Yazar "Adal, Servet Erdal" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 5 / 5
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Çocukluk çağında bir hiperprolaktinemi olgusu(2016) Yaşa, Beril; Karabayır, Nalan; Örmeci, Tuğrul; Öcal, Özlem; Adal, Servet ErdalHiperprolaktinemi çocukluk yaş grubunda ender olup, hipofiz adenomlarından kaynaklanabilir. On altı yaşında kız hasta âdet görememe, sol göğsünden süt gelmesi yakınmaları ile başvurdu. Fizik muayenesinde tiroid bezi palpe edilmeyen hastanın sol memesinden süt aktığı saptandı. Tetkiklerinde Tiroid Stimulan Hormon (TSH)=3.13 uIU/ml (0.5-5 uIU/ml), serbest T4=0.73 ng/dl (0.71-1.85 ng/dl), Folikül Stimulan Hormon (FSH)=10.7 mIU/ml (4-13 mIU/ml, foliküler faz), Lüteinizan Hormon (LH)=8.45 mIU/ml (2.4-12.6 mIU/ml), Prolaktin=227.9 ng/mL (5.18-26.53 ng/ml) bulunması üzerine çekilen hipofiz manyetik rezonans görüntülemede sella turcicayı genişleten, suprasellar sisterni oblitere eden, optik kiazmaya kadar uzanan 20x15 mm ebadında makroadenom saptandı. Kan Kortizol=14 mcg/dl (<20 mcg/dl), Büyüme Hormonu=2.86 mIU/ml (0-20 mIU/ml), Adrenokortikotropik Hormon (ACTH)=24.7 pg/ml (0-100 pg/ml) bulunan hastanın görme alanı muayenesinde bitemporal defekt izlenmedi. Nöroşirurji konsültasyonunda cerrahi girişim düşünülmeyen hastaya Kabergoline tedavisi başlandı. Tedavinin 2. gününde galaktoresi kaybolan olgunun 7. günde bakılan kan prolaktin düzeyi 14.84 ng/mL saptandı. Tedavinin 20. gününde çekilen hipofiz manyetik rezonans görüntülemede adenom boyutlarında küçülme tespit edildi. Sonuç olarak, çocuklarda hipofizer adenomların tedavisinde medikal tedavi ile yüz güldürücü sonuçlar alınabilir. Bu nedenle cerrahi girişimden önce medikal tedavi denenmelidir.Öğe Common polymorphisms of growth hormone: Growth hormone receptor axis in Turkish children with short stature(AVES, 2022) Yılmaz Güleç, Elif; Ercan, Oya; Adal, Servet Erdal; Buyru, Ayşe Nur; Yıldız, Metin; Deviren, AyhanObjective: A single-nucleotide polymorphism of the growth hormone 1 gene, GH1IVS4+90A>T (rs2665802), associated with short stature and a polymorphism of the growth hormone receptor gene, exon 3 deleted variant, associated with increased responsiveness to growth hormone have been reported previously. We aimed to investigate the frequency of both polymorphisms and their correlation to height in Turkish short children. Also, we aimed to evaluate the effect of exon 3 deleted variant on response to 1-year growth hormone therapy. Materials and Methods: Children with idiopathic isolated growth hormone deficiency (n = 39) and with idiopathic short stature (n = 10) and 50 control subjects were evaluated for anthropo-metric parameters, annual growth velocity, and annual height gain. Growth hormone receptor gene polymorphisms were analyzed via multiplex polymerase chain reaction; growth hormone 1 gene polymorphism was analyzed via polymerase chain reaction and single-strand confor-mation polymorphism techniques. Results: The frequency of genotypes carrying the “A” allele was not significantly higher in the idiopathic isolated growth hormone deficiency group than in the idiopathic short stature and control groups (P = .03 for each). The exon 3 deleted variant genotype was significantly lower in the idiopathic short stature group compared to the control group (P = .01). There was no effect of exon 3 deleted variant, on response to the first-year growth hormone therapy. Conclusion: In Turkish population, no correlation was found between the “A” allele of GH1IVS4+90A>T polymorphism and idiopathic isolated growth hormone deficiency and short stature, and a significant negative correlation was found between exon 3 deleted variant and idiopathic short stature and short stature. Exon 3 deleted variant has no effect on response to growth hormone treatment.Öğe Is the season of diagnosis changing in children with type 1 diabetes mellitus?(Kare Publishing, 2022) Önal, Hasan; Yılmaz Semerci, Seda; Topuz, Hanım Şeyma; Adal, Servet ErdalObjective: By the effect of global warming, climate model of Turkey is suggested to evolve through semi-arid seasons and to the tropical climate. This study aimed to determine the seasonability for clinical onset of Type 1 diabetes mellitus (T1DM). Method: T1DM patients newly diagnosed between 2014 and 2019 in our pediatric endocrinology department located in Istanbul were included in this study. Clinical onset date and age of diagnosis of diabetes were recorded for each patient. Using the worldwheatheronline.com website, regional average rainy days, cloudy days, sunny days, temperature, and ultraviolet index (UVI) were calculated per month for the past 6 years. Results: A total of 659 patients with the new onset T1DM included in this study. A number of new diagnosed patients were 29.1% (192) in winter, 22.8% (150) in spring, 17.6% (116) in summer, and 30.5% (201) in autumn, respectively. No significant effect of the rainy day, cloudy day, sunny day, temperature, and UVI average of the month of diagnosis could be detected on this seasonal shift. Similar results were obtained when 132 patients whose under 4 years of age at the time of diagnosis were excluded from the study data. Conclusion: Although weather conditions seemed to have no considerable effect on this seasonal shift, the T1DM onset in the autumn season was seen to be shifted to the spring season, partially. Further studies including large number of participants are needed for a better understanding of the seasonality of T1DM worldwide.Öğe Tip 1 diyabetes mellitus'lu çocuk ve adölesanlarda insülin direnci, obezite sıklığı (double diyabet) ve obezite risk faktörlerinin incelenmesi(İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2021) Özkaya, Volkan; Adal, Servet ErdalBu çalışma Tip 1 Diyabetes Mellitus'lu çocuk ve adolesanlarda insülin direnci, obezite sıklığı (double diyabet) ve obezite risk faktörlerini saptamak amacıyla yürütüldü. Çalışmaya 6-18 yaş grubu 150 Tip 1 DM'li çocuk ve adolesan alındı. Katılımcıların antropometrik ölçümleri (vücut ağırlığı, boy, deri kıvrım kalınlıkları, çevre ölçümleri), vücut analizi, beslenme, fiziksel aktivite ve uyku alışkanlıkları, tansiyon, lipit profili, HbA1c, rutin kan ve idrar bulguları anket formuna kaydedildi. Türk çocukları için geliştirilen persentil eğrileri kullanılarak yaş ve cinsiyete özgü BKİ ?85-<95. persentil hafif şişman, ?95. persentil obezite kabul edildi. İnsülin direncinin değerlendirilmesinde eGDR formülleri kullanıldı. Besin tüketim kayıtları analiz edildi ve Türkiye Beslenme Rehberi ile karşılaştırıldı. Yaş ortalaması 12,2±3,1 yıl olan Tip 1 DM'li (%53 kız) çocuk ve adolesanların boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve BKİ ortalamaları sırasıyla: 148,4±16,6 cm, 46,2±15,1 kg ve 20,3±3,4 kg/m2 bulundu. Hafif şişmanlık oranı %13,3, obezite oranı %14,3 bulundu. Hafif şişmanlık erkeklerde (%14,1), obezite kızlarda (%19,0) daha yüksek saptandı. Obezite ve insülin direnci birlikte görülme oranı %10,7 (kız %16,5 ve erkek %4,2) belirlendi. Besin öğesi alımları cinsiyetler arası benzer bulundu. Her iki cinsiyette de enerjinin yağdan gelen oranı önerilerden daha yüksekken, karbonhidrattan gelen oranı önerilerden düşük bulundu. Çocuk ve adolesanlarda çoklu mikro besin öğesi alım yetersizlikleri saptandı. Babanın obez olması, DM eğitimi alma sıklığı ve ara öğün almanın bu popülasyonda obezite riskini artırabileceği saptandı. Tip 1 DM'lilerde obezite risk faktörlerinin belirlenmesi, birey, aile, toplum ve sağlık profesyonellerinin bilinçlendirilmesi, diyabete özgü obezite önleme programlarının ve rehberlerinin geliştirilmesi gerektiği düşünülmektedir.Öğe Turner sendromlu olgularda osteoporoz sıklığı ve östrojen takviye tedavisi için optimal başlama yaşının tespiti(Kare Yayıncılık, 2017) Koçkar, Tuba; Ugan Atik, Sezen; Gürsoy, Semra; Özgen, İlker Tolga; Barut, Yüksel; Adal, Servet ErdalAmaç: Turner Sendromunda boy kısalığı ve gonadal yetmezliğe bağlı hipogonadizm en sık karşılaşılan durumlardır. Ovaryan yetmezlik nedeni ile östrojen takviye tedavisi alması gereken bu olgularda, östrojen için uygun dozun belirlenmesi ve östrojen takviyesinin zamanlaması önem taşımaktadır. Bu çalışmada amacımız, Turner sendromlu olgularda, kemik mineral yoğunluğunu değerlendirmek ve osteoporoz sıklığını saptamaktır. Çalışmada en iyi final boya ulaşmak ve bu hedefe ulaşırken kemik sağlığını bozmamak için "Hangi yaşta östrojen tedavisi başlanmalıdır?" sorusuna yanıt aranmıştır.Gereç ve Yöntem: İstanbul Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Endokrin ve Metabolizma Polikliniği'nden izlenmiş, yaşları 8,8 ile 28 yıl arasında değişen, Turner sendromu tanısı kromozom analizi ile kesinleştirilmiş, kemik metabolizması üzerine olumsuz etkisi olabilecek herhangi bir hastalığı bulunmayan 45 olgu çalışma grubuna dâhil edilmiştir. Bulgular: Düzeltilmiş vertebra z skoru östrojen başlama yaşı ile ters korelasyon gösteriyordu (p=0,042; r=- 0,550). Final boya ulaşan 10 olgudan 4'ünde osteoporoz görüldü. Osteoporoz görülen olguların ortalama vertebra z skoru -2,4 idi. Osteoporoz sınırında olmayan 6 olgunın vertebra z skoru ise < -1,3 idi. Osteoporoz görülen olguların ortalama östrojen başlangıç yaşı 14,95±2,18 yıl, osteoporoz görülmeyen olgularınki 14,48±1,67 yıl olarak saptandı (p=0,762). Final boyu 148 cm üzerine çıkan ve 148 cm altında kalan olgular karşılaştırıldığında 148 cm'nin üzerine çıkan olguların ortalama 15,61±1,10 yaşında, 148 cm altında kalan olguların 13,26±1,79 yaşında östrojen tedavisine başladıkları görüldü (p=0,05). Sonuç: Östrojen takviye tedavisine başlama yaşında gecikmenin beklendiği kadar kötü kemik mineral yoğunluğu değerlerine neden olmadığı saptandı.











