Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Alan Akcan, Esra" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 11 / 11
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    5237 sayılı Türk Ceza Kanununda tehdit suçu
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021) Mısırlı, Emirhan; Alan Akcan, Esra
    Tehdit içeren eylem söz, yazı, işaret veya davranışla yapıldığı fark etmeksizin kişinin iç huzurunu ve irade serbestisini hedef alır. Kişinin iç huzurunu bozan, güven hissini zedeleyip tedirgin etmeyi amaçlayan, irade serbestisini etkileme tehlikesi doğuran bu nitelikteki eylemler öteden bu yana ceza hukukunda suç olarak düzenlenmiştir. Tehdit içeren eylem yöneldiği mağdurun karar verme, hareket etme, hak kullanma hürriyetini tehlikeye soktuğu için tehdit suçu Türk Ceza Kanununda Hürriyete Karşı Suçlar başlığı altında düzenlenmiştir. Yine kişi hürriyetini hedef alan tehdit eylemi Türk Ceza Kanununda düzenlenen birçok suçun da unsurunu oluşturduğu gibi, birçok suçun da nitelikli halini oluşturmaktadır. Bu sebeple, öncelikle tehdit suçunun hedef aldığı kişi hürriyeti ele alınacak, sonrasında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunundaki tehdit suçunun 765 Sayılı Türk Ceza Kanunundaki düzenlemesi ile mukayesesi, tehdidin unsuru ve nitelikli hali olduğu diğer suçlarla ve benzer suçlarla mukayesesi, tehdit suçunun soruşturma ve kovuşturma usulü, Yargıtay kararları ışığında incelenecektir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında doğrudan soru yöneltme
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Yılmaz, Zehra; Alan Akcan, Esra
    Bu çalışmanın konusunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 201. maddesinde yer alan doğrudan soru yöneltme faaliyeti oluşturmaktadır. Konunun seçilmesindeki en önemli sebep, doğrudan soru yöneltme faaliyetinin; yargılamanın etkin ve verimli bir şekilde sürdürülmesi ve sonuçlandırılması için son derece önemli bir rolünün bulunmasıdır. Doğrudan soru yöneltme hükmünün önemine rağmen bu yenilik hakkında uygulayıcıların faydalanabileceği yeterli sayıda kaynak bulunmaması bu hakkın uygulanmasını ve yaygınlaşmasını güçleştirmektedir. Bu nedenle, gerek bu hakkı kullanacak uygulayıcıların, gerekse bu hakkın yöneldiği kişilerin getirilmiş olan bu yenilikler hakkında bilgilendirilmesi amaçlanmıştır. Özellikle, söz konusu maddenin uygulayıcılarından biri olan, iddia makamını temsil eden ve benim de içerisinde bulunduğum Cumhuriyet Savcılarının, bu faaliyetin uygulaması sırasında kovuşturma aşamasında da tıpkı soruşturma aşamasındaki gibi aktif bir rol alarak, maddi gerçeğe ulaşılması konusunda azami faydanın gösterilmesi amaçlanmıştır. Bu nedenle çalışmamızda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 201. maddesi dayanak alınmak suretiyle, AİHS ve mevzuat hükümleri çerçevesinde doğrudan soru yöneltme müessesinin; tanımı, amacı, hukuki niteliği, benzer kavramlarla ilişkisi, müesseseye hâkim olan ilkeler, tarihçesi, doğrudan soru yöneltme hakkına sahip olan süjeler ile kendisine soru sorulacak süjeler, doğrudan soru yöneltme faaliyetinin yargılanmanın hangi aşamasında uygulanacağı sorunu ve bu hakkın sınırına ilişkin hususlar inceleme konusu yapılmıştır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    6362 sayılı sermaye piyasası kanunu 107. maddesi çerçevesinde piyasa dolandırıcılığı suçu
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019) Paşaoğlu Köroğlu, Duygu; Alan Akcan, Esra
    Teknolojinin gelişmesiyle birlikte yatırımcılar borsada çeşitli tekniklerle işlem gerçekleştirmektedirler. Özellikle bir sermaye piyasası aracının fiyatını belirlemeye yönelik aldatıcı işlemler, piyasanın etkin şekilde işleyişini bozacaktır. Piyasa dolandırıcılığı, bir sermaye piyasası aracının fiyatının şekillenmesini sağlamak amacıyla aktif bir piyasa izlenimi uyandıracak nitelikteki fiillerde bulunulması ya da gerçekdışı bilgi veya haberlerin yayılması suretiyle fiyatın yapay olarak belirlenmesidir. Piyasa dolandırıcılığı suçu, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 107. Maddesinde hüküm altına alınmıştır. İlk fıkrada işlem bazlı piyasa dolandırıcılığı suçu düzenlenirken, ikinci fıkrada, bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığı suçu düzenlenmiştir. Cezai yaptırımı, Sermaye Piyasası Kurulu'nun Cumhuriyet Savcılığına yapacağı ve muhakeme şartı niteliğindeki yazılı başvurusu ile suç duyurusunda bulunmaktır. Eylem suç oluşturmadığı takdirde piyasa bozcu eylem olarak nitelendirilebiliyorsa Sermaye Piyasası Kurulunca Kabahatler Kanunu uyarınca, idari para cezası işlemi tesis edilebilir. Borsada işlem gerçekleştiren yatırımcının piyasa dolandırıcılığı suçu işlediğine dair makul şüphe oluşması durumunda ise, yatırımcıya işlem yasağı tedbiri uygulanabilecektir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Adli kontrole karar süreci
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019) Ünal, Haluk; Alan Akcan, Esra
    Adli kontrol, temel hak ve özgürlüklere ağır bir müdahalede bulunan tutuklamaya karşı alternatif bir koruma tedbiri türü olarak ortaya çıkmıştır. Adli kontrol bir koruma tedbiri olarak ceza muhakemesi sistemimize, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109-115. maddeleri arasında düzenlenmesiyle birlikte girmiştir. Yetkili mercilerce adli kontrole; maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, delillerin karartılmasının önlenmesi, şüpheli veya sanığın kaçmasının engellenmesi, mağdur, tanık ve diğer kişiler üzerinde baskı yapılmasının önlenmesi için başvurulur. Adli kontrolün içerdiği yükümlülükler ise kişinin temel hak ve özgürlüklerinden birine veya birkaçına müdahale etmektedir. Bu sebeple adli kontrol kararı verilirken hukuka ve kanuna uygun bir şekilde karar verilmelidir. Verilen karara karşı hukuk devleti ilkesi gereği kanun yolu açıktır. Ancak, adli kontrolün hukuka aykırı uygulanması neticesinde ortaya çıkan zararın tazmini konusu 5271 sayılı kanunda yer almamıştır. Çalışmamızda, adli kontrol sürecinin talep ile başlamasından sona ermesine kadar olan konulara değinilmiştir. Ayrıca, verilen adli kontrol kararına karşı itiraz kanun yolu ve adli kontrolün hukuka aykırı uygulanmasından dolayı ortaya çıkan zararın tazmini hususları üzerinde de durulmuştur.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Ceza hukukunda mağdurun korunmasına yönelik düzenlemeler
    (Dokuz Eylül Üniversitesi, 2014) Alan Akcan, Esra
    20. yüzyılın son yarısından itibaren, hukuk sistemlerinde, mağdurun korunması konusunun önemsendiğini ve bu konuya ilişkin düzenlemelerin arttığını belirtmiştik. Buradan hareketle, ceza hukuku ve ceza muhakemesihukukunun asıl amaçlarından birinin de mağdurun tatmini, korunması ve zararlarının giderilmesi olduğunu benimseyen Türk hukukunda da konuya ilişkin çalışmalar hız kazanmıştır. Çağdaş gelişmelere paralel bir şekilde,çeşitli kanunlarda ve de özellikle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda mağdur haklarına ve mağdurun korunması konusuna önem verilmiş ve konuya ilişkin yeniliklere kanun metninde yer verilmiştir. Mağduru korumaya yönelik yeni kurumlara ilişkin düzenlemelerin uygulamaya geçirilmesinde, doğal olarak bazı aksaklıklar ortaya çıkmış olsa da, bu kurumlar adli yargıda mağdura verilen önemin göstergesi olmuştur.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Çocukların cinsel istismarı suçu / TCK m. 103
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020) Herkesecan, Gürol; Alan Akcan, Esra
    İçeriği itibariyle diğer suç tiplerinden farklılaşan çocukların cinsel istismarı suçu, sonuçları itibariyle yalnızca bir hukuk konusu değil, aynı zamanda başta sosyoloji olmak üzere pek çok alanı ilgilendiren bir konudur. Türk Ceza Kanunu'nun suç tipine ilişkin ilgili düzenlemesi irdelendiğinde, yasal düzenlemenin eksik ya da hatalı ele alındığı, bu sebeple ilgili düzenlemede açık bir kanun boşluğu olduğu görülmektedir. Keza, Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesindeki yasal boşluğun Anayasa ve AİHS hükümlerine de aykırı olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle çalışmamızda Türk Ceza Kanunu ile Anayasa, Uluslararası Sözleşmeler, Avrupa Birliği'ne üye veya Avrupa Kıtası ülkelerinin konuya ilişkin ceza hükümleri de nazara alınmış ve Türk Ceza Kanunu'nun 103. Maddesindeki yasal boşluğun ne suretle giderilebileceğine ilişkin karşılaştırmalı hukuktaki örnekler eşliğinde bir değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (TCK m. 170/1)
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2017) Egemenoğlu, Alaaddin; Alan Akcan, Esra
    En eski zamanlardan günümüze kadar toplum düzenine aykırı fiillerin ihlalinin önlenmesi için ihlal eden kişiye ceza verildiği görülmektedir. Devletin emirler ve yasaklar neticesinde öngördüğü yaptırımlarla toplumun düzen içinde yaşaması sağlanmaktadır. Cezanın bu açıdan eğitici ve genel önleyici özelliği bulunmaktadır. TCK'nun 170 inci maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan somut bir tehlike suçunu oluşturan genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, kişilerin canına ve malına yönelik ihlallerin önlenmesi ve huzurlu bir toplumda yaşanılması amacıyla düzenlenmiştir. Bu hüküm kişilerin birlikte toplum olarak huzurlu bir şekilde yaşamlarını sürdürebilmeleri için önemlidir. Bu çalışmanın konusu: TCK'nun 170 inci maddesinin 1 inci fıkrasında düzenlenen genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunun unsurlarının incelenmesidir. İlk olarak genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu hakkında genel bilgiler verilecektir. Bu bağlamda suçun tarihçesi, suçla korunan hukuki değer, suçun unsurları (maddi unsur, manevi unsur, hukuka aykırılık unsuru), ele alınacaktır. Daha sonra kusurluluk, suçun özel görünüş şekilleri, objektif cezalandırılabilme şartı, yaptırım ve kovuşturma usulü incelenecektir. Son olarak konuya ilişkin görüş ve değerlendirme yapılacaktır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018) Cirit, Muzaffer Enes; Alan Akcan, Esra
    Anayasanın 20. maddesi ile güvence altına alınan "Özel Hayatın Gizliliği" ve 22. maddesi ile güvence altına alınan "Haberleşme Hürriyeti" yalnızca kanunda belirtilen hallerde sınırlandırılabilir. Bu sınırlamalardan biri de işlenmiş suçları aydınlatmak için CMK'nın 135. maddesinde düzenlenen "Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişi-min Denetlenmesi" koruma tedbiridir. Bu koruma tedbiri teknolojinin gelişmesi ile daha çok uygulama alanı bulacaktır. Sürekli olarak değişim ve gelişim içerisinde olan iletişim, kanun koyucu tarafından yakından takip edilerek düzenlemeler yapılmakta-dır. Bu koruma tedbiri ilk olarak 4422 sayılı Kanun ile mevzuatımıza girmiş olup. 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK ile ayrıntılı bir şekilde dü-zenlenmiştir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Mukayeseli hukuk ve Türk ceza hukukunda güvenlik tedbirleri
    (2016) Alan Akcan, Esra; Artuk, Mehmet Emin
    Toplumun bizzat kendisi veya üyelerini korumak için başvurduğu cezanın yanında, ceza yerine geçen önlemlere de hükmedildiği görülmektedir. İlk defa1893 İsviçre Ceza Kanunu ön tasarısında görülen güvenlik tedbirleri, işlediği suçtan dolayı kişi hakkında, koruma, iyileştirme, eğitim gibi amaçlarla hâkim tarafından hükmedilen, fiil ve failin kişiliğinden kaynaklanan tehlikelilik halini önlemeye özgülenen yaptırımlardır. Bu anlamda ceza ile benzer noktaları bulunmakla birlikte cezadan farklı yönleri de çoktur. Kişi hürriyetini kaldıran veya haklardan yoksun bırakan güvenlik tedbirleri olduğu gibi kişi hürriyetini sınırlayan güvenlik tedbirler de mevcuttur.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Resmi belgede sahtecilik suçu
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019) Demir, Muhammet Zafer; Alan Akcan, Esra
    Geçmişten günümüze, toplumsal düzenin sağlanması adına, düzeni sarsan veya sarsma ihtimali bulunan aykırı davranışların önlenmesi ve bu davranışları sergileyenlere yaptırım uygulanması ceza hukukunun temel amaçlarından biridir. Önleme ve cezalandırma, toplumsal otoriteyi temsil eden sistemler tarafından düzenlenen kurallara göre belirlenmektedir. Bu düzen içerisinde belgeler, toplumsal yaşamın neredeyse her alanında kullanılmaktadır. Bu durum belgelere toplumda duyulan güvenden kaynaklanmaktadır. Bu güven, belgelerin ihtiva ettikleri gerçeğin farklı gösterilmesi veya değiştirilmesi gibi sahtecilik fiilleri ile sarsılmakta ve toplumun mağdur olmasına sebep olmaktadır. Bu sebepledir ki belgelerin özüne etki eden bu tür fiiller kamu güvenine karşı işlenmiş suçlar kategorisinde düzenlenmektedir. Türk Ceza Kanunu belgelere yönelik gerçekleştirilen sahtecilik fiillerini "kamu güvenine karşı işlenen suçlar" arasında düzenlemiştir. İnceleme konumuzu oluşturan "resmi belgede sahtecilik suçu" TCK'nın 204. maddesi ile düzenlenerek kamu güvenine karşı işlenen suçlar arasında sayılmıştır. Resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin madde metninde, belgenin tanımı yapılmaksızın suç unsuru hareketler sayılmış ve ilk iki fıkra ile suç failinin kamu görevlisi olup olmamasına göre bir ayrım yapılmıştır. Üçüncü fıkra ile de ağırlaştırıcı haller belirtilmiştir. Çalışma ile resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin olarak; suçun tarihçesi, belge kavramı, suçun unsurları, yargılama usulü ve benzer suçlarla olan ilişkisi hakkında, öğretideki görüşler ve yargı içtihatları doğrultusunda bilgi verilmesi amaçlanmaktadır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Türk Ceza Kanunu'nda çocuk düşürtme suçu
    (İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018) Muş, Muhammet Hamza; Alan Akcan, Esra
    Türk Ceza Kanunu'nun 99. maddesinde düzenlenen çocuk düşürtme suçunun unsurları hakkında doktrinde farklı görüşler yer almaktadır. Bu tez, Türk Ceza Kanunu'nda çocuk düşürtme suçuyla korunmak istenen hukuksal yararın ne olduğu ve doktrinde yer alan görüş farklılıklarının neden kaynaklandığı sorularını cevaplamayı amaçlamaktadır. Suçun taksirli haline kanunda yer verilmesinin gerekip gerekmediği, kişilik sıfatına sahip olmayan ceninin suçun unsurlarında neden olduğu sorunlar tartışılmış ve bu sorunların çözümlemesi yapılmıştır.

| İstanbul Medipol Üniversitesi | Kütüphane | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Kavacık, Göztepe Mah, Atatürk Cd. No:40, 34810 Beykoz, İstanbul, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim