Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Erdem, Nihal Zekiye" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 20 / 43
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Adolesan bireylerde diyet kalitesinin sağlıklı yeme indeksi ile değerlendirilmesi
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2016) Özmen, Hüseyin Feyzi; Erdem, Nihal Zekiye
    İstanbul ili Sultangazi ilçesinde yer alan 2 ortaokul ve 3 lisede gerçekleştirilen bu çalışmada adolesan bireylerin diyet kalitesinin Sağlıklı Yeme İndeksine göre (Health Eating Index-2010 / HEI-2010) değerlendirmek maçlanmıştır. Anket aracılığıyla bireylerin genel özellikleri, sağlık bilgileri, beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite durumları belirlenmiş, 24 saatlik geriye dönük besin tüketim kayıt yöntemi ile besin tüketim kayıtları alınmıştır. Toplam Sağlıklı Yeme İndeksi (SYİ) puanını saptamak için besin tüketim kayıtlarından SYİ'yi oluşturan 12 komponentin her biri kendi standardına göre hesaplanmıştır. Toplam diyet kalitesi 50 puan ve altında olanlar kötü, 51-80 puan arasında olanlar geliştirilmesi gereken diyet kalitesi kategorisinde yer almış, bireylerde 80 üzeri puanla iyi diyet kalitesine rastlanmamıştır. Katılımcılarda %77.9 oranında kötü diyet kalitesi belirlenirken; ortalama 40.6+11.5 SYİ puanı saptanmıştır. Puanlar cinsiyete göre değişiklik göstermemiş, yaşla birlikte azalmıştır. Kızlarda toplam meyve, tam meyve, toplam sebze, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve kurubaklagiller ile rafine tahıllar komponent puanları daha yüksek bulunurken erkeklerde ise toplam protein yiyecekleri, deniz ürünleri ve bitki proteinleri, yağ asitleri ve boş enerji kaynakları komponent puanları yüksek bulunmuştur. Bireylerin genel özellikleri, sağlık bilgileri, beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite durumları diyet kalitesinde belirleyici olmasa da, her iki SYİ kategorisinde adolesan beslenmesinde önemli besin ögesi alımlarının çoğu farklı bulunmuştur. Son zamanlarda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde toplum beslenmesini yayınlanan rehberlere uyum açısından değerlendirmek ve zaman içerisindeki seyrini izlemek için SYİ gibi toplam diyet kalitesini ölçen basit indekslerin geliştirildiği düşünüldüğünde, ülkemiz için de toplam diyet kalitesini saptayan basit ve özgün bir indeks beslenme politikalarının geliştirilmesinde ve etkinliğinin belirlenmesinde yol gösterici olacaktır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Ağırlık yönetiminde Omega-3 çoklu doymamış yağ asitlerinin rolü
    (Türkiye Diyetisyenler Derneği, 2021) Atan, Ramazan Mert; Erdem, Nihal Zekiye
    Obezite; vücutta anormal veya aşırı yağ birikimi olarak tanımlanır ve pandemik bir hastalık olarak kabul edilir. Birçokmetabolik hastalığın oluşmasına neden olan obezite, aynı zamanda ülkelerin sağlık maliyetlerini de ciddi düzeylerdeartırmaktadır. Bütüncül olarak yaklaşıldığında kalıcı tedavi çözümlerinin elzem olduğu görülmektedir. Tıbbi beslenmetedavisi, egzersiz ve davranış değişikliği kombinasyonunun en etkili tedavi yöntemi olduğu bilinmektedir. Bu yöntemlereek olarak omega-3 çoklu doymamış yağ asitlerinin vücut ağırlık kaybı üzerinde etkili olabileceği düşünülmektedir.Linoleik asit ve ?-linolenik asit sentezi insan vücudunda gerçekleştirilemediği için besinler ile alınması gereklidir.Özellikle eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA) gibi omega-3 çoklu doymamış yağ asitlerinin, farklımetabolik değişiklikler yoluyla vücut ağırlık kaybı üzerinde etkili olabileceği belirtilmektedir. Ancak, yapılan araştırmalarincelendiğinde omega-3 çoklu doymamış yağ asitlerinin bu etkileri belirsizliğini korumaktadır. Bu derleme yazının amacı;vücut ağırlık yönetiminde omega-3 çoklu doymamış yağ asitlerinin rolü ve önerilen etki mekanizmaları hakkında literatürdeyer alan güncel bilgilerin sunulmasıdır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Assessment of diet quality of adolescents by healthy eating index
    (Springer, 2018) Özmen, Funda; Erdem, Nihal Zekiye
    [Abstract Not Available]
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Bariatrik cerrahi hastalarında tat alma ve besin tüketimindeki değişikliklerin vücut ağırlığına etkisi
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2015) Öner, Canel; Erdem, Nihal Zekiye
    Bu çalışmada laparoskopik ayarlanabilir gastrik bant (LAGB) uygulanan olgularda tat duyu değişiklikleri ve kilo kaybını sağlamadaki etkinliği araştırıldı. Haziran 2006 ile Ocak 2012 tarihleri arasında, bariatrik cerrahi uygulanan 115 morbid obez hasta prospektif olarak çalışmaya dahil edildi. Boy, ağırlık, beden kitle indeksi, ağırlık kaybı, ağırlık kaybı oranı, bel-kalça çevresi ölçümleri yapıldı ve nütrisyonel risk indeksi hesaplandı. Hastalar LAGB sonrası düzenli olarak takip edilerek, LAGB öncesi ölçümleri, LAGB sonrası altıncı ay, birinci yıl ve üçüncü yıl ölçümleri ile karşılaştırıldı. Tat değişikliğinin ölçülmesi için hastalara Tenessee Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin 23 soruluk anketi (EK.1) uygulandı. Hastaların antropometrik ölçümlerinin dönemler arasında farklılık oluşturduğu görüldü (P<0,05). Ameliyat sonrası altıncı ay, birinci yıl ve üçüncü yıl hastaların sırasıyla %63'ü, %58,3'ü, %34,5'i, sonrası tatlı yiyeceklerin tadında artış hissettiğini bildirdi (P=0,030). LAGB'den bir yıl sonra, yiyecek ve içeceklerin tadında herhangi bir değişiklik hisseden hastaların ortalama vücut ağırlığı 89,57±20,04 kg, herhangi bir değişiklik hissetmeyen hastaların vücut ağırlık ortalaması 102,62±16,77 kg olarak bulundu (P=0,043). Tat duyusundaki değişikliklerin, LAGB uygulanan hastalarda belirgin kilo kaybı sağlamada önemli rol oynadığı tespit edildi. Tat duyusu değişikliklerinin kilo kaybını sağlamadaki önemi, yapılacak yeni çalışmalarla daha da iyi anlaşılacaktır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Bariatrik cerrahi öncesi uygulanan proteinden zengin diyetin ağırlık kaybına, klinik sonuçlara ve karaciğer yağlanması üzerine etkisi
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2017) Özelgün, Demet; Erdem, Nihal Zekiye
    Bu çalışmada, bariatrik cerrahi ameliyatı geçirecek hastalara ameliyat öncesinde uygulanacak düşük kalorili, proteinden zengin diyetin antropometrik ölçümlere, klinik sonuçlara ve karaciğer yağlanması üzerine olan etkinliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu araştırma, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ve Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı'nda yapılmıştır. Araştırmaya 18-65 yaş arası gönüllü otuz morbid obez hasta alınmıştır. Ameliyat öncesi (preop) on beş gün süreyle, on beş hastaya düşük kalorili proteinden zengin diyet (DKPZD), on beş hastaya ise Akdeniz Diyeti (AD) uygulanmıştır. Hastaların demografik bilgileri, tıbbi öyküleri, biyokimyasal bulguları, antropometrik ölçümleri, beslenme ve uyku kaliteleri değerlendirilip hasta izleme formuna kaydedilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Çalışmamızda, her iki diyet öncesinde hastaların ağırlıkları 125,3 - 135 kg ve BKİ'leri 47,8 - 49,7 kg/m2 olarak saptanmıştır. Uygulanan DKPZD sonrasında 7,3 ± 2,3 kg, AD sonrasında ise 3,4 ± 0,8 kg ağırlık kaybı olduğu belirlenlenmiştir. Beden Kütle İndeksi (BKİ) DKPZD grubunda 2,8 ± 0,8 birim azalırken, AD grubunda ise 1,3 ± 0,3 birim azaldığı hesaplanmıştır (p ? 0.05). Her iki diyet grubunda total kolesterol, LDL ve HDL değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı düşüşler saptanmıştır (p ? 0.05). Karaciğer boyutunda, DKPZD grubunda %5,5 düşüş görülmüştür (p ? 0.05). Çalışmamızın sonucunda, bariatrik cerrahi ameliyatı geçirecek hastaların preop dönemde düşük kalorili, proteinden zengin diyet ile ameliyata hazırlanması gerektiği kanısına varılmıştır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Bariatrik cerrahi sonrası hastaların beslenme kalitelerinin uzun dönemde klinik ve antropometrik ölçümlere etkisi
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2015) Yurdakul, Cansu; Erdem, Nihal Zekiye
    Bu çalışma bariatrik cerrahi sonrası takip edilen hastaların uzun dönemde beslenme kaliteleri, klinik bulguları ve antropometrik ölçüm sonuçlarını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma Eylül 2006 - Ocak 2012 tarihleri arasında Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde LAGB uygulanan 115 morbid obez olgu üzerinde prospektif klinik çalışma olarak yürütülmüştür. Araştırmaya alınan hastaların preoperatif ve postoperatif 6.ay, 1.yıl ve 3.yılda beslenme kaliteleri, klinik bulguları ve antropometrik ölçümleri değerlendirilmiştir. İstatistiksel anlamlılık için Friedman Test, Cochran's Q test kullanılmış olup, p < 0,05 anlamlı kabul edilmiştir. Bulgularımızda, beslenme kalitesinin postop 6.aydan 3.yıla kadar p=0,000 düzeyinde anlamlı olduğu; preop dönemde normalin üzerinde olan antropometrik ölçümlerin ise postop 3.yılın sonunda normal değerlere gelerek anlamlı bulunduğu saptanmıştır (p=0,000, p=0,007). Klinik bulguların tümünün preop ve postop dönemde normal aralıklarda olup açlık kan şekeri, kreatinin, ürik asit, albümin, trigliserit, HDL , SGOT, SGPT, ALP , GGT , billirubin, WBC, lenfosit yüzdesi, PLT , hemoglobin, TSH, ST4, parathormon, prolaktin, insülin, ferritin ve C3 düzeylerindeki değişimin dönemler arasında anlamlı olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, LAGB uygulanan ve uzun dönemde takip edilen hastaların beslenme kalitesi, klinik bulguları ve antropometrik ölçümlerinde, preop döneme göre anlamlı düzelmeler saptanmıştır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Bariyatrik cerrahi sonrası hastaların atıştırma davranışlarının ve duygusal yeme durumlarının biyokimyasal parametreler, komorbiditeler ve kilo kaybı üzerine etkileri
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2017) Avcı, Ceren; Erdem, Nihal Zekiye
    Çalışmanın amacı; bariyatrik cerrahi geçirmiş hastaların kan biyokimyasal parametrelerinin ve duygusal yeme durumunun değişimini, bariyatrik cerrahi sonrası hastaların atıştırma alışkanlıklarını tespit etmektir. Çalışmaya sleeve gastrektomi geçirmiş 95 kadın hasta katıldı. Atıştırma davranışları ile duygusal yeme durumu preoperatif ve postoperatif 3.ayda tüm hastalarda değerlendirildi. Preoperatif dönemdeki ağırlık, trigliserit, total kolesterol, lenfosit, ALT, açlık kan şekeri ve HbA1c değerleri ortalamalarının postoperatif 3.ayda azaldığı saptanmıştır. Postoperatif dönemdeki hemoglobin değerleri preoperatif dönemdeki değerlere göre daha yüksek bulunmuştur. Postoperatif dönemdeki duygusal yeme ölçeği puanları preoperatif döneme göre daha düşük olduğu gözlenmiştir. Preoperatif dönemdeki duygusal yeme ölçeği puanları ile albümin arasında anlamlı ilişki saptanmıştır. Preoperatif dönemde 34 hastanın atıştırma davranışı varken, postoperatif dönemde bu davranış gözlenmemiştir. Atıştırma davranışı olmayanların trigliserit değerleri, olanlara oranla daha yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak; sleeve gastrektomi ameliyatı yeme düzeninde büyük değişikliklere neden olmaktadır. Preoperatif dönemde, postoperatif dönemin beslenme düzeni hakkında bilgi verilmeli ve uygun ağırlık kaybı için multidisipliner ekipçe hastalar desteklenmelidir. Koşullar sağlandığında başarılı bir ameliyat sonrası süreç geçirilebileceği düşünülmektedir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Bariyatrik cerrahi sonrası oluşan komplikasyon: Mikro besin ögesi eksiklikleri: Geleneksel derleme
    (Türkiye Klinikleri Yayınevi, 2021) Atan, Ramazan Mert; Erdem, Nihal Zekiye
    Obezite, modern dünyanın karşı karşıya olduğu ciddi bir sağlık sorunudur ve son yıllarda görülme sıklığı endişe verici düzeyde artmıştır. Tedavi seçenekleri arasında diyet ve egzersiz gibi yaşam tarzı değişiklikleri ile farmakolojik ve cerrahi prosedürler yer almaktadır. Bariyatrik cerrahi, ileri derecede obez ve komorbiditeleri olan hastalara uygulanan yöntemdir. Cerrahi prosedürler genellikle; besin alımını kısıtlayıcı, malabsorptif ve hem besin alımını kısıtlayıcı hem de malabsorptif prosedürlerin kombinasyonu olarak sınıflandırılmaktadır. Cerrahiden sonra hastalarda mikro besin ögesi eksiklikleri gibi bazı komplikasyonlar meydana gelebilmektedir. Bu eksikliklerin oluşma nedenleri arasında hastaya ve cerrahi yönteme bağlı değişkenler bulunmaktadır. Hastaya bağlı değişkenler arasından özellikle bireye ve yapılan cerrahi işleme özel oluşturulmuş, beslenme programına uymama ve önerilen besin desteklerini kullanmama ön plana çıkarken, ameliyata bağlı değişkenler ise besin alımını kısıtlayıcı ve malabsorptif olan prosedürlere göre değişiklik göstermektedir. Bariyatrik cerrahi sonrasında en çok görülen mikro besin ögesi eksiklikleri arasında; tiamin, B12 vitamini, folat, demir, D, A ve K vitaminleri, çinko ve bakır bulunmaktadır. Ayrıca preoperatif dönemde bu mikro besin ögelerinin eksikliklerinin olması, postoperatif dönemde daha ciddi komplikasyonları meydana getirmektedir. Bariyatrik cerrahi sonucu görülen bu eksikliklerin yönetiminde, hastaların yaşam boyu takip edilmesi en önemli basamağı oluşturmaktadır. Özellikle hastaların, cerrahi sonrası önerilen besin desteklerine bağlı kalmaları ve tıbbi beslenme tedavisine yüksek düzeyde uyum göstermeleri gerekmektedir. Ek olarak, besin desteklerinden bazılarının birbirinin emilimini etkilemesinden dolayı uygun doz ve zaman ayarlamaları doğru bir biçimde yapılmalıdır. Bu derleme yazının amacı, bariyatrik cerrahi hastalarında postoperatif dönemde görülen mikro besin ögesi eksikliklerini tanımlamak ve bu eksikliklerin oluşmasındaki nedenler ile bunların önlenmesi hakkında literatürde yer alan güncel bilgilerin sunulmasıdır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Bariyatrik cerrahi sonrası uzun dönemde beslenme durumlarının beslenme kalitesine etkisi
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2020) Bayraktaroğlu, Emre; Erdem, Nihal Zekiye
    Obezite; birçok hastalık için yüksek risk taşımaktadır. Obezitenin tedavisinde diğer yöntemler yetersiz kaldığında ve gerekli koşullar sağlandığında bariyatrik cerrahiye başvurulmaktadır. Bariyatrik cerrahi sonrası beslenme kalitesinde değişiklikler olabilmekte ve bu değişimler beslenme durumunu etkileyebilmektedir. Bu çalışma; bariyatrik cerrahi geçirmiş 89 hastanın beslenme kalitesini ve beslenme durumunu belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bariyatrik cerrahi geçirmiş 18-65 yaş aralığındaki 53 kadın 36 erkek hastanın demografik bilgileri, klinik bulguları hastanenin kayıt sisteminden retrospektif olarak alınmıştır. Hastaların "Beslenme Kaliteleri'' ve "Yiyecek Tüketim Sıklığı'' ise prospektif olarak değerlendirilmiştir. Hastalar postoperatif (postop) 1. yıl, 2. yıl ve 3. yıl olarak gruplara ayrılarak SPSS 22 paket programı ile istatiksel olarak değerlendirilmiştir. Tüm hasta gruplarının günlük ortalama 1400,46 ± 602,47 kkal enerji ve 56,19 ± 25,15 gram protein aldıkları saptanmıştır. Hastaların beslenme kalitesi puanları; postop 1. yıl 20,97 ± 4,12, 2. yıl 20,93 ± 4,03 ve 3. yıl 22,24 ± 3,42 bulunmuştur, gruplar arası anlamlı bir fark bulunamamıştır (p> 0,05). Postop 1. yılda enerji, protein, su ve lif alımı ile beslenme kalitesi puanları arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu bulunmuştur (p< 0,05). Hastaların en çok pirinç / pilav ve ekmek tüketirken zorlandıkları görülürken, sebzeleri ve balığı en rahat tükettiği görülmüştür. Çalışmada, bariyatrik cerrahinin önemli ölçüde ağırlık kaybı sağladığı (43,82 ± 25,14 kg), erken dönemde beslenme durumu ile beslenme kalitesi arasında bir ilişki olduğu bulunmuştur.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Changes in quality of alimentation, anthropometric measurements, emotional and appetite status of bariatric surgery patients a retrospective cohort study
    (2024) Özenir, Çiler; Erdem, Nihal Zekiye; Kaçar, Mihrican; Yurt Öncel, Sevgi
    Introduction: Laparoscopic adjustable gastric band (LAGB) operation is one of the bariatric surgery methods used to treat extreme obesity. Objective: This study aimed to evaluate the changes in food tolerance, quality of alimentation, anthropometric measurements, and emotional and appetite status following LAGB. Materials and methods: A retrospective cohort study was conducted with 98 patients, 1 year had passed since LAGB. In this study, no sample selection method was used; all patients who met the inclusion criteria and volunteered participated. The questionnaire form included questions to determine the patients’ demographic information, anthropometric measurements, changing food consumption, pre- and post-operative meal consumption, appetite and emotional status. Quality of Alimentation (QA) reflects patients’ post-operative dietary satisfaction and tolerance. The QA Form was used to evaluate post-operative food tolerance. Results: The average age was 38.61±9.82 years, and the mean QA score was 15.59±4.81. The patients lost an average of 30.80±17.76 kg of body weight from pre-operative to post-operative 1st year, and the percentage of patients’ excessive body weight loss was found to be 54.37±26.42. It was determined that the foods that were most difficult to consume after the operation were red meat, white meat, bread, rice, pasta, and salad, respectively. Conclusions: This study uniquely evaluates food tolerance using the QA Form, offering insights into post-operative dietary challenges. LAGB effectively reduces appetite, promotes weight loss, and has a positive impact on patients’ emotional health.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Comparison of a pre-bariatric surgery very low-calorie ketogenic diet and the mediterranean diet effects on weight loss, metabolic parameters, and liver size reduction
    (Nature Research, 2022) Erdem, Nihal Zekiye; Özelgün, Demet; Taşkın, Halit Eren; Avşar, Fatih Mehmet
    This study compared the effects on weight as well as on metabolic parameters and liver size of a very low-calorie ketogenic diet versus a Mediterranean diet in patients with morbid obesity preparing to undergo bariatric surgery. This prospective comparison study evaluated patients 18–65 years of age who enrolled for bariatric surgery. Study duration was limited to an immediate preoperative period of 15 days. The very low-calorie ketogenic diet incorporated 10–12 kcal/kg/day of energy and 1–1.2 g/kg of protein using Kalibra (Societa Dietetica Medica) (VLCKD-SDM). The Mediterranean diet (MD) included 15–20% protein, 45–50% carbohydrate, and 25–35% fat. Changes in body mass index (BMI), liver size, and anthropometric and metabolic measurements were assessed. Between January 2016 and March 2017, of 45 patients enrolled, 30 completed the study (VLCKD-SDM, n = 15; MD, n = 15). Respective median BMI loss after VLCKD-SDM was 2.7 kg/m2 versus MD 1.4 kg/m2 (p < 0.05); median fat percentage reduction was 3.2 units versus 1.7 units (p < 0.05). Median liver size decreased 5.5% in the VLCKD-SDM group versus 1.7% in the MD group (p < 0.05). Median total cholesterol, and LDL levels decreased in both groups (p < 0.05), with greater relative decreases in the VLCKD-SDM group. Short-term preoperative diet-based weight loss in patients with morbid obesity preparing for bariatric surgery was significantly greater following a very low-calorie ketogenic diet versus a Mediterranean diet. The very low-calorie diet also significantly improved anthropometric and metabolic parameters and reduced preoperative liver size above that of the MD.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Conversion surgery for failed adjustable gastric banding: Outcomes with sleeve gastrectomy vs roux-en-y gastric bypass
    (Springer, 2018) Avşar, Fatih Mehmet; Sapmaz, Ali; Uluer, Ali; Erdem, Nihal Zekiye
    Laparoscopic adjustable gastric banding (LAGB) was once a preferred method of obesity treatment featuring a straightforward technique, removability, and good early results. In a significant proportion of patients, however, it was not a durable weight-loss procedure and has been associated with a high longer-term complication rate. The purpose of this study was to directly compare the results of conversion to laparoscopic Roux-en-Y gastric bypass (LRYGB) and laparoscopic sleeve gastrectomy (LSG) after failed LAGB. Post-LAGB complications and weight outcomes of conversion (absolute weight, excess weight loss [%EWL], total weight loss [%TWL]) to LSG vs LRYGB were retrospectively reviewed and statistically compared using Fisher's exact test and the independent samples t test. Over a 6-year period, 74/272 (27.2%) morbidly obese LAGB patients experienced marked complications requiring band removal. Forty-nine of these patients underwent conversion by LRYGB (n = 29) or LSG (n = 20). There was no statistically significant difference in complication rates between converted procedures and no significant difference in respective EWL and TWL (6-month EWL: LRYGB, 53.6% vs LSG, 51.3% and respective TWL, 22.8 vs 21.3%; 12-month EWL, 70.1 vs 56.1%; and TWL, 30.7 vs 23.2%; p > 0.05). All conversion patients were present at each time point. Outcomes for LSG vs LRYGB following failed LAGB were equally safe and effective.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Demans tanısı alan ve almayan yaşlı bireylerin serum folik asit, vitamin B12 düzeyleri ve beslenme durumlarının karşılaştırılması
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2018) Eker, Sümeyye; Erdem, Nihal Zekiye
    Bu çalışmada, demans tanısı alan ve almayan yaşlıların serum folik asit, vitamin B12 düzeyleri ve beslenme durumlarını karşılaştırmak amaçlanmıştır. Bu vitaminlerin eksiklikleri Demans için risk faktörü olarak görülmektedir. Yapılan bu çalışma Ağustos-Eylül 2017 tarihleri arasında İstanbul Darülaceze Müdürlüğü Kayışdağı Tesislerinde yaşayan 60 yaş ve üzeri, demans tanısı almış ve almamış olan her iki gruptan da 52 kadın ve 29 erkek olmak üzere toplam 162 yaşlı birey üzerinde yürütüldü. Bireylerin genel bilgileri, sağlık durumları, antropometrik ve biyokimyasal ölçümleri kurumun doktoru ve hemşireleri tarafından tutulan dosyalardan kaydedildi. Beş günlük besin tüketim kayıtları ile enteral ürün ve toz protein alım miktarları ise hastabakıcı veya hemşireler gözetiminde alındı. İstatistiksel değerlendirmede Student's-t independent, Ki-kare ve Pearson korelasyon Testi kullanıldı. Veriler SPSS 18.0 istatistik paket programında değerlendirildi. Demans olan bireylerin serum glukoz, folik asit, ALT, albümin, potasyum (p<0,05), vitamin B12, kolesterol, HDL ve LDL kolesterol, trigliserit, AST (p>0,05) değerleri demans olmayanlara göre daha düşük bulundu. Diyetle günlük protein, yağ, kolesterol, vitamin A, D, B1, B2, B6, B12, kalsiyum alımları demans olan grupta daha yüksek; karbonhidrat, diyet lifi, folik asit, demir, sodyum, magnezyum alımları daha düşük bulundu (p<0,05). Her iki grupta da vitamin B12'nin serum ve besin yoluyla alımları arasında negatif ilişki olduğu saptandı (p<0,05). Demanslılarda folik asidin besin yoluyla alımı ile serum düzeyleri arasında negatif ilişki varken, demans olmayanlarda pozitif ilişki olduğu saptandı (p>0,05). Sonuç olarak demanslıların serum folik asit ve vitamin B12 düzeyleri daha düşük bulunduğundan, bu bireylere takviye verilmelidir. Demanslı bireyler enteral ürün desteği aldığından beslenme durumları demans olmayanlarla paralellik göstermiştir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Demans tanısı alan ve almayan yaşlı bireylerin serum vitamin d düzeyleri ve beslenme durumlarının karşılaştırılması
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2018) Uğur, Halime; Erdem, Nihal Zekiye
    Bu araştırmada demans tanısı alan ve almayan yaşlı bireylerin serum vitamin D düzeyleri ve beslenme durumlarını karşılaştırmak amaçlandı. Vitamin D beyinde birçok mekanizmada rol oynamakta ve seviyesinin demans gibi nörolojik hastalıkların gelişimiyle yakından ilişkili olduğu düşünülmektedir. Yetersiz ve dengesiz beslenme vücutta birçok sistemi olumsuz etkilediğinden demans için önemli bir risk faktörü olarak görülmektedir. Bu kapsamda yapılan bu araştırma Ağustos-Eylül 2017 tarihleri arasında İstanbul Darülaceze Müdürlüğü Kayışdağı Tesislerinde yaşayan 60 yaş ve üzeri, demans tanısı almış ve almamış her iki gruptan da 49 kadın ve 26 erkek olmak üzere toplam 150 yaşlı birey üzerinde yürütüldü. Yaşlı bireylerin genel bilgileri, sağlık durumları, antropometrik ve biyokimyasal ölçümleri kurumun doktoru ve hemşireleri tarafından tutulan dosyalardan kaydedildi. Beş günlük besin tüketim kayıtları ile enteral ürün ve toz protein alım miktarları hastabakıcılar veya hemşireler gözetiminde alındı. İstatistiksel değerlendirmede Student's-t independent ve Ki-kare Testi kullanıldı. Veriler SPSS 18.0 istatistik paket programında değerlendirildi. Demans olan yaşlı bireylerin biyokimyasal ölçümlerinden serum glukoz, ALT, albümin, potasyum (p<0,05), vitamin D, serum kolesterol, HDL ve LDL kolesterol, trigliserit ve AST (p>0,05) değerleri demans olmayanlara göre daha düşük bulundu. Günlük ortalama protein, yağ, kolesterol, vitamin A, D, B1, B2, B6, B12 ve kalsiyum alımları demans olan grupta daha yüksek bulunurken; karbonhidrat, diyet lifi, folik asit, demir, sodyum ve magnezyum alımları daha düşük bulundu (p<0,05). Sonuç olarak demans olanların serum vitamin D düzeyleri daha düşük bulunduğundan, bu bireyler takviye kullanmalıdır. Demans olan yaşlı bireylerin beslenmeleri ise enteral ürünlerle desteklendiğinden beslenme durumları demans olmayanlarla benzerlik göstermiştir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Diyet magnezyum alımı ile uyku kalitesi ve yorgunluk arasındaki ilişki: Kesitsel çalışma
    (Türkiye Klinikleri Yayınevi, 2023) Adıgüzel, Aysel Ayça; Erdem, Nihal Zekiye; Koçak, Mehmet
    Amaç: Magnezyumun uyku ve yorgunluk ile ilgili konularda et- kili olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada, erişkin bireylerde diyet magnezyum alımı ile uyku kalitesi ve yorgunluk arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntemler: Bu kesitsel ça- lışma, Nisan-Mayıs 2021 tarihleri arasında 211 erişkin birey ile Google Forms çevrim içi platformunda gerçekleştirilmiştir. Uyku kalitesi ve yorgunluğu etkileyebilecek sağlık sorunlarına sahip olanlar dâhil edil- memiştir. Katılımcılara genel bilgiler, besin tüketim sıklığı ve miktarı formu, Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi ve Yorgunluk Değerlendirme Ölçeği’nden oluşan bir anket uygulanmıştır. Bulgular: Bireylerin yaş ortalaması 25,99±7,252 yıldır. Katılımcıların %71,6’sında magnezyum alımı yeterli iken %25,6’sında ise fazla magnezyum alımı mevcuttur. Magnezyum grupları arasında uyku kalitesi ve yorgunluk düzeyi açı- sından anlamlı bir fark saptanmamıştır. Yeterli ve fazla magnezyum alan gruplar arasında yalnızca eğitim durumu açısından anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). Yaş ile yorgunluk puanı arasında negatif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Uyku kalitesi kötüleştikçe yorgunluk düzeylerinin arttığı saptanmıştır (p<0,05). Badem tüketimi- nin artmasıyla uyku kalitesinin iyileştiği, kepekli ve tam buğday ekmek tüketiminin artmasıyla uyku kalitesinin kötüleştiği tespit edilmiştir. Kır- mızı ve yeşil mercimek, Antep fıstığı, muz ve tahin tüketiminin artma- sıyla yorgunluk seviyesinin azaldığı bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Magnezyum alımı ile uyku kalitesi ve yorgunluk arasında anlamlı bir fark bulunamamış olsa da spesifik olarak magnezyumdan zengin be- sinler ile hem uyku kalitesi hem de yorgunluk arasında anlamlı ilişki- ler olduğu saptanmıştır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Diyet magnezyum alımı ile uyku kalitesi ve yorgunluk arasındaki ilişkinin incelenmesi
    (İstanbul Medipol Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2022) Adıgüzel, Aysel Ayça; Erdem, Nihal Zekiye
    Magnezyum insan vücudu için birçok önemli fonksiyona sahip bir mineraldir. Uyku ve yorgunluk ile ilgili alanlarda da etkili olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı yetişkin bireylerde diyet magnezyum alımları ile uyku kalitesi ve yorgunluk arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma 18-65 yaş arasındaki 211 gönüllü bireyin katılımı ile Google Forms kullanılarak online bir platform üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya uyku kalitesi ve yorgunluğu etkileyebilecek sağlık sorunlarına sahip olan bireyler dahil edilmemiştir. Katılımcılara genel bilgiler, besin tüketim sıklığı ve miktarı formu, Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi ve Yorgunluk Değerlendirme Ölçeği olmak üzere toplamda dört bölümden oluşan bir anket uygulanmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 25,99±7,252 yıldır ve katılımcıların %77,7'sini üniversite mezunları oluşturmaktadır. Katılımcıların %2,8'i yetersiz magnezyum alımına sahipken %71,6'sı yeterli ve %25,6'sı ise fazla magnezyum alımına sahiptir. Magnezyum alım durumları ile cinsiyet, sağlık sorunu, fiziksel aktivite sıklığı ve vücut kütle indeksi (VKİ) sınıflandırması arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0,05). Eğitim durumu için yeterli ve fazla magnezyum alanlar arasındaki fark anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Magnezyum alım durumu ile uyku kalitesi ve yorgunluk arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır (p>0,05). Ancak magnezyumdan zengin besinlerin tüketim miktarları ile uyku kalitesi ve yorgunluk arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p<0,05). Badem tüketim miktarının artmasıyla uyku kalitesinin iyileştiği saptanmıştır (p<0,05). Kepekli ekmek ve tam buğday ekmeğinin tüketim miktarının artmasıyla ise uyku kalitesinin kötüleştiği bulunmuştur (p<0,05). Kırmızı ve yeşil mercimek, antep fıstığı, muz ve tahin tüketim miktarlarının artmasıyla yorgunluk seviyesinin azaldığı bulunmuştur (p<0,05). Magnezyumun uyku ve yorgunluk ile ilişkisinin incelendiği daha fazla prospektif randomize kontrollü çalışmaların yapılmasına ihtiyaç vardır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Effect of diets applied prior to bariatric surgery on gi tractus
    (Springer, 2018) Erdem, Nihal Zekiye; Özelgün, D.; Taşkın, Halit Eren; Avşar, Fatih Mehmet; Taşkın, Mustafa
    [Abstract Not Available]
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Effect of social network use and advertising on anthropometric status and dietary intake
    (Mattioli 1885, 2022) Erdem, Nihal Zekiye; Tarakçı, Nadide Gizem; Bayraktaro?lu, Emre
    Objective: The aim of this study was to examine the effects of social media use and advertisements on anthropometric status and nutrition in adults. In this randomized and cross-sectional study, 9918 adults aged between 18 and 65 years in 30 cities of Turkey were included. Method: Within the scope of the research, a questionnaire consisting of 40 questions in 4 sections was applied to the participants. The questions asked included socio-demographic information, anthropometric measurements, reliance on information about nutrition in social media and advertisements, changes in eating habits caused by social media and advertisements, information about nutrition, and 24-hour food consumption frequency. Results: Based on the findings of the study, internet and television are used more frequently to find out about nutrition than other mass media and social media platforms, and Instagram is the most popular social media platform to this end. People who use Instagram, books, and Pinterest have been found to have lower body weight, BMI, and carbohydrate, fat, and cholesterol intake. People who use Instagram, books, and Pinterest have been found to have lower body weight, BMI, and carbohydrate, fat, and cholesterol intake. While eating unhealthy foods upon being persuaded by marketing has a detrimental impact on body composition and health, learning about healthy nutrition from social media has been found to have a favorable impact. It has been observed that individuals who modified their eating habits after being persuaded by media coverage of nutrition issues had considerably lower weights, BMIs, and energy, protein, fat, and cholesterol intakes, while having higher fiber intake. It has been revealed that celebrities in commercials or social media advertising have no bearing on consumer decisions to buy products. Instead, consumers pay attention to cited sources in social media posts that discuss nutrition-related topics and seek out dietary advice from dietitians. Conclusion: It has been determined that social media and advertisements, fast and effective means of obtaining information, affect eating habits, purchasing behaviors, body compositions and health status of individuals. Hence, only dietitians should share on nutrition through social media and advertisements bearing ethical rules in mind and necessary inspections should be carried out by relevant institutions.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Effects of patients quality of alimentation on long-term clinical outcomes after laparoscopic adjustable gastric band: Prospective-cohort clinical study
    (Turkiye Klinikleri, 2023) Erdem, Nihal Zekiye; Avşar, Fatih Mehmet
    Objective: This study, it was aimed to investigate the effect of long-term QA, increasing by nutrition education given by a dietitian, on the clinic (anthropometric measurements and clinical findings) in patients with laparoscopic adjustable gastric band (LAGB) followed by a multidisciplinary team. Material and Methods: In this prospective-cohort clinical study, 93 patients after LAGB were followed by bariatric surgery (BS) team for 3 years. Preoperative; general health, comorbidities and nutritional status were evaluated. Demographic information, biochemical parameters and anthropometric measurements were recorded in the patient follow-up form. Preoperative and postoperative diet therapy was given by the dietitian. They were asked to comply with the postoperative follow-up schedules. With a valid and reliable QA form, general satisfaction for the foods consumed, daily main-intermediate meals, food tolerance, vomiting and regurgitation evaluated. The highest score, 27, indicated that QA was the best. Antropometric measurements, biochemical parameters and QA were evaluated. Results: At the end of the 3rd year with patients, it was determined that weight loss and excessive body weight loss rate increased (p[removed].
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Effects of patients' quality of alimentation on long term clinical and anthropometric measurements after bariatric surgery
    (Springer, 2016) Erdem, Nihal Zekiye; Yurdakul, Cüneyt; Anuk, Turgut; Avşar, Fatih Mehmet
    [Abstract Not Available]
  • «
  • 1 (current)
  • 2
  • 3
  • »

| İstanbul Medipol Üniversitesi | Kütüphane | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Kavacık, Göztepe Mah, Atatürk Cd. No:40, 34810 Beykoz, İstanbul, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim