. Bu farklılaşmanın, azaltılması ve sağlık statüsü göstergelerinin iyileştirilmesi için Türkiye’nin obezite ile mücadelede, tütün kullanımını azaltmada ve alkol tüketimini düşürmede etkin politikalar geliştirmesi gerekmektedir.Öğe Erkek üniversite öğrencilerinde nomofobi düzeyi ve etkileyen faktörler(Galenos Yayınevi, 2021) Özalp, Yunus Can; Kurnaz, Rıfat; Güler, Osman Murat; İnamlık, Melikşah; Berkmen, Sabahattin Mert; Ataç, Ömer; Hayran, Osman ErolAmaç: Bu çalışmanın amacı erkek üniversite öğrencilerinde nomofobi düzeyi ve nomofobiyi etkileyen faktörlerin incelenmesidir. Yöntem: Bu kesitsel çalışma, 241 erkek üniversite öğrencisine uygulanmıştır. Çalışma online anket yoluyla veri toplanmıştır. Anket formu sosyodemografik özelliklere yönelik sorular ve Nomofobi Ölçeği’nden (NMP-Q) oluşmaktadır. Bulgular: Araştırmaya katılanların %21,2’si sağlıkla ilgili,%42,3’ü sayısal,%36,5’i de sözel bir bölümde okumaktadır. Katılımcıların tamamı nomofobik olup %28,6’sı hafif, %57,3’ü orta, %14,1’i ise ağır nomofobiktir. %20,3’ü akıllı telefonlarını 5 saatin üzerinde kullanmakta ve telefonla geçirilen süre arttıkça nomofobi düzeyleri de artmaktadır. Not ortalaması arttıkça nomofobi düzeyi de azalmaktadır. Çok değişkenli analizde günde ortalama 5 saatin üzerinde telefon kullanılması, ayda ders dışı bitirilen kitap sayısının 4’ün altında olması, akademik not ortalamasının 3,00’ın altında olması, Youtube, Facebook, Twitter kullanılması ve yanında şarj aleti veya powerbank taşınması nomofobi puanını arttıran değişkenler olarak tespit edildi. Sonuç: Günlük hayatı kolaylaştırma amacıyla kullanılan akıllı telefonlar doğru kullanılmadığında nomofobi gibi çeşitli olumsuz durumlara neden olmaktadır. Bu cihazların sağladığı faydaların yanında içerdiği risklere karşı dikkatli olunmalıdır.Öğe Huzurevi ve yaşlı bakım rehabilitasyon merkezleri sağlık çalışanlarının iş yükü ve tükenmişlikleri arasındaki ilişki(İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2021) Azizoğlu, Fatma; Hayran, Osman ErolBu çalışmanın amacı, İstanbul ilinde Huzurevi ve Yaşlı Bakım Rehabilitasyon Merkezlerinde görevli sağlık çalışanlarının iş yükü ve tükenmişlikleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Amaç doğrultusunda Kişisel Bilgi Formu, Bireysel İş Yükü Algı Ölçeği, Maslach Tükenmişlik Ölçeğinden oluşan anket formu; Huzurevi ve Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde görev yapan toplam 777 sağlık çalışanına uygulanmıştır. Araştırma sonucunda Huzurevi ve Yaşlı Bakım Rehabilitasyon Merkezleri sağlık çalışanlarının çalışma ortamı bireysel iş yükü algılarının yüksek düzeyde olumlu olduğu, orta düzeyde duygusal tükenme yaşadıkları, düşük düzeyde duyarsızlaşma ve ortanın üzerinde kişisel başarı düzeyinde azalma yaşadıklarını sonucuna ulaşılmıştır. Bireysel iş yükü algısı boyutlarının duygusal tükenmeyi %20,3 düzeyinde, duyarsızlaşmayı %13,4 düzeyinde, kişisel başarıyı %18,1 düzeyinde ve toplam tükenmişliği %23,8 düzeyinde açıkladığı belirlenmiştir. Araştırma grubunun toplam tükenmişlik düzeylerini yönetici desteği, meslektaş desteği ve birim desteğinin azalttığı, çalışma ortamı iş yükünün ve mevcut işi sürdürme niyetinin ise toplam tükenmişliği olumsuz etkileyerek artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma da ayrıca yönetici desteği, birim desteği, çalışma ortamı iş yükü, mevcut işi sürdürme niyeti, yaş, diğer kurumda çalışıyor olmak ve ücreti yetersiz bulmanın toplam tükenmişliği %29 düzeyinde açıkladığı saptanmıştır. Bu değişkenlerden yönetici desteği, meslektaş desteği, birim desteği ve diğer kurumda çalışma durumunun toplam tükenmişliği azalttığı, çalışma ortamı iş yükü, mevcut işi sürdürme niyeti, 25-39 yaş arasındaki yaş gruplarında olma, ücreti yetersiz bulma durumunun ise toplam tükenmişlik düzeyini artırdığı sonucuna ulaşılmıştır.Öğe Medikal turizm politikası için sağlık hizmeti sunucularının perspektifi, ihtiyaçları ve beklentileri: Nitel bir inceleme(Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, 2022) Küçükali, Hüseyin; Palteki, Ayşe Seval; Dündar Ege, Şeyda; Hayran, Osman ErolMedikal turizm, küreselleşme sonucu artan insan hareketliliği, bilişim teknolojilerinin yaygın kullanımı gibi nedenlerle hızla gelişen bir sağlık sektörüdür. Toplumların yaşlanması, sağlık hizmeti maliyetlerinin hızla artması, hizmet almak isteyenler için söz konusu olan uzun bekleme süreleri gibi nedenlerle önemi artan medikal turizm konusunda Türkiye önemli bir destinasyon konumundadır. Halen Sağlık Bakanlığı sorumluluğunda yürütülen medikal turizm hizmetleri için çok sayıda yetkilendirilmiş sağlık kurumu hizmet vermekte, çeşitli ülkelerle ikili anlaşmalar bulunmaktadır. Ne var ki bu konuda henüz bir devlet politikası bulunmamakta, ancak sorunlar ve ihtiyaçlar gündeme geldiğinde bazı düzenlemeler yapılmaktadır. Bu araştırmanın amacı, Türkiye’de ulusal medikal turizmi politikasına yol gösterici olabilmek için bu alanda faaliyet gösteren hizmet sunucularının bakış açılarını, mevcut duruma ilişkin değerlendirmelerini incelemek, ihtiyaç ve beklentilerini tespit etmektir. Bu nitel araştırmada medikal turizm hizmeti sunan kurumlardan 10 yönetici ile yapılan derinlemesine görüşme bulgularına göre, Türkiye’nin bu alanda çok sayıda güçlü yanlarının bulunduğu, çeşitli fırsatlarla karşı karşıya olduğu, ancak, politika ve uygulama eksiklikleri nedeniyle çeşitli sorunların ve tehditlerin de söz konusu olduğu görülmektedir. Özellikle Türkiye’nin coğrafi konumu, nitelikli sağlık insan gücü ve gelişmiş sağlık alt yapısından kaynaklanan güçlü yanlarından etkili biçimde yararlanabilmek için konuya ilişkin yasal boşlukların giderilmesi, medikal turizm hizmetlerinin iyi koordine edilerek denetlenmesi, gerçekçi politikalar oluşturulması gerekliliği ön plana çıkmaktadır.Öğe Medikal turizmde yönetsel sorunlar(İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2015) Dündar Ege, Şeyda; Hayran, Osman ErolMedikal Turizm, tüm dünyada, hızla gelişmekte olan bir sektör olup, hızlı gelişme, birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Dünyada birçok ülke konunun önemini anlamış ve sağlık yönetimine medikal turizm çalışmalarını da ekleyerek dünyada bu konuda iddialı duruma gelmişlerdir. Ülkemizde de medikal turizm çalışmaları ve düzenlemeleri başlamış olup, Sağlık Bakanlığı hedefleri içinde medikal turizm sektörü yer almaya başlamıştır. Sektör hem gelir getirici bir kaynak, hem de kaliteyi yükseltici bir faktör olarak rol oynamaktadır. Böylesine önemli bir sektörün en önemli aktörü durumundaki hizmet sağlayıcı kurumlar olarak hastaneler, medikal turizm sektörünün en önemli paydası konumundadır. Ülkemizde de artık Sağlık Bakanlığı hedefleri içinde yer alan söz konusu sektör; son yıllarda ciddi gelişme kaydetmiş bulunmaktadır. Bu araştırma, İstanbul ilinde, Sağlık Bakanlığı tarafından, medikal turizmde öncelikli olarak kabul edilmiş kamu, özel sektör ve üniversite hastanelerinde yönetsel sorunları incelemek ve olası çözüm önerileri getirmek için yapılmıştır. Araştırma sırasında hastalarla ilgili çeşitli değişkenler de araştırılarak, organizasyondaki sorunlarla hastaların profili de karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Hastanelerin medikal turizmde hizmet sundukları hasta sayıları ve buna bağlı olarak bu hizmeti verebilmek için nasıl bir organizasyon yapısıyla hizmet verdikleri araştırılmış ve birçok açıdan sorunlar tek tek ele alınmıştır. Hastanelerin medikal turizm için ayrı bir birim oluşturup oluşturmadığı incelenmiş ve bu birimlerin ne derece yeterli olduğu ile birlikte olası çözüm önerileri değerlendirmeye sunulmuştur.Öğe Mülteci ve yerleşik ergenlerde depresyona yatkınlık ve algılanan sosyal destek düzeyleri(2018) Ataç, Ömer; Akbay, Hilal; Dobral, Arzu; Demir, Sena; Ateş, Büşra Sultan; Ahmedzai, Sayfullah; Hayran, Osman ErolAmaç: Bu çalışma, İstanbul ili Bağcılar ilçesindeki ortaokul ve liselerde okuyan yerleşik ve mülteci öğrencilerin depresyona yatkınlığının belirlenmesi ve algılanan sosyal destek düzeylerinin karşılaştırılması amacıyla yapılmış kesitsel bir araştırmadır. Gereç ve Yöntemler: Çalışmamıza bir ortaokul, iki lise ve bir geçici eğitim merkezinde eğitim görmekte olan toplam 563 öğrenci (277 yerleşik ve 286 mülteci) dahil edildi. Bu öğrencilere Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği (ÇDÖ) ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) uygulandı. Bulgular: Mülteci ve yerleşik öğrenciler depresif belirti varlığı açısından karşılaştırıldığında, mültecilerin %30,4’ünde, yerleşiklerin ise %17,3’ünde depresif belirtiler tespit edildi ve aradaki fark anlamlı idi (p<0,001). Mülteci grupta cinsiyete göre bir karşılaştırma yapıldığında erkeklerin %38,9’unda, kızlarınsa %25,3’ünde depresif belirti vardı (p=0,015). İki grup arasında ÇBASDÖ ortalaması bakımından istatistiksel açıdan anlamlı fark saptanmadı (p=0,073). ÇDÖ sonuçları mülteciler için okul türüne göre karşılaştırıldığında MEB okullarında okuyanların %19,5’inde, GEM’de okuyanlarınsa %34,1’inde depresif belirti vardı ve aradaki fark istatistiksel açıdan anlamlıydı (p=0.019). Tartışma ve Sonuç: Çalışmamızda mülteci öğrencilerde depresif belirti varlığı yerleşiklere göre önemli düzeyde yüksek çıkmıştır. İki grup arasında ÇBASDÖ düzeyleri açısından anlamlı fark bulunmamakla beraber ÇBASDÖ alt gruplarından Aile ve Arkadaş ortalamaları açısından anlamlı fark mevcuttur. Bunlar yerleşik öğrencilerde daha yüksek bulunmuştur.Öğe Sağlık hizmeti sunan kuruluşların kurumsal sağlık okuryazarlığı ile hizmet sundukları kişilerin sağlık okuryazarlığı ve hasta memnuniyet düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi(İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2018) Özer, Orhan; Hayran, Osman Erolİstanbul'da yer alan bir grup hastanede kurumsal sağlık okuryazarlık durumunu incelemek, bu amaçla kullanılan bir ölçeğin Türkçe uyarlamasını yapmak, hastanelerde yatan hastaların sağlık okuryazarlık ve hasta memnuniyeti ile kurumsal okuryazarlık ilişkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel türdeki bu çalışmada, İstanbul'da faaliyet gösteren 10 Devlet, 10 Üniversite ve 10 Özel Hastanenin telefon iletişim sistemi, web sayfaları ve fizik yapılarının genel görünümü kullanıcı dostu olma ve okuryazarlık durumu açısından incelenmiştir. Bu hastanelerin her birinden 6 olmak üzere toplam 180 yöneticiye kurumsal sağlık okuryazarlık değerlendirme amaçlı HLHO-10 anketinin Türkçe uyarlaması uygulanmıştır. Araştırma grubundaki hastaneler arasından seçilen 1 Devlet, 1 Üniversite ve 1 Özel Hastanede yatarak tedavi görmüş kişilere (n=1459) REALM bireysel sağlık okuryazarlık testi ve hasta memnuniyet anketi uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS veri tabanına girilerek istatistik analizler yapılmıştır. Türkçe uyarlaması yapılan HLHO-10 anketinin kapsam geçerliliği, iç tutarlılık açısından yeterli olduğu (Cronbach Alfa=0.916) ve özellikle özel hastaneler için kullanıma çok uygun olduğu görülmüştür. Üniversite hastanesinde yatanlarda (n=491) bireysel sağlık okuryazarlık ve hasta memnuniyet düzeyinin istatistiksel açıdan önemli şekilde yüksek (p<0.001), Devlet hastanesinde yatanlarda (n=482) ise düşük olduğu, Üniversite hastanesindeki yüksek hasta memnuniyetinin, gelişmiş kurumsal sağlık okuryazarlığı ile yakından ilişkili olduğu saptanmıştır. Tüm hastanelerde kurumsal sağlık okuryazarlığın hizmetlere "Erişim imkanı" bileşenine yöneticiler tarafından çok önem verildiği, "Medya çeşitliliği" ve "Katılımcılık" konularının ise en az önemsenen konular olduğu görülmüştür. Sonuç olarak HLHO-10 anketinin Türkçe uyarlaması özellikle özel hastaneler için kurumsal sağlık okuryazarlığını değerlendirmek amacıyla kullanıma uygun bir yöntemdir. Kurumsal sağlık okuryazarlığının hasta memnuniyeti üzerinde olumlu bir etkisi bulunmaktadır.Öğe Sağlık kurumlarında liderlik kavramının çalışan motivasyonu üzerindeki etkileri: Bir tıp merkezi ile bir zincir hastanede uygulanan bir alan araştırması(İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2021) Şeker, Tuğba Nur; Hayran, Osman ErolLiderlik, motivasyon ile ilişkili bir kavramdır. Yöneticinin sahip olduğu liderlik vasfının iderlik motivasyon üzerinde etkisi bulunmaktadır. Bu çalışmada, liderlik davranışları ve motivasyon kavramı ele alınmış ve bu kavramların üzerinde de çalışılmıştır. Çalışmanın amacı, sağlık kurumlarında farklı liderlik yaklaşımlarının çalışan motivasyonu üzerindeki etkisinin incelenmesidir . Liderlik davranışları demokratik lider, otokratik lider, tam serbeslik sağlayan lider, bilgilendirici lider olmak üzere dört alt boyutta ele alınmıştır. Çalışmada temel olarak liderlik davranışları ve motivasyon düzeyleri belirlenmeye, demografik özelliklere göre, çalışanların motivasyonu ve yöneticilerinin liderlik davranışları algılamaya ve değerlendirmeye, bu kavramlar arasındaki ilişkiler tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma sonunda hepsi aynı düzeyde olmamakla birlikte liderlik ile çalışanların motivasyon düzeyleri arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur.Öğe Sağlık kurumlarındaki sağlık çalışanlarında iş doyumunun incelenmesi(İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2015) Eroğlu, Buse; Hayran, Osman ErolAraştırma İstanbul ilindeki Eyüp Devlet Hastanesi ve Şanlıurfa ilindeki Viranşehir Devlet Hastanesi'nde çalışan sağlık personelinin, iş doyum düzeylerini ve iş doyum düzeylerini etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla, kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırma kapsamına, her iki hastanede çalışan 440 sağlık personelinden, anket uygulamasını kabul eden 314 sağlık personeli alınmıştır (katılım: %71.4).Veriler Kişisel Bilgi Formu, Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılarak toplanmış, SPSS 18.0 paket programında değerlendirilmiştir. Araştırmada iş doyumu puan ortalaması yönünden arasında önemli farkın bulunduğu faktörlerin; meslek, çalışılan birim, meslek seçimi, mesleğin kişiye uygunluk durumu, çocuğu dışında bakmakla yükümlü olduğu kimsesinin olması, çalıştığı kurumun kişisel bilgi, beceri ve yetenekleri geliştirici olanaklar sağlama durumu, çalışma nedeni ve gelir düzeyi olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda iki hastane arasında farkın istatiksel olarak önemli olduğu faktörlerin; yaş, meslek, bölüm, çalışma nedeni, meslek seçimi ve gelir düzeyi olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar ışığında; sağlık personelinin iş doyumunu dolayısıyla hizmetin etkinliğini artırmak amacıyla, yöneticilere ve iş doyumu ile ilgili çalışma yapacak olan araştırmacılara yardımcı olabilecek öneriler getirilmiştir.Öğe The influence of the education provided to family caregivers on bedridden patients and caregivers: A randomized controlled study(2019) Öğür, Züleyha; Gözüm, Sebahat; Taş, Erdoğan; Yalçındağ, Nurcan; Alpak, Mehtap; Hayran, Osman ErolObjective: This study was conducted with the aim of investigating the influence of the education provided to the caregivers of bedridden patients in accordance with the Ausubel’s expository teaching strategy on the patients and the caregivers. Material and Methods: The randomized controlled intervention study included 132 patients (66 males and 66 females) in intervention group and 132 patients in control group and their family caregivers. In the first stage, the healthcare professionals for home care were given en education. In the second stage, 20-hour training intervention was carried out as expository within the frame of requirements determined for family caregivers. The control group was included in the routine program within the scope of home care service. The efficiency of these interventions was evaluated by using knowledge test of bedridden patient care, Zarit burden interview, inventory on evaluation of care provided by family members, pressure sore risk definition form (Braden Scale), and geriatric depression scale (GDS). Results: Intervention and control groups were found to be similar with regard to the parameters measured in pre-test. It was determined that after the training intervention, the caregivers had an increased knowledge level of bedridden patient care (p<0,001), their care burden significantly decreased (p<0.001), the efficiency of care provided by the family members was significant in favor of the interventiongroup (p<0.05),risk level of pressure sores of the patients was lower in the intervention group compared to control group (p<0.05), the median value of geriatric depression in bedridden patients decreased from 18 to 15 in intervention group, and their depression symptoms decreased (p<0.05).Conclusion: The education given as expository to family caregivers of bedridden patients was effective in increasing the caregiving competence, reducing the care burden, increasing the caregiving knowledge level, reducing the pressure risk and decreasing depression level of the patients.Öğe Türkiye'de son dönem sağlık harcamalarının dağılımı ve temel sağlık göstergeleri ile ilişkisi(İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2015) Koca, Rümeysa; Hayran, Osman ErolBireylerin yaşamlarını mutlu olarak sürdürebilmelerindeki en önemli etken "sağlıklı olma"dır. Sag?lıg?ın bozulması durumunda tedavi olmak amacıyla sağlık hizmetlerinden yararlanılır. Bu yüzden sag?lık harcamaları için ülkelerin bu?tc?elerinden ayırdıkları pay çok önemlidir. Bu harcamalar gu?nu?mu?zde kamu sektörü, o?zel sekto?r ve cepten harcamalar olarak gerc?ekles?tirilir. Bu çalışmada Tu?rkiye'nin sag?lık sistemi hakkında bilgi verilmis?, 2002-2012 yılları arasında Tu?rkiye'nin GSYI?H'sı ile, Tu?rkiye'nin temel sag?lık go?stergelerindeki deg?is?imler olarak doğumda yaşam beklentisi, bebek ölüm hızı, anne ölüm oranı, nüfusa düşen hasta yatağı sayısı, nüfusa düşen sağlık personeli sayısı, kişi başına düşen doktora başvuru oranı gibi göstergeler kullanılmıs?, İsveç, Meksika ve OECD Ülkeleri ortalama değerleri ile kıyaslamalar yapılmıştır. Bu aras?tırmaların sonucunda Dog?umda Yas?am Beklentisi ile GSYI?H arasında pozitif yo?nlu? bir ilis?kinin oldug?u belirlenirken, Bebek Ölu?m Hızı ve Anne Ölu?m Oranı arasında negatif yo?nlu? bir ilis?kinin oldug?u ortaya konmus?tur.Öğe Üniversite öğrencilerinde sağlık okuryazarlığı ve yaşam kalitesinin incelenmesi(İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2017) Akcilek, Esra; Hayran, Osman ErolBu araştırma Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri ve Sosyal Bilimler alanında öğrenim gören 1.sınıf öğrencilerinin sağlık okuryazarlığı düzeyinin ve yaşam kalitesinin belirlenmesi ve bu iki değişken arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma kapsamına 2015-2016 eğitim ve öğretim yılı İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi ve Hukuk Fakültesi birinci sınıf öğrencilerinden anket uygulamasını kabul eden 830 öğrenci alınmıştır. Veriler anket uygulanarak toplanmış, anket formunda sosyodemografik özelliklere ilişkin sorular ile Avrupa Sağlık Okuryazarlığı Anketi ve SF-12 Yaşam Kalitesi Ölçeği yer almıştır. Verilerin analizi IBM SPSS Statistics 20 programı yardımı ile yapılmış ve analizlerde bağımsız gruplar için t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Ki-Kare testi ve Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Sonuçlar p<0.05 önemlilık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırmada tüm öğrencilerin %47'sinin sınırlı (sorunlu) sağlık okuryazarı olduğu ve öğrencilerin genel sağlık okuryazarlığı puanının eğitim gördükleri alan ve cinsiyete göre istatistiksel olarak önemli farklılıklar gösterdiği; Sağlık Bilimleri öğrencilerinin Sosyal Bilimler öğrencilerinden, kadınların erkeklerden daha yüksek puan aldığı; ancak genel sağlık okuryazarlığı puanının yaş, beden kitle indeksi ve sağlık sorunu olma durumuna göre istatistiksel olarak farklılık göstermediği görülmüştür. Yaşam kalitesi fiziksel bileşen boyutunun (PCS) sağlık sorunu olma durumuna göre istatistiksel olarak farklılaştığı; sağlık sorunu olmayanların fiziksel bileşen boyutu puanının sağlık sorunu olanlara göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Yaşam kalitesi mental bileşen boyutunun (MCS) ise cinsiyete göre istatistiksel olarak önemli farklılık gösterdiği; erkeklerin kadınlara göre daha yüksek puan aldığı saptanmıştır. Hem Sağlık Bilimleri hem de Sosyal Bilimler alanındaki öğrenciler için sağlık okuryazarlığı ile yaşam kalitesi arasında pozitif yönde zayıf ilişki bulunmuştur.











