Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Bayra, Adem Ersin" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 7 / 7
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Çevre hukukunda yeni bir yaklaşım: Çevrenin hakkı
    (İstanbul Medipol Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022) Kocatüfek, Kazım; Bayra, Adem Ersin
    Çevreyi korumak için onu hak sahibi bir varlık olarak tanımadan evvel de çeşitli koruma mekanizmaları geliştirilmiştir. Ancak çevre hakkı başta olmak üzere bu hukuki düzenlemelerin hiçbiri çevrenin bozulmasını tam olarak engelleyememiştir. Çevre ile ilgili kaygıların doruk noktasına ulaşması ile birlikte ise çevrenin hakkı kavramının hukukileşme süreci başlamıştır. Ancak çevrenin hukukun karşısında hak sahibi bir varlık olarak tanınması birçok tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Nitekim çevreyi korumak için onu hak sahibi bir varlık olarak tanımadan evvel hukuk düzenindeki bu önemli değişikliğin tüm boyutlarıyla beraber değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda çevre hukukundaki bu yeni yaklaşımı ele alan çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çevre kavramı, çevre ile ilgili sorunlar ve etik yaklaşımlar incelenmiş, müteakiben hâlihazırda çevrenin korunması konusunda en önemli hukuki düzenlemelerden olan çevre hakkı kavramına değinilmiştir. İkinci bölümde ise çevrenin korunması adına yeni bir çözüm arayışını ifade eden ve çevreyi koruma fikrinin hukuk alanına yansıması olan çevrenin hakkının kavramı anlatılmıştır. Son olarak çalışmada mukayeseli hukukta bu kavramın yer alış şekli ve kavrama getirilen eleştiriler hakkında bilgi verilmiştir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Dr. Jekyll’dan Mr. Hyde’a Modern Devlet’in iki yüzü: Liberal Hukuk Devleti’nden Anayasal Diktatörlük’e
    (İstanbul Medipol Üniversitesi, 2020) Bayra, Adem Ersin
    20. yüzyıl büyük savaşların ve bu savaşlar sonrasında ortaya çıkan totaliter-otoriter rejimlerin yüzyılı olmuştu. Bu dönem aynı zamanda demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi liberal hukuk devleti için vazgeçilmez olan prensiplerin erozyona uğradığı bir çağdı. Bu noktada 21. yüzyıl ise terör eylemleri, salgın hastalıklar ve ekonomik krizler gibi büyük çaplı tehditler neticesinde güvenliğin öne çıktığı bir çağ olmuştur. Bu tehditler karşısında liberal hukuk devletinin yönetim paradigması büyük ölçüde güvenlik lehine kaymıştır. Bütün bu gelişmeler liberal demokrasilerin mutlaklaşma eğiliminin göstergesi sayılabilir. Zira bu dönem, olağanüstü halin olağanlaştırıldığı, hukukun hukuku askıya alma aracı olarak kullanıldığı, hatta güçler ayrılığı doktrinin dahi sorgulandığı bir döneme işaret etmektedir. Bu dönemde ortaya çıkan mutlak rejimlerin tamamı için diktatörlük benzetmesi yapılmıştır. Ancak bu benzetme hatalıdır. Nitekim diktatörlük Roma Cumhuriyeti’nde ortaya çıkmış antik ve anayasal kurumudur. Bu bakımdan liberal hukuk devletinin mutlaklaşma gösteren yönünün hukuki çerçevesini çizmek için başka kurumlara müracaat etmek gerekmektedir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Güvenlik Devleti: Leviathan’dan Hukuk Devletine, Hukuk Devletinden Leviathan’a
    (İstanbul Medipol Üniversitesi, 2019) Bayra, Adem Ersin
    Güvenlik herhangi bir tehdit veya tehlikeden uzak halde bulunma durumunu ifade etmek için kullanılan bir kavramdır. Güvenlik devletinin ortaya çıkışı ise modern devletin doğuşuna paralel olarak gerçekleşmiştir. Nitekim modern devlet düşüncesinin fikir babası sayılan Hobbes güvenliği devletin varlık sebebi olarak ele almıştır. Fonksiyonu güvenlik ve adaleti sağlamaya indirgenen liberal devlet ise güvenliği hak ve özgürlükleri sınırlandırma aracı olarak hukukileştirmiştir. Bununla birlikte 20.yy. güvenliğin hiç olmadığı kadar öne çıktığı bir çağdır. 9/11 sonrası dönem ise güvenliğin hikmet-i hükümetin yerini aldığı yeni bir dönem olmuştur. Korkunun ayakta tutulmak zorunda olunduğu ve olağanüstü halin olağanlaştığı bu dönem, güvenlik devletinin ortaya çıktığı dönemdir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Hak ve özgu?rlu?kleri sınırlandıran kavramların tasnifi ve derecelendirmesi - II: Milli gu?venlik
    (İstanbul Medipol Üniversitesi, 2021) Bayra, Adem Ersin
    Hak ve özgu?rlu?kleri sınırlandıran kavramlar ihlalin yoğunluğu, coğrafi tesir alanı ve su?rekliliği bakımından tasnif edilebilir. Bu açıdan yapılan tasnifte hak ve özgu?rlu?kleri sınırlandıran kavramlar iki öbekte ele alınabilir. Zira bu öbeklerden birincisi kamu du?zenine, ikincisi ise milli gu?venliğe ilişkin kavramlardan oluşmaktadır. Bu kavramlardan kamu du?zenine ilişkin olanlar su?re bakımından daha geçici, coğrafi olarak ise daha sınırlı bir alanı işaret etmektedir. Bu çalışmanın konusunu oluşturan milli gu?venliğe ilişkin kavramlar ise devletin varlığına ve bekasına yöneliktir. Öyle ki milli gu?venliğe yönelik tehditleri bertaraf etmek için olağanu?stu? hâl rejimlerine başvurulabilmektedir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Hak ve özgürlükleri sınırlandıran kavramların tasnifi ve derecelendirmesi - I: Kamu düzeni ve kamu düzeni ile ilgili kavramlar
    (2020) Bayra, Adem Ersin
    Modern anayasalarda hak ve özgürlükleri sınırlandıran birçok ortak neden bulunmaktadır. Anayasa koyucunun şartlara göre belirlediği bu nedenler genellikle soyut ve muğlak kavramlarla ifade edilmektedir. Dolayısıyla bu kavramların kötüye kullanılması mümkündür. Çünkü uygulamada sınırlama şartlarının oluşup oluşmadığını tespit etmek, son tahlilde siyasal iktidara düşmektedir. Ancak yaşanacak uyuşmazlıklarda kavramların nihai içeriklendirilmesinin yargı kararları ile yapıldığını vurgulamak gerekir. Bu kapsamda çalışmanın hedeflerinden ilki, hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin nedenlerin/kavramların konu bakımından tasnifini yapmaktır. Nitekim tehdidin içeriği, coğrafi tesir düzeyi, sürekliliği gibi unsurları alınacak tedbiri şekillendirmektedir. Zira iç güvenliğe, düzene, sınırlı bir alana ilişkin olan ve süreklilik içermeyen tehditler kamu düzeni ile irtibatlıdır. Çalışmanın ikinci amacı ise, birincisi ile de bağlantılı olarak, kavramların anayasal çerçevede nasıl kullanıldığını farklı ülke örnekleri bağlamında ortaya koymaktır. Dolayısıyla hak ve özgürlükleri devletin bekasına ve varlığına ilişkin olarak sınırlandıran nedenlerin analizi bu çalışmanın kapsamı dışındadır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Hobbesyen anlayışın post-moderniteye mirası: Güvenlik devleti
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019) Bayra, Adem Ersin; Bulut, Nihat
    Güvenlik herhangi bir tehdit veya tehlikeden uzak halde bulunma durumunu ifade etmek için kullanılan bir kavramdır. Bu bakımdan güvenlik kişilerin emniyet içinde bulunduğu bir hali nitelendirmektedir. Ancak güvenlik sürekli dönüşüm içinde olan bir kavramdır. Keza her çağın güvenlik anlayışının birbirinden farklı olduğu görülmektedir. Zira Cicero'ya kadar güvenliğin karşılığı olarak bir kavramdan (securitas) söz edilemez. Aynı şekilde modern çağa kadar ortak bir güvenlik yaklaşımı da mevcut değildir. Modern güvenlik yaklaşımının ortaya çıkışı ise modern devletin doğuşuna paralel olarak gerçekleşmiştir. Devleti insan yapısı ve sözleşme ürünü bir aygıt olarak tasarlayan düşünürler, güvenliği devletin varlık sebebi olarak ele almışlardır. Öyle ki devlet öncesi toplumu mutlak bir barış içinde tasvir eden liberal görüş ile doğa halini bir kaos durumu olarak niteleyen korku odaklı görüş devletin kökeni konusunda hemfikirdir. Ancak mutlak egemenlik taraftarı düşünürlerin aksine legalist ve liberal düşünürler, iktidarın sınırlandırılması gerektiğini savunmaktadır. Bu noktada iktidar, legalistler vasıtasıyla pozitif yasayla, liberaller tarafındansa özgürlüklerle sınırlandırmıştır. Fonksiyonu güvenlik ve adaleti sağlamaya indirgenen liberal devlet ise güvenliği hak ve özgürlükleri sınırlandırma aracı olarak hukukileştirmiştir. Öte yandan çekirdek haklar da bu sınırın sınırını teşkil etmiştir. 20.yy. ise güvenliğin hiç olmadığı kadar öne çıktığı bir çağ olmuştur. Keza bu dönemde güvenlik konusunda birçok farklı teori ortaya koyulmuştur. Zira 9/11 sonrası dönem güvenliğin hikmet-i hükümetin yerini aldığı yeni bir dönemdir. Korkunun ayakta tutulmak zorunda olunduğu ve olağanüstü halin olağanlaştığı bu dönem, güvenlik devletinin ortaya çıktığı dönemdir. İşte bu bağlamda çalışmamızda sırasıyla güvenlik konseptinin antik çağdan modern çağa kadar geçirdiği değişim, modern çağ güvenlik yaklaşımı, hukuk devleti ilkesi çerçevesinde güvenlik, modern güvenliğin dönüşümü ve güvenlikçi devletin ortaya çıkışı incelenecektir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Liberal demokrasinin meşruiyet krizine bir çözüm önerisi olarak akışkan demokrasi: Değeri ve ulusal ölçekte uygulanabilirliği
    (Seçkin Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş., 2022) Bayra, Adem Ersin
    Demokrasi, kökenleri M.Ö. V. yüzyıla dayanan bir kavramdır. Ancak iki bin beş yüz yıllık geçmişine rağmen içeriğine yönelik tartışmalar güncelliğini korumaktadır. Nitekim bu süreç boyunca demokrasiden anlaşılan hep farklı olmuştur. Bu kapsamda Antik Yunan’da uygulanan demokrasi ile günümüzde hâkim olan liberal demokrasi yaklaşımı arasında büyük farklar bulunmaktadır. Bunlardan en belirgin olanı çağımızda doğrudan demokrasi uygulamalarının oldukça sınırlı kalması ve temsili demokrasinin yaygınlık kazanmasıdır. Bu büyük ayrışma demokrasinin hem kavramsal sınırlarının tam olarak çizilemediğini hem de hala değişme potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Öyle ki seçimlere olan ilginin her geçen gün daha fazla azalması liberal demokrasinin bir meşruiyet krizi içinde olduğuna dair tartışmaları artırmaktadır. Bu noktada teorisi oldukça eskiye dayanıyor olsa da XXI. yüzyılda Korsan Parti hareketi ile gündeme gelen akışkan demokrasi modelinin liberal demokrasinin krizine çare olacağı savunulmaktadır. Zira bu yeni demokrasi tipi vatandaşlara demokratik süreçlere sadece temsilciler aracılığı ile değil, doğrudan katılım imkânı da sunmaktadır. Diğer taraftan oyların geçişliliği ya da herhangi bir seçim periyodu beklenmeksizin geri çekilebilmesi gibi özellikleri ile aktif bir siyasal yaşam vaat etmektedir. Ancak tüm bu olumlu özelliklerine rağmen akışkan demokrasi, siyaseti değerlerinden arındırarak günlük yaşama indirgemektedir. Üstelik elinde çok sayıda oy toplayan temsilcilerin sisteme egemen olma riski de bulunmaktadır. Bu doğrultuda çalışmada akışkan demokrasi teorisinin genel çerçevesi ve ulusal ölçekte liberal demokrasinin meşruiyet krizine çözüm olup olamayacağı sorusu tartışılacaktır.

| İstanbul Medipol Üniversitesi | Kütüphane | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Kavacık, Göztepe Mah, Atatürk Cd. No:40, 34810 Beykoz, İstanbul, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim