Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Emekli, Neslin" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 7 / 7
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Antibiotic-derived approaches in cancer therapy: effectiveness of ikarugamycin in hexokinase-2 inhibition, tissue factor modulation, and metabolic regulation in breast cancer
    (2025) Akgül Obeidin, Serra Vildan; Şenol, Maşite Şehadet; Doğru Köseoğlu, Zeynep; Bayramoğlu, Feyza; Dişli, Sevgi; Yiğitbaşı, Türkan; Emekli, Neslin
    We aimed to explore the role of ikarugamycin (IKA) in breast cancer, its connection with hexokinase-2 (HK-2) repression, and tissue factor (TF). This study sought to extend the role of HK-2 as a TF activator in a comprehensive analysis of these interactions from the enzyme, gene, and protein levels. The investigation was performed with MDA-MB-231 and MCF-7 breast cancer lines. The oxidative stress index (OSI), lactate production, and HK activity were assessed using colorimetric assays. Western blot and quantitative PCR analyses were performed to determine HK-2 and TF expressions. Prothrombin time Tests additionally assessed the effect of IKA therapy on TF activation. Three over four significantly downregulated genes were identified after a specific analysis of the IKA’s effect on HK-2 and TF in breast cancer cell lines. In the IKA treatment group, lactate production was markedly reduced (P < 0.05) and hexokinase activity was found to be reduced in all groups (P < 0.05, <0.01). Paclitaxel cytotoxicity independently causes lower OSI in all IKA-treated groups as compared to controls even though OSI is elevated in IKA groups compared to control. Molecular analysis results demonstrated significantly downregulated HK-2 and TF expressions at the protein level (P < 0.05, P < 0.01). Partial thromboplastin time results also showed that IKA-treated cells had longer TF activation duration. A potential indirect association of HK-2 inhibition and TF regulation in breast cancer cells is put forward in this study by presenting IKA’s bioactivation of breast cancer in all gene, protein, and enzyme levels.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Bioactivity of hexokinase II inhibitor ikarugamycin and relation with tissue factor in breast cancer cell lines
    (2025) Akgül Obeidin, Vildan; Bayramoğlu, Feyza; Dişli, Sevgi; Emekli, Neslin
    Despite the understanding gained from scientific studies regarding Hexoki-nase II (HK2)’s involvement in cancer cell metabolism, there are no reports of directly inhibiting HK-2 enzyme to affect tissue factor (TF) activity in cancer cells. This study primarily investigates the complex mechanisms triggering ne-oplastic cell formation by examining the in vitro bioactivation of the Ikaruga-mycin (IKA) molecule, commonly used as an antibiotic. The IC50 values for MDA-MB-231 (TNBC) and MCF-7 (TPBC) cell lines are 24.1 µM and 19.25 µM, respectively. Furthermore, TF activation in breast cancer cell lines was demon-strated through Prothrombin Time (PT) analysis, showing that IKA effectively prolongs TF activation compared to Sodium Oxamate and Paclitaxel (Ptx), commonly used as a chemotherapeutic agent. Additionally, it was observed to be more effective in hormone-dependent MCF-7 breast cancer cell lines. Future studies should focus on investigating the changes in protein, enzyme, and gene levels of TF following treatment with IKA.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Çeşitli kanser tiplerinde serum oksidan, antioksidan ve nitrik oksid düzeylerinin değerlendirilmesi
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2020) Polat Bağrıyanık, Hazel; Emekli, Neslin
    Kanser, hücre çoğalmasını ve farklılaşmasını düzenleyen genlerdeki mutasyonlardan kaynaklanan, insidansı son yıllarda artan bir hastalıktır. Oksidatif stres, kanser de dahil olmak üzere kronik hastalıkların gelişiminde önemli bir faktör olarak görülmektedir. Çeşitli kanserlerde serum Total Antioksidan Seviyesi, Total Oksidan Seviyesi ve Nitrik Oksit düzeyi ile ilgili birçok çalışma yapılmış ve bu parametrelerin kanser hastaları için belirleyici faktörler olabileceği ileri sürülmüştür. Bu çalışmada kanserli hastalarda serum total antioksidan seviyesi, total oksidan seviyesi ve nitrik oksit seviyeleri değerlendirildi. Çalışmaya 22 akciğer kanseri (16 erkek, 6 kadın), 20 kolon kanseri (13 erkek, 7 kadın), 10 rektum kanseri (6 erkek, 4 kadın), 36 meme kanseri ve 12 multiple myelom (7 erkek, 5 kadın) tanısı alan ve kemoterapi gören toplam 100 hasta grubu ve 60 sağlıklı kontrol grubu (25 erkek, 35 kadın) bireyler dahil edildi. Serum total antioksidan seviyesi, total oksidan seviyesi ve nitrik oksit düzeyleri ölçüldü. Ayrıca, oksidatif stres indeksi hesaplandı. TAS değerleri yönünden kanser grubu ve kontrol grubu arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0.05). Akciğer, kolon, rektum, meme kanseri gruplarında, kontrol grubuna göre TOS değerleri kontrol grubuna göre anlamlı derecede artış göstermiştir (p<0.05). Kolon, rektum, meme kanseri gruplarında kontrol grubuna göre OSİ değerleri anlamlı derecede artış göstermiştir (p<0.05). Kolon ve multiple myelom kanseri gruplarında NO değerleri anlamlı derecede farklı bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak TAS, TOS, OSİ ve NO düzeylerinin kanserin teşhisi ve tedavisinde belirleyici faktörler olabileceği ancak bununla ilgili daha kapsamlı ve ileri düzeyde çalışmalara gereksinim olduğunu düşünmekteyiz.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Hippo yolağının aksolotl kol yenilenmesindeki rolü
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2021) Bay, Sadık; Emekli, Neslin
    Hippo yolağı farklılaşma, yenilenme, hücre göçü, organ büyümesi, apoptoz, hücre döngüsü gibi birçok hücresel olayda etkin rol oynamaktadır. Aksolotl canlılarda yenilenmeyi aydınlatmak için sık kullanılan bir modeldir. Bu çalışmada neotenik ve metamorfik aksolotlarda kol yenilenmesinde Hippo yolağında bulunan YAP ve LATS proteinlerinin durumu incelenmiştir. Çalışmada aksoltl kol yenilenmesinde metamorfik ve neotonik aksolotlarda kol hasarı yapılmış ve hasarın 10. gününde doku örnekleri toplanmıştır. Bu doku örneklerinde kantitatif gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (KGZ-PZR) ve immunohistokimya yapılmıştır. Gen inhibisyonu yapılan grupta ise, metamorfik ve neotonik hayvanlarda kol hasarının 10. gününde morfolino sistemi kullanılarak YAP ve LATS proteinlerinin inhibisyonu incelenmiştir. 6 gün beklenildikten sonra dokular izole edilip: KGZ-PZR, immunohistokimya ve proteomik çalışması ile sonuçlar değerlendirilmiştir. Kol hasarının 10. gününde, neotonik hayvanlarda YAP mRNA miktarı metamorfik hayvanlara göre 72 kat fazlayken, neotonik hayvanlarda LATS mRNA miktarı metamorfik hayvanlara göre 87 kat fazla olmuştur. Bu değerler hasarın 16. gününde neotonik hayvanlarda YAP mRNA miktarı metamorfik hayvanlara göre 227 kat fazlayken, neotonik hayvanlarda LATS mRNA miktarı metamorfik hayvanlara göre çok daha fazla artış (849 kat) göstermiştir. İnhibisyon yapılan metamorfik hayvanlarda, inhibisyon sonrası YAP ve LATS miktarları kontrol grubuna göre artmıştır. İnhibisyon yapılan neotonik hayvanlarda LATS inhibisyonu sonrası YAP ve LATS mRNA miktarları kontrol grubuna göre azalırken, YAP inhibisyonu sonrası YAP ve LATS mRNA miktarları kontrol grubuna göre artmıştır. İmmunohistokimya sonuçları ise pozitif hücreler sayılarak elde edilmiştir. Yenilenme tamamlanınca bilgisayarlı tomografi kullanılarak kemik fotoğrafları çekilmiştir. Proteomiks sonuçlarına göre neotonik hayvanda YAP inhibisyonu sonrası yara iyileşmesi proteinleri anlamlı artış göstermiştir. Sonuç olarak Hippo yolağı aksolotl kol yenilenmesinde elzem yolaklardan biri olmaya adaydır. Bu tez TÜBİTAK (1002 – 119Z976) tarafından desteklenmiştir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Miyokard infarktüsü geçirmiş hastalarda troponin I, nitrik oksit, total oksidan ve antioksidan seviyeleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2020) Çelik, Müyesser Rabia; Emekli, Neslin
    Miyokard İnfarktüs (MI), dünyada önemli ölüm nedenlerinden biri kabul edilen genetik ve çevresel etkenlerin yol açtığı, çoğunlukla ateroskleroz sebebiyle gelişen durumdur. Antioksidan enzim aktivitesinde azalma ile gelişen oksidatif stres ve endotel hücrelerinde vasküler homeostazın sağlanamadığı durumlarda gelişen endotelyal disfonksiyonun aterosklerotik plak oluşumuna neden olduğu yapılan çalışmalarla belirlenmiştir. Çalışmamızda 25 yaş ve üzeri, hastaneye başvurarak MI tanısı almış, yüksek Troponin-I seviyeleri ölçülen hastalarda, Total Antioksidan Seviyesi (TAS), Total Oksidan Seviyesi (TOS) ve Nitrik Oksit (NO) düzeyinin belirlenmesi planlanmıştır. Ayrıca bu seviyelerin KKH riski açısından incelenmesi ve metabolik etkilerinin gösterilmesi hedeflenmiştir. Çalışma grupları, Troponin I değerleri > 0,01 olan MI tanılı 30 yetişkin hasta ve 30 gönüllü sağlıklı kontrol şeklinde çalışmaya dahil edilmiştir. İstanbul Medipol Üniversitesi Biyokimya A.B.D. Laboratuvarında NO, TAS, TOS değerleri raporlanarak, Graph Pad Prism Version 7.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Hasta ve kontrol gruplarında NO, TAS, TOS ve Oksidatif Stres İndeksi (OSİ) dağılımları anlamlı olarak değişkenlik göstermiştir. (p<0.05) MI hastalarında görülen bu dağılımlar kontrol grubu ile karşılaştırıldığında; incelenen biyoparametrelerin hastalıkla metabolik ilişkili olduğu düşünülmektedir. Sonuç olarak; MI'lü hastalarda başvuru esnasında ölçülen Troponin I yüksekliği, kötü prognozla ilişkili olabilir. Artmış NO ve TAS da, akut koroner sendromlarda inflamasyon ve bu süreçte oluşan oksidatif strese karşı bir savunma mekanizması olarak düşünülmektedir. Ancak NO, TAS ve TOS'un MI patogenezindeki etkisini anlayabilmek için daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Sıçan beyninden ve akciğerinden izole edilen doku faktörünün k vitamini inhibitörleri ile ilişkisinin incelenmesi
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2020) Taylan, Merve; Emekli, Neslin
    Ekstrensek pıhtılaşma sisteminde bazı proteinlere postranslasyonel modifikasyonla karboksil grubu bağlanır. Bu reaksiyon için K vitamini gereklidir. Çünkü karboksilazların koenzimi, K vitaminidir. 1990'lü yılların başından beri bilinen bu mekanizma tromboza bağlı MI, serebrovaskuler, periferal damar hastalığı olan kişilerin tedavisinde kullanılmaktadır. Bu tedavinin amacı K vitaminini baskılayarak pıhtı oluşumunu, kanamaya sebebiyet vermeden engellemektir. Protrombin zamanı testi (PTZ), koagulasyon kaskadında ekstrensek yolun göstergesi kabul edilir. Oral antikoagulan kullanan hastaların kullandıkları ilacın dozlarının tespitinde sıklıkla kullanılan bir biyokimyasal analizdir. Bu çalışmada; sıçan akciğeri ve beyninden izole ettiğimiz doku faktörü ile PTZ yapıp hastaların sonuçları ile uyumluluğunu incelemeyi ve alternatif geliştirmeyi amaçladık. İstanbul Medipol Üniversitesi Mega Hastanesi Biyokimya laboratuvarına PTZ ölçümü için gelen 27 olgu çalışmaya dahil edildi. Bu olguların 14 tanesinin otomasyon PTZ değerleri referans değerleri arasında, 13 tanesinin otomasyon PTZ değerleri saniye olarak diğerlerinden uzamış durumdaydı. PTZ için gerekli olan doku faktörü sıçan beyni ve akciğerinden elde edildi. Quick metodu ile ölçülen PTZ testi ile değerlendirildi. Hastane laboratuvarında otomasyonla yapılan PTZ sonuçları ile bizim araştırma amacıyla yaptığımız test sonuçları birbirine yakın değerler olduğu için sonuçlar istatistiksel olarak anlamsız bulunmuştur (p>0,05). Yapılan analizlerin sonucuna göre iki yöntem arasında bir uyum olduğu ve birbirinin alternatifi olduğu söylenebilir. Sonuçlar; kendi ürettiğimiz doku faktörünün standardize edilerek protrombin zamanı testinde kullanılabileceğini göstermiştir ve bulgularımız tromboplastin üretiminde literatüre katkı sağlayacaktır, PTZ testinde alternatif oluşturacaktır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    The effect of calpain inhibitor-I on copper oxide nanoparticle-induced damage and cerebral ischemia-reperfusion in a rat model
    (2024) Karimkhani, Hadi; Shojaolsadati, Paria; Yiğitbaşı, Türkan; Kolbaşı, Bircan; Emekli, Neslin
    This study aimed to investigate the effects of the calpain inhibitor N-Acetyl-Leu-Leu-norleucinal (ALLN) on neuroapoptotic cell damage caused by Copper Oxide Nanoparticles (CuO-NP) and exacerbation of damage through brain ischemia/reperfusion (I/R) in a rat model. Male Wistar Albino rats (n=80) were divided into eight groups: Control, I/R, CuO-NP, CuO-NP+I/R, I/R+ALLN, CuO-NP+ALLN, CuO-NP+I/R+ALLN, and DMSO. Biochemical markers (MBP, S100B, NEFL, NSE, BCL-2, Cyt-C, Calpain, TNF-?, Caspase-3, MDA, and CAT) were measured in serum and brain tissue samples. Histological examinations (H&E staining), DNA fragmentation analysis (TUNEL) were performed, along with Caspase-3 assessment. The ALLN-treated groups exhibited significant improvements in biochemical markers and a remarkable reduction in apoptosis compared to the damaged groups (CuO-NP and I/R). H&E and Caspase-3 staining revealed damage-related morphological changes and reduced apoptosis in the ALLN-treated group. However, no differences were observed among the groups with TUNEL staining. The findings suggest that ALLN, as a calpain inhibitor, has potential implications for anti-apoptotic treatment, specifically in mitigating neuroapoptotic cell damage caused by CuO-NP and I/R.

| İstanbul Medipol Üniversitesi | Kütüphane | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Kavacık, Göztepe Mah, Atatürk Cd. No:40, 34810 Beykoz, İstanbul, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim